Üçlü kararnameye gerek olmadan bu kuruma başkan atayabilme olanağı Başbakan’a verildi.
Böylece 5 bin kişiyi dinleme olanağına sahip dinleme sisteminin denetimi Başbakan’a verildi ve “burada çok özel bir cemaat kadrolaşması oluşturuldu”.
Baykal, emniyetteki cemaat kadrolaşmasının temel öğelerini açıkladı:
“Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nın başında eski Trabzon Emniyet Müdürü (Ramazan Akyürek) var. Teknik birimin başkanlığında aynı cemaate mensup biri var. Bunları mahkeme kararından biliyoruz.
Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’na getirilen kişi, Yargıtay cemaat bağlantısı kararını onayladıktan sonra oraya atanmıştır.
İkisinin de cemaat bağlantısı mahkeme kararı ile netleşmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne verilen cemaat kadrolaşması raporunda birinin 10’uncu, öbürünün 15. sıralarda adları geçiyor.”
Sonuç nedir? RTE, bilinçli olarak telekulak iddialarının yoğunlaştığı sırada emniyette bu görevi yapan birimlerin başına “bir cemaate” bağlı kişileri getirdi. Şimdi İçişleri Bakanı ile çıkmış kamuoyu önüne, “Devlet dinlemez” diye nutuk atıyor.
Oysa sözü edilen “bir cemaatin” Fethullah Gülen cemaati olduğu herkesin dilinde.
Dinci bir parti olmadığını her fırsatta açıklayan AKP eliyle devlet istihbaratı ve dinleme olanakları Gülen cemaatinin elinde.
Meğer kediye ciğer teslim edilmiş.
***
İktidar, devlette cemaat yapılaşmasının nereye kadar uzandığını gözden kaçırmaya özen gösteriyor.
Hükümetin, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım aracılığıyla duyurduğu önlem, güldürü sanatına malzeme olacak nitelikte: Telefonda konuşmayın!
Bu nasıl bir hükümet? Cemaate teslim ettiği devlet istihbaratının kişileri, kurumları dinlemediğini savunuyor, ama içinde bulunduğumuz yüzyılda teknik olanakları göz ardı ederek özel telekulakların saptanmasında aczini itiraf ediyor.
Telekulak olaylarını engellemek için çıkarılan yasadaki yasaklayıcı veya önleyici önlemlerin uygulanmadığını görmezlikten geliyor.
Dinleme olaylarının yasal olabilmesi için saptanan öğelerin her birinin mahkemeye başvuruda belirtilmesi gerektiğinden habersiz görünüyor.
Örneğin “hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, kullandığı telefon numaraları… tedbire başvurulmasını gerektiren nedenler” ... lakin, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın bu öğelerin hiçbirini yerine getirmeden, mahkemeye dinleme başvurusunda bulunduğu öne sürülüyor.
İktidar, içinden çıkılmaz sorunların batağında. Giderek düşüyor.
Ana muhalefet ise… Önder Sav ve işbirliği yaptığı, para yatırdığı, ne ki siyasal ve mesleksel açıdan etik dışı satışlarla güvendiği dağlara kar yağdıran kişilerle tarihinin en talihsiz günlerini yaşıyor.
Bireyler mi? Kime güvenerek geleceğe umutla bakacağını kestirememenin şaşkınlığı içinde.
İktidar öyleyse ana muhalefet böyle!