Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
10
Haziran
2008
Anasayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Bozuk Zeminde Yolunu Bulanlar...
Bozuk Zeminde Yolunu Bulanlar... Yazdır E-posta
Erol MANİSALI   
Salı, 01 Ocak 2008

Erol MANİSALI İçinde (ve üzerinde) bulunduğumuz bozuk ve yanlış bir zemin var. Neler bozuk?

- Türkiye uygar ve gelişmiş ülkeler gibi "ulusal ve makro iktisat politikaları yürütmüyor" , yönetimler bunu özellikle yapmıyorlar.

- Siyasi ve kültürel olarak da durum aynı. Bireyler, şirketler ve kurumlar bu bozuk zemin üzerinde sadece kendi çıkarlarını (ve kazançlarını) gözetmeye çalışıyorlar.

- Patronlar, şirketlerini "yabancılara satarak" zenginleşiyor ve dolar milyarderi oluyorlar.

- Lüks mal ithalatçısı, "daha fazla mal getirerek kârını yükseltiyor".

- Ege'deki bir belediye başkanı "kilise yaparak" turist çekmeye çalışıyor. Ulusal kültür ve dış politikamız bulunmadığı için herkes başıboş kalmış. Yazarlar, kendi milletine küfrederek uluslararası üne kavuşuyorlar.

- Köşe yazarı ve yorumcu, yabancı şirketleri överek para kazanabiliyor ve bu sayede oligarşiye dahil olabiliyor.

- Siyasetçi, sömürgeci devletlerin ve yabancı tekellerin çıkarlarına hizmet ederek iktidarını sürdürüyor.

Kısacası para, iktidar, ün, ödül kazanmak için Türkiye'nin sırtından bir şeyler vermek gerektiren bir bozuk düzen işliyor. Birey, patron, siyasetçi, sanatçı Türkiye'ye bir şeyler ödeterek alacağını alabiliyor. Böylesine bozuk bir zemin üzerindeyiz.


Mikro-makro çatışması...

Bu manzaranın bilimsel boyutunda mikro-makro çatışması vardır. Kamarada, ısınmak için geminin ahşabını söküp yakmak gibi bir şey. Gemiyi elinizle batırıyorsunuz. Gelişmiş ülkelerde birey, şirket, kurum ve toplumsal yarar (fayda) arasında örtüşme ve bütünleşme vardır. Siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal altyapı buna göre kurulmuştur. Birey ve kurum kazanırken toplum (millet) da kazanır.

- Gelir artışlarında böyledir.

- Siyasal yükselmelerde birey ve toplum yararı örtüşür.

- Yazar üne kavuşurken millet de onurlanır, bundan toplumsal ün ve yarar sağlar. Avrupa'da bir sanatçı kendi toplumunu küçülterek kesinlikle yükselemez.

Olayın bir boyutu teknik ve nesnel, diğer boyutu ise siyasal ve özneldir. Bu örtüşmelerin sağlanmasındaki sihirli güç makro (ve ulusal) politikalarda gizlidir.

- Sanayide o ülkenin ulusal (ve makro) bir politikası olacak ve şirketler önlerindeki yolu görecekler. Yola çıkan şoförün elinde bir harita bulundurması gibi bir şey. Yoksa nereye, nasıl gideceğini bilemez, göremez. Bizdeki gibi yolun yarısında arabayı bir yabancıya satıp başının çaresine bakmak zorunda kalır.

- Ülkenin ulusal bir eğitim politikası bulunacak ki öğretmeni, müdürü, öğrencisi, öğrenci velisi yolunu görebilsin.Yoksa hacının, hocanın eline düşer.

- Milli bir dış ticaret çizgisi bulunmalı; ihracatçısı, ithalatçısı desteğini, kösteğini önceden görebilsin. Çizilen yol içinde şirket (ve kurum) kendi politikasını belirlesin...


Azgelişmiş ülke örneği mi?


Şimdi Türkiye'ye bir göz atalım:

- Kimileri Türkiye'nin kaderini Batı kapitalizminin ellerine bırakmak için, "Plan yok pilav var" yalanı ile sosyal devleti özellikle yıkmaya başlarlar.

- Arkasından Washington ve Brüksel'in iktidara taşıdığı kimileri daha da ileri giderler . "Her şeyi piyasa belirler" diyerek Avrupa'nın yapmadığını Türkiye'de uygulamaya başlarlar. "Piyasa üzerinden karşıdevrim" Türkiye'yi batağa sürüklerken kimileri kendi özel sorunlarını çözer.

- "İçimizdeki oligarşinin sömürgecilerle birlikte çalışmaları içi" , bozuk bir zemin gereklidir. Koşulları şunlardır:Toplumun çıkarı, yararı diye bir şey olmamalıdır. Bireyler, şirketler, kurumlar açıkgözlülük yaparak "kendi başlarının çaresine bakmalıdırlar" . Toplumun, devletin, milletin önünde belirsizlikler bulunmalıdır. Siyasi, iktisadi, sosyal belirsizlikler her şeye egemendir.

Her an her şey doğru ya da yanlış gibi algılanmaya başlar. Toplumsal (ve toplumcu) bir güvence yoktur. Gemisini kurtaran kaptan misali herkesin başının çaresine bakmaya çalıştığı bir kaos ortamı yaratılır.

"İstikrarsızlık ve çöküş istikrar gibi sunulmaya başlanır." Ülkenin ekonomisi, siyaseti, güvenliği ve kültürü sömürgeci devletler ve dev tekeller tarafından işgal edilirken bu durum "bir yenilenme, bir açılım, bir gelişme olarak pazarlanır".

Batan geminin malları misali bu arada içerdeki oligarşi de bu yağma düzeninde cebini doldurmaya başlar. Siyasette, iktisatta, güvenlikte ve kültürde tam bir kargaşa görülür.

- Kimi solcular ve liberaller dinci ve faşist partilere geçerler.

- Elit kesim işleri tamamen yüzeysel bir gözle görmeye başlar. Biçimsel laikliği ve sözde Atatürkçülüğü savunan kimileri sömürgeci güç odakları ile dirsek teması içine gizliden gizliye girerler.

- Sarıklı-papyonlu koalisyonu Washington ve Brüksel'in güdümünde sahnedeki yerini alır. Gericiler ve biçimsel ilericilerin ilginç beraberlikleri bu bozuk zemin üzerinde alışılmadık görüntüler sergiler. Aynen bataklıkta açan çiçekler gibi. Kimi aydın (!) arkadaşlarımı bu bataklıktan beslenirken görürüm, içim sızlar.

Bozuk zeminin hormonlu ürünleri gibi etrafa zehir saçtıklarının farkında bile değillerdir... Ortalıkta garip yaratıklar görünmeye başlar. Garip garip siyasiler, işadamları, akademisyenler, gazeteciler...

Fazıl Say , "Ben bu bataklıktan beslenmem" diyerek isyan ediyor, bozuk zemine başkaldırıyor. Karşısında bozuk zeminde üreyen garip yaratıkları gördükçe dayanamıyor.

Aslında halkın büyük çoğunluğunun isteyip de gösteremediği tepkiye haykırışıyla tercüman oluyor.

Bataklıkta yaşanmaz, bütün gücümüzle onu kurutmaya çalışmalıyız, başka bir seçeneğimiz yok... 2008'e umudumuzu kaybetmeden girmek zorundayız...


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 


  :: YABANCILARIN DERS KİTAPLARINDA TÜRKLER İÇİN YAZILANLAR(2)   :: CUMHURİYET NEYE DENİR?   :: Ücretlilerden de stopaj kesilecek   :: DTP'nin ek savunma yapma süresi doluyor   :: Yüzmek ve yürümek beyin için en iyi vitamin   :: Vergi borcu olana yasak geri geldi   :: Egzozdan enerji mi üretilecek?   :: 'Ulus yetkisi kullanamazsın'   :: Dışişleri Bakanı Babacan'ın Abd temasları   :: Yaşar Paşa   :: Belirleyen olmak   :: Tehlikeli Gidişat...   :: Gümrük Birliği'ni Gerçekten Biliyor muyuz?   :: Domuz Damı   :: AKP: Devlete Muhalefet Partisi...   :: "Mavi-beyazlar" bu kadar oynar!   :: YABANCILARIN DERS KİTAPLARINDA TÜRK'LER İÇİN YAZILANLAR (1)   :: BÜYÜKANIT'TAN ILIMLI İSLAM AÇIKLAMASI   :: BÜYÜKANIT: 'IRAK'IN GELECEĞİ UMUT VERİCİ DEĞİL'   :: TÜRKİYE KİMSEYE BİAT ETMEYECEKTİR!   :: Şer Odağı: "Kahrolsun Laiklik"   :: Arşidük   :: Badem   :: Medvedev: 'Enerji Sorununu Bilim Çözecek'   :: 'Mahkemenin Kararı, Beklenen Bir Karar'   :: AK Parti için 'İdam' Sloganı   :: 'Şeriatın Kestiği Parmak Acımaz'   :: Amerika ile Avrupa'nın Türkiye politikası farklılaştı   :: Darbe mi?   :: Görünen Karar

           
 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: