|
İslamiyet’in doğuşuyla başlayan sürece baktığımızda, hicazda ticareti elinde tutan egemenlerin Lideri Putperest Ebu Süfyan’ın o dönemin en güçlü adamı olduğu, mensup olduğu Ümeyye oğulları aşiretininse egemen aşiret olduğu görülür.
Lat, Menat, Uzza, olarak adlandırılan ve Mekke deki putlarla simgelenen bu üç tanrıça ya taparlar. Hicazda ticareti elinde tutan bu egemenlerin, ellerindeki en büyük güçlerden biri olan bu dinlerini ve ticari çıkarlarını silip süpürecek güçte gelişen İslamiyet’e nasıl tepki gösterdikleri Peygambere ve müminlere nasıl acımasız davrandıkları tarih sayfalarında kayıtlıdır. Asya’da batılı Mumya arıyorlar ama nafile! Çıkarlarına dokunan bu alternatif Dine karşı olan zalim uygulamaları ortadadır, buna rağmen İslamiyet’in nasıl geliştiği ve Hz. Muhammet’in Medine ye göçü ve fakir kavimlerin katılımı, Uhud, Bedir, Hendek savaşları, Müslümanların bunları nasıl yenilgiye uğrattığı, Hz. Muhammet’in nasıl etkili olduğu ve İslamiyet’in tüm hicaza yayılışı da tarih sayfalarında kayıtlıdır. Bilindiği gibi yenilen putperest Ebu Süfyan, sonradan İslamiyet’i kabul eder, oğlu muaviye Hz. Muhammet’e yazıcı olur, damadı Osman üçüncü halife olur, sonunda da oğlu Muaviye Emevi imparatorluğunu kurar. Bu arada Emevi adının Ümeyye oğulları aşiretinin adından geldiği de unutulmaması gereken bir ayrıntıdır. Bu dönemden sonra Ebu Süfyan oğlu Muaviye eliyle, Ümeyye oğulları aşireti İslamiyet’in önderleri olmuşlardır. Emeviler’in zamanında ve sonrasında oluşan İslami fıkıh ve içtihatların tartışmasını ve yaratılan ümmetin nasıl bastırılıp teslimiyetçi hale getirildiğini uzmanlara bırakıyorum. İslamiyet’in özüne dönersek, Hz. Muhammet ( s. a.) ve ehlibeytinin çizgisi sosyolojik bir bakışla eşitlikçi paylaşımcı, sosyal sevecen ve düzenleyici olarak görünmektedir ve Hanefi Sünni yi de Alevilik, Bektaşilik, Sufi lik gibi hümanist temelli felsefelerin tohumlarını da bağrında taşımaktadır. Bu eşitlikçi paylaşımcı, sosyal, sevecen ve düzenleyici yapı Hz. Muhammedin ölümünden sonra, Hz. Alinin saltanat oluşturmak isteyen kesimlere karşı mücadelesi ile onlar tarafından öldürülmesine kadar sürmüştür. Bu eşitlikçi paylaşımcı, sosyal, sevecen ve düzenleyici yapı o kadar güçlüdür ki, bu çizgiden ayrılan din tacirleri bile bu güne kadar bu gücü kurnazca kullana gelmiştir. Bundan dolayıdır Hz. Ali taraftarlarınca aktarılan insani birikim sonucu bu insani akımlar doğmuş ve Türklerle orta Asya bozkırlarından, Semer kant, Buhara vs. ufkundan gelen insani duygularla yorum bularak, tasavvuf edebiyatı gibi bir zenginlik Anadolu topraklarında gelişme imkânı bulmuştur. Sadece Alevilikten bahsetmiyorum, Hanefi Sünni öğretinin saf ve güzel tarafı da bu arı özden almaktadır gücünü. Bu insani yorumu Araplarda bulamasınız, insanları ezen ve Kuranın sevgili tarafını değil de askeri ayetlerini öne çıkaran köleci zihniyetlerin bile, insanları sinsice etkileyebilmek için bu tohumları ve Anadolu’da yeşeren bu insani zenginliği nasıl asırlardır araç olarak kullandığı ve insanları teslimiyete zorlayarak sömürdüğü artık açıkça görülmektedir. Ümeyye oğullarının etkilerinden arınma işi ilahiyatçılarımızın işidir zaten senelerdir ter dökmekteler bu konularda. Bu zihniyetlerden türeyip, birçok kola ayrıldığı bilinen çıkar birliklerinin, tarihte birbirleri ile mücadeleleri olduğu gibi, çıkarları uyuşunca ittifak yaptıkları da bilinmektedir. Bunların etkileri altına aldıkları müritleri müthiş itaatkâr insanlardır, bu yollarda boş yere hayatını veren milyonlarca insan vardır. Sayın yaşar Nuri Öztürk ün ''Allah ile aldatma'' Konusundaki kitaplarını okuyunuz. Bu gibi aldatılan insanlar aslında iyi niyetlilerdir, ama bir inandılar mı hiçbir şeyi araştırmaz sorgulamaz sadece hizmet ederler, bu insanlara ‘’teslimiyet’’ fikri aşılanmakta ve bu teslimiyet kendilerine Allaha teslimiyet olarak yutturulmaktadır, bu inançlı insanlar da birbirine yaymaktadır. Bu insanlardan istenen fedakârlık "diğer gamlık" tır, ( hizmette önde mükâfatta geri durma.) Bu insanlara kitap verin beynimi yıkar diye okumazlar, bir sürü TV programını seyretmezler, belli kanallar hariç bilgiye kapalıdırlar, sadece gelen emirlere uyarlar bundan da aldıkları tek mükâfat vazifesini yapmanın verdiği huzurdur. Bu noktada bu huzur İslam’ın huzuru olarak nitelenir, bu işin psikolojisi araştırmaya değer bir alandır, uzmanlara duyurulur. Bilindiği gibi bu insanlar Allah yolunda yürüdüklerini ve selamete çıkacaklarını sanırlar. ALLAHA zaten teslim olduklarını, bu teslimiyetin ise mollalarına teslimiyet olduğunu anlayamazlar. Kurtulmaları için bunu anlamaları gerekmektedir ama hem tinsel hem ekonomik öyle kuşatılmışlardır ki gerçekleri görmeleri mümkün değildir. Bilindiği gibi bunların bir büyükleri vardır birde altında hiyerarşik bir grup, ne görürler, ne sorabilirler, ne eleştirebilirler ne de ulaşabilirler, kayıtsız şartsız söylenenlere uyarlar ve sadece vazifesini yapmanın verdiği huzur ile tatmin duyarlar. Bu arada toplanan bütün paralarda merkeze akar, bu saadet zincirinin Cihat için para lazım bahanesi de iyi numaradır, Allah adına toplandığı için para hesabı vermeye de gerek yoktur. Bu insanlar bu uğurda canları dahil her şeylerini verebilecek kadar inanmışlardır. Birde buna Titan saadet zinciri gibi bu menfaat zincirine katılan meşhurlar eklenip, teşkilat genişleyip reklam ve propaganda yaygınlaştığı zaman, ortaya çok etkileyici ama vahim bir tablo çıkmaktadır. Dolayısı ile bu tür yapılanmalar, çok yönlü dinamikleri oluşturabilme ve nüfuz edebilme özelliği açısından, Emperyal güçler için kullandıkları Terör örgütlerinden çok daha kullanışlı araçlar olarak tercih edilebilir durumdadır. Bu devirde bile kandırılabilen insanların olduğunu gördüğümüzde hayret etmekteyiz. Bu sevgi ve güven zincirinin İman tacirlerinin eline geçmesinin sebepleri bellidir, bu gibilerin kurbanları vaatlerle yetinen ve ilerde mükâfat bulacağını zanneden iyi niyetli kişilerdir. İnsanların bu aşamada sığındıkları ve güvendikleri Allah tır fakat tabiî ki beşeri yapılanmalar içinde, Allahın adaletine olan güvenin ve teslimiyetin, Allahın adını çok kullananların lehine gelişmesi kaçınılmazdır. Hâlbuki niyetlerin iyimi kötümü olduğunu anlamak çok basittir, bunu anlamanın en iyi yollarından biri, vaatlere değil yapılanlara bakmaktır. Asırlardır insanları ezen köleci zihniyetlerin insanları sinsice etkileyerek nasıl amaçlarına ulaştığı ve insanları nasıl boğaz tokluğu derecesinde köle haline getirebildiği gözden kaçırılmamalıdır. Eğitimin önemi açıktır İnsanlarımızın ne kadar bilgisiz bırakıldığı ortadadır. Bu masonik benzeri bir yapılanmadır, bunlara karşı alınması gereken ekonomik ve siyasi tedbirler üst yapıyı yok edebilir. Alttaki müritler yüzer gezer niteliği kazanacağı için, ekonomik tedbirlerin yanı sıra, bu gibi iman tacirlerinin ihtiyacı olan cehaletin engellenmesi de çok önemli bir meseledir, fikri hür vicdanı hür nesiller kavramı bunların en büyük korkulu rüyasıdır. Fazla soru sormayan, sonsuz teslimiyet içinde, kayıtsız şartsız bunların emirlerine uyan nesiller değil midir istedikleri? Eğitime el atmalarının sebebi ne olsa gerek? Anadolu’muzda, hayata sevgi ile baktığı için erenler olarak nitelediğim, çok iyi insanlara rastladım ben, önceki yazılarımda da yazdım ama bir daha yazacağım affınıza sığınarak. Anlatmadan olmuyor, çünkü bayılırım bu tip Anadolu insanına, susadığında su veren o güler yüzlü Amcalar, bahçesinden meyve ikram eden o şefkatli Teyzeler çok iyiydiler, imanlıydılar ve imanlarından gelen Ailemin de bana verdiği o samimi sevgi ve şefkat vardı içlerinde ve bağımsız ruhlarında sevgiyi gördüm bu insanların. Ben daha sonraki yaşam sürecimde onların, o güzel ruhlarının bende bıraktığı o güzel etkiyi hep aradım, gittikçe azaldığına şahit oldum ve giderek hiçbir yerde bulamaz hale geldim. Çıkarcı ve palavralarla dolu hayatlarında bize palavradan hayat sunanlara bakınca, gülesin ve ağlayasın geliyor, çünkü aslını gören biri için hiç inandırıcı olmuyor. Öyle etkiliydi ki onların samimi davranışları, sonsuz bir güven içeriyordu, önceden de dediğim gibi bir bedene sıkışmış değildi, her yerde, bir şekilde ve başka bir bedende karşına çıkıp, her ne olursan ol seni kollayacak, sonsuz bir sevgi zinciriydi, bence sevgiyle yorumlanan Allah bilinciydi bu. Şimdi heryerde karşıma çıkan ve seni kafalamaya çalışan, ağzı kulaklarında ama gözleri sabit, samimiyetsiz davranışlara benzemiyordu. Çileler üstünde saltanat süren, senden kayıtsız şartsız teslimiyet isteyen, sürekli alan ama vaazdan başka bir şey vermeyen, seni her an yargılamaya hatta kazıklamaya hazır sahte tavırlardan çok farklıydı. İşte iman tacirlerinin işine yarayan şey, bu bahsettiğim güzel ruhun etkisinin gücüdür. Bize palavradan Dünyalar yaratan kendi nefsine yenilmiş organizmalar, attıkları palavraları anca kader aldatmacası ile bilgisiz ve parasız bıraktıkları insanlara yutturabilirler. Bu zalim ve bencil yapıdaki kişiler, ziyan ettikleri hayatların, yarattıkları acınası sonuçların cezasını bir gün Allah katında verirler. Bu konularda, bilindiği gibi asırlardır bu jeopolitik bölge de yaşayan bizler, büyük tecrübeye sahibiz, Mustafa Kemalin tarihimiz başta olmak üzere, bilime verdiği öneme ve desteğe rağmen, birileri bu milletin hafızasını silmek için çok gayret sarf etti. Tarih bilgimizi yoklayıp, Tarihi ve sosyolojik gelişmeleri inceleyince gerçekleri görmemek imkânsızdır. Osmanlıya ve Türklere atılan kazıklarda ortadadır, Medeniyetlerin birbirine ettiklerini akrep etmez birbirine. Eskileri bıraktık, Afrika’da, Asya’da, Ortadoğu’da olanlar, Bop vs. tüm Dünyanın gözü önünde cereyan ediyor, oradaki simsarların barış deyip, insan hakları deyip, birbirlerini nasıl kazıkladıkları ortadadır. Bu çıkar çatışmaları her zamanda iyi niyetlilerin zararına sonuçlanır, çünkü gizli teşkilatların ne şekilde çalıştığı ve bu olguları ne şekilde kullandıkları, kışkırttıkları çıkar kavgaları, sömürü yöntemleri ve çabaları bilinen şeylerdir. Tarihte insanoğlu savaş yapmaktan, barış yapmaktan, bozup tekrar savaşmaktan, Din adına birbirini esir edip satmaktan, aldatmaktan, soymaktan, kazıklamaktan malum âliniz oldukça büyük bir sabıkaya sahiptir. Bu zihniyetler sürekli Din’in birliğinden yüce değerlerinden bahseder, sonra birbirlerini yerler, çalıştırdıkları kaderlerini onlara bağlamış insanları ezer sömürürler ama ezilen hissetmez, dinleri imanları paradır, güçtür aslında. Ortadoğu’ya doğru inince, İngilizlerle anlaşıp atalarımızı arkadan vuran Araplarla bir hesabımız bulunmaktadır. Suudilerin, İngilizlerin Oxford undaki İslam kürsülerinde yetiştirdiği ajanlar vasıtası ile desteklediği bedevilerden, Vahabileri yaratarak Mehmetçiği arkadan vurduğu tarih sayfalarında kayıtlıdır. Ayrıca Suudi kralın bizimkiler karşısında öyle Mağrur durması, birçok sebep dışında, bizim 1000 onların 1500 yıldır Müslüman olmasından ve bizim milli görüşçülerin senelerdir bunların kuyruğundan ayrılmamasından kaynaklanır. Ayrıca Tarihin içinden gelen ve ata sözlerine kadar işlemiş bir Türk düşmanlığı vardır bunların kültüründe, Türkler onların gözünde yecüc mecüc dür, haberiniz olsun. Bizim geri kalmamıza sebep Osmanlı esaretidir diye de bir iddiaları vardır ayrıca. Bu arada Osmanlının bu insanları Hz. Muhammet’in ırkından oldukları için vergiden ve askerlikten muaf tuttuğu, cephede Türk gençleri ölürken bunların ense yaptığı bilinen bir gerçektir. İşte bu Vahabi Suudilerin ABD Bankalarında Trilyon dolarları bulunmaktadır, öyle büyük servetler ki bunlar, 11 Eylül olaylarından sonra kaçarsa ekonomimiz batmasın diye ABD bile bloke etti. Bu zenginliklerin perişan Müslümanlara ne fayda sağladığı da ayrı bir inceleme konusudur. Osmanlıdan sonraki dönemde bu bölgedeki oluşumlar malumdur, o zamanlardan beri Ortadoğu da habire sınırlar değişmektedir, Emperyalistlerin bu bölgedeki çalışmaları için rampalarından biride Ürdün’dür. Bu çatışmaları körükleyenler, bölgedeki oluşumları yönlendirenler bellidir, niyetleri ikide bir ortaya attıkları haritalardan da anlaşılmaktadır. Bütün güçleri ile bastırıyorlar parçalanma sırası bize de geliyor, sevr ile başaramadıkları hayallerini başarmak üzereler, üstelik içimizdeki unsurların desteği ve ittifakı ile... Müslüman Irağa karşı ABD’ye destek veren Suudiler değil miydi? Baaz hareketi içinde Saddam’ı yücelten ve senelerce destekleyenler kimlerdi? Müslüman İran a karşı Irağa bütün o silahları verenler kimdi? Saddam’ın alelacele asılmasının sebebi, bildikleri ile beraber gömülmek istenmesiydi bence, bunları daha çook uzatabiliriz, Medeniyetler ittifakıymış; Hadi canım sende… Sayın Zat, Devleti temsilen katıldığı İspanyadaki Medeniyetler ittifakı forumundan Medeniyetler ittifakı mesajları verecek derken, bizi şaşırtan türban açıklamasını yapınca herkes şok olmuştu. Türbanı savunduğu ve iddia ettiği üzere baskıcı anti demokratik kesimlere bindirme yaparak bu konuda sert mesajlar verdiği sıralarda, Sayın Bush, Birleşik Arap emirlikleri ve Bahreyn turu atıp, bizim Yetkililerin ayağına gittiği Suudi Kral tarafından hava alanında karşılanıyordu. Hep beraber kuzu sarması olup bedevi alt kimlikli Vahabi Suudilerle medeniyet dansı yapıyordu, hepsi çok mutluydu ve bu işlerle dalga geçer gibi bir halleri vardı. Fransız Devlet başkanı Sayın, Sharkozi de yeni eşi ile eski dostlarına, hem resmi, hem magazin bir gezi halindeydi. İngilizlerde, malum âliniz varlık nedeni olma sebebi ile bu Suudi Müslümanlarla zaten akraba olmuş durumdadırlar. Bu meselelere ayrıntılı bakanlar, Medeniyetler İttifakı, Arabuluculuk, İslam ülkelerine önderlik vs. Söylemlerin boş olduğunu, bu işlerin arkasında derin işbirliklerinin yattığını görecektir. Batının Müslüman dünyası deyince, İslamiyet’in yayılmasında büyük rolü olması sebebi ile gözünde Türkleri canlandırdığı bilinen bir gerçektir. Medeniyet deyince, Müslüman ülkelerden Farslar hariç gerisi dünkü çocuk, Osmanlıyı da, Emperyalistler parçalamış biz yıkmışız zaten, ama hala dumanı tütüyor birileri de göklere çıkarıyor. Türklerinde birazı Çin’de, birazı Rusya’da, birazı güneyde, birazı batıda, çok yaman çelişkiler var bu Tarihsel ve sosyolojik oluşum sürecinde, acilen kapsamlı bilimsel analize ihtiyaç vardır bu konularda. Emperyalistlerin bu konuda da attığı bir sürü de çengel var. Biz Türk müyüz? Türk üz, Osmanlıyı yıktık mı? Yıktık, üstelik borcunu da ödedik mi? Ödedik, peki niye hala Osmanlının hatası günahı bize yıkılır? Esasında bu Barbar yakıştırması bile büyük saçmalık, çünkü batılıların saldırdığını söyledikleri yeniçeriler bile devşirme, yani gayri Müslim. Onları devşirenler, devşirenleri devşirenler bile başka ırk ve dinden. Türkler nerde o sırada? Anadolu da sürünüyor cephe önlerinde ölüyor, celali isyanlarında kıyılıyor. Şu tehcir konusunda da bir sürü iftira yahu niye saldırdı dedikleri illa Türk oluyor, niye Kürt yada başka bir ırk olamaz mı o sırada bir sürü millet var Osmanlıda, İlla Türk niye? Günahı boynuma ama galiba Bu sıralarda para, Mal Türkiye’de öbürlerini nerde bulursun neyini alırsın, bulsan da ipiyle kuşağı. Büyük saygı duyduğum ve konuşmalarını hasretle beklediğim Sayın, Hocalarımıza duyurulur bu çelişkileri lütfen ele alınız. Mustafa Kemalin bilimsel çalışmaları teşvik ve destek çalışmalarına rağmen hafızası silinen bir Milletin hafızasını, sizler iyileştirebilirsiniz. Siz yıldığınız yada anda bu millet çok şey kaybeder, senelerdir bir sürü aydın kaybımız var, sorulacak o kadar çok soru, incelenecek o kadar çok şey var ki... Uzun süredir yabancı belgesellerde bile orta Asya ya giden araştırmacılar Türklerden hiç bahsetmemektedir, ikide birde pırt diye çıkan genetik açıklamalar da ortada. Biz biliyoruz aslında gerçekleri, bizim ruhumuzda var kaynaşmak, sosyal yapıda bir Milletiz, bir kaynaştık mı bizi kimse ayıramaz, bu çabaların sebebini son zamanlarda iyi anlar olduk. Hazarın güneyi, kuzeyi ayrı göç yoludur, bu göç yollarından gelenlere bakınca zaten görülür kim kimle kaynaşmış, öyle bilimsel havalar atmaya da gerek yoktur, Genetiği boş verin sosyoloji yeter buna. Batılılar batıda cadı yakarken, doğunun daha öncelerden beri bilimle yoğrulduğu gerçeği dâhil, geçmişe yeni yorumlar getirmeye ve yeni Dünya gerçekliği yaratılmaya çalışılıyor batılı araştırmacılar tarafından haberiniz olsun. Bilimin Doğuda Çin’de değil, aslında batı da doğduğu, batılıların Asya ya göçtüğü bu yolla bilimin doğuya gittiği falan filan palavraları gündemde. Asya’da habire batılı Mumya arıyorlar, yani palavralar sadece içimizde değil her yerdedir, zaten bu gibi palavracılarla anlaşanlara bakınız, onlarda palavracı oluyor. Din iman burada bu işlerde araç olarak kullanılmaktadır, karşımızda bu kadar çözülmesi gereken bilmece varken, bazı kardeşlerimizin araştırıp soruşturmadan ona buna inanmaları, pervanelerin ışığa yönelmesi gibi çok tehlikeli bir durum yaratmaktadır. Devletimiz bizim kefaletimizle büyük borca sokulmuş bütün varlığımız el değiştirmiştir. Mensubu olmaktan onur duyduğum Milletimi, parasız güvencesiz bırakan ve bizi kardeşçe ve rahat bir hayattan yoksun bırakan insanlık değerlerini kaybetmiş insanlara Lanet ediyorum. Yalanın dolanın kol gezdiği bu dünyada, bütün vatandaşlarımızın, hatta dünyadaki tüm iyi insanların okuması, araştırması, her şeyin farkında olması gerekiyor. Ne olduğu bile belli olmayan bir amaca varmak için, yalanı dolanı gıybeti mubah sayanlar, biz insanız Allahın sevgili kuluyuz diye gezmesin ortalıklarda. Kuranı hatmetmiş bazı İlahiyatçıların yan yolları bırakın, Kurana dönelim çağrısı herhalde o sevgi dolu imanlı yüreklerin bu sinsi amaçlarla kullanıldığını görmelerinden kaynaklanmaktadır.. Herkesin ağzına yakışmayan şu önemli söz ile sizlere veda ediyor, sevgilerimi sunuyorum. - Din ayrımı yapmayız çünkü gönül gözü ile görür, gönülden severiz.
- İyi duyarız çünkü gönül kulağı ile dinleriz.
- Irk ayrımı yapmayız, çünkü bu ayrımların Allah katında geçersiz olduğunu biliriz.
- Biz kimseyi kandıramaz, kazıklayamaz, sömüremeyiz çünkü biz yalan bilmeyiz.
- Biz mahallede aç varsa uyuyamayanlardanız.
- Biz her an Allahın gözü önündeyiz ve din adınada yalan söylemeyiz.
- Biz Türk üz ve tüm dünya halkları ile kardeşiz!
Ne mutlu Türküm diyene! Saygılarımla,
|