İslam dünyası ve Türkiye’nin yeri...
Dün Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi’nce (SAREM) düzenlenen Harp Akademileri Komutanlığı’ndaki “Ortadoğu; Belirsizlikler İçindeki Geleceği ve Güvenlik Sorunları” konulu uluslararası sempozyumu izlerken Napolyon’un o ünlü sözünü bir kez daha anımsadım:
Coğrafya ülkelerin kaderini belirler!
Çevremizde yaprak kıpırdasa sesi Türkiye’den duyuluyor...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, sempozyumun açılış konuşmasını yaparken Ortadoğu tablosunu şöyle özetledi:
- Birinci sorun Irak’tır. Buradaki belirsizlik Türkiye’nin iç ve dış politikasını etkilemektedir.
- İkinci sorun İran’dır. Atom çalışmaları şeffaf değildir. Güven vermemektedir.
- Üçüncü sorun Suriye’dir. Uluslararası topluma entegre edilmelidir.
Yaşar Paşa’yı dinlerken bu üç ülkenin haritadaki yerine baktım, üçüyle de yan yana silme komşuyuz!
***
Sempozyumda görüşlerini dile getiren konuşmacıların değerlendirmelerini harmanlayıp gerçeklerle buluşturduğumuzda ortaya şu tablo çıkıyordu:
1- Ortadoğu’da karmaşanın temel nedeni başta petrol olmak üzere enerji kaynaklarıdır.
2- Ortadoğu’daki çatışmaların temel malzemesi etnik ve dini farklılıkların planlı bir şekilde karşı karşıya getirilmesidir.
3- Küresel güçler Ortadoğu’ya barış getirmek değil, hükmetmek istemektedir.
4- Türkiye Ortadoğu bataklığına bulaşmamalıdır. Ama Türkiye Ortadoğu’daki bütün gelişmelerden etkilenecektir. Türkiye, politikalarını bu ikilemde belirlemelidir.
ABD başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’nin adayı olması kesinleşen Barak Obama, önseçimin bitmesinden sonra ilk toplantısını Amerikan-İsrail halkla ilişkiler heyetiyle yaptı. Burada verdiği mesajın özeti şuydu:
“İran Ortadoğu’nun en tehlikeli ülkesidir. Bu ülkeyi durdurmak için bütün gücümü kullanacağım.”
Salondan bol alkış alan Obama’nın aday adaylığı dönemindeki yumuşak tutumundan eser kalmamıştı.
Görünen o ki, Amerika’nın yeni başkan döneminde de gözü hep bölgemizde olacak.
***
Dünyanın hangi önemli uluslararası sorunu konuşulursa konuşulsun, o gün mutlaka Türkiye’nin içişleriyle ilgili önemli bir konu da vardır!
Deyimsel olarak aktardığımız bu değerlendirme dün de geçerliydi. Orgeneral Büyükanıt, bölgenin bütün gerçeklerini tüm çıplaklığıyla aktardıktan sonra şu değerlendirmeyi de yapmadan geçemedi:
“Hiç kimse Türkiye’nin önüne sıfat koymaya girişmesin. Türkiye’nin yasal organları buna kesinlikle izin vermez.”
Yaşar Paşa’nın bu değerlendirmesi aklımıza ilk “ılımlı İslam” sıfatını çağrıştırdı. Sempozyum arasında açık alandaki sigara molasında bu çağrışımımız doğrulandı. Yaşar Paşa, “Evet onu kastediyorum. Bunu Dick Cheney’nin kendisine de söyledim, bu tür çabaları bırakın, dedim” değerlendirmesini yaptı.
Türkiye, Ortadoğu bataklığına bulaşmamalı derken Türkiye’nin kendi içinde bir bataklığa sürüklenmesi ne yazık ki uzak tehlike değil.
Çözüm yasal organların sağduyusunu ve mücadele ruhunu yükselterek toplumla bütünleşebilmesinde görünüyor!