|
Ülkede bir “sindirim” sorunu olduğunu sonunda Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek de kabul etti. Dedi ki:
“Uzun süredir muhalefette kabızlık var!” Çiçek’in derin değerlendirmesi, Başbakan Erdoğan’ın her konuya değindiği bir meydan okuma konuşmasının hemen sonrasına karşılık geldi. Erdoğan, AKP Kadın Kolları 2. Olağan Kong-resi’nde Yargıtay ve Danıştay bildirileri için “Durumdan vazife çıkardılar” dedi. Bu tanım genel anlamda askerler için kullanılır. Erdoğan’ın yargı için böyle bir vurgu yapması iki nedenle olabilir: 1- Yargının arkasında asker olduğunu ima etmek. 2- Askerin konuşmamasından duyduğu rahatsızlığı dışavurmak. Kim bilir belki de Erdoğan; “Asker konuşmazsa mağdurları oynamam zor” kaygısındadır! Başbakan, bildiriler için “Anayasa ihlali” dedi. Her fırsatta anayasanın ne kadarını ortadan kaldırsam diye düşünen birinin böyle bir suç olduğunu aklına getirmesi, her şeye karşın olumlu! Erdoğan mikrofondan “Laikliği ancak biz koruruz” derken salondaki kadın gruplarının türbanları yan yana düğümleyip “bayrak” gibi sallaması hoş bir bütünlüktü. AKP lideri bildirilere neden karşılık verdiğini şöyle anlattı: “Cevap vermezsem, 16.5 milyon seçmenime ihanet etmiş olurdum.” Yeri geldikçe “Biz 70 milyon kişinin başbakanıyız” diyen Erdoğan’a sormak gerekir: Seçmene ihanet etmemek için yargıya meydan okumak zorunda mısınız? *** Çankaya Köşkü’ne geçelim... MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Köşk inisiyatif alsın” önerisi “rol çalmaya” eğilimli Gül için önemli bir fırsattı. Geçen hafta sonu “Ne yapacağımı sonra duyarsınız” diyen Gül, dün öğleyin açıklama, akşamüstü karşılama yaptı. Köşk’ten yapılan bir sayfalık açıklamada Gül, anayasal kurumları, ekonomik ve siyasal istikrarı zedelememeye çağırıyordu. Hükümetin çok sevdiği “İstikrar bozulmasın” nakaratı doğal olarak Gül’ün de diline yerleşmiş. Gül, açıklama yapanlar için şu anımsatmada bulundu: “Adap, usul, düzey...” Gül, günlerdir yargıya olmadık hakaretler eden hükümete suskun... Art arda yapılan Avrupa kaynaklı, yargı sistemimizi yerden yere vuran, AKP’yi kucaktan kucağa koruyan açıklamalardan memnun... Ve yargıyı adaba davet ediyor. Adap yahu! Gül, saat 17.30’da Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’i Köşk’e çağırıyor, öğle saatlerinde sözünü ettiğimiz açıklamayı yapıyor... Gül bir bakıma, Gerçeker’in yüzüne ne söyleyeceğini önceden kamuoyuna duyuruyor. Bu yaklaşım sorunu çözmeye değil, taraf olmaya yönelik... *** Yargının kendisini savunma ve koruma açıklamalarından sonra AKP, önce i-kinci adamlarını konuşturdu. Ardından da birinci adamlar, Erdoğan ve Gül konuştu... Son bir hafta içindeki gelişmeler ışığında AKP hesaplarının şu seçeneklere dayandığını söyleyebiliriz: 1- AKP kapatılacaksa, bu bir an önce olsun. Muhalefet toparlanmadan, yeni durumun belirleyicisi de biz olalım. 2- Dava uzarsa durumu lehimize çevirme ortamları yaratmalıyız. Bunun yöntemlerinden biri yargıyı işlemez hale getirmek olabilir. 3- Kaybetme olasılığımız ortaya çıktığı an; satranç tahtasını sallayalım, kimin nerede durduğu belli olmasın! Oyun sat-ranç... Ama AKP hep sallıyor!
|