Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
06
Haziran
2008
Akdeniz Kimin? Yazdır E-posta
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL   
Pazar, 01 Haziran 2008

Prof.Dr. Mümtaz SOYSALRomalılara sorulduğunda bizim derlerdi. Gerçekten de bir zamanlar Akdeniz’in çevresindeki bütün topraklar Roma İmparatorluğu’nun hükmü altındaydı.

Dolayısıyla Mare Nostrum, yani Bizim Deniz demekte yerden göğe haklıydılar. Mussolini de becerebilseydi, öyle olsun isterdi.

O açıdan bakarsanız, hele Fransız tarihçi Fernand Braudel’in yaptığı gibi Karadeniz’i ve Akdeniz’le bağlantılı ırmakları da aynı denizden sayarsanız, 16. ve 17. yüzyıllar için yarı yarıya Osmanlı Gölü diyebilirdiniz o sulara.

Ama artık öyle değil tabii. Akdeniz, çevresindeki çeşitli halkların paylaşması gereken ve bütün insanlığın kullandığı, coğrafyaların, tarihsel özlemlerin ve egemenlik iddialarının iç içe girdiği bir mavi alan.

Üstelik, yarı kapalı gibi gözükse de kendi dışındaki dünyanın etkisini de sürekli yaşayan bir deniz. Bilir misiniz ki Tuna’nın Karadeniz’e taşıdığı Avrupa döküntüsünün bir bölümü akıntıyla Kuzey Kıbrıs kumsallarına kadar sürüklenir; İskenderun Körfezi’nde avlanan balıkların yüzde 32’si Akdeniz’e özgü olmayan, Kızıldeniz ve Süveyş yoluyla kıyılarımıza kadar gelmiş türlerdir.

Bu hafta başı İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nin düzenlediği, son derece ilginç bir Gökçeada toplantısında Doğu Akdenizdeki Doğal Kaynakların Paylaşımı konuşuldu. Böylece, Cumhuriyet Türkiyesi’nin yetiştirdiği bir avuç uzman, balıkçılıktan petrol kaynaklarına, yetki alanlarından hukuk sorunlarına kadar bir yığın konuyu didik didik etme fırsatı bulmuş oldu.

Ege’yle birlikte ele alınınca, Türkiye için önem taşıyan Doğu Akdeniz sorunlarının haddi hesabı yok tabii. Bereket, bu konularda iyi eğitim görmüş genç kadrolarımız gitgide çoğalmakta ve su ürünlerine ilişkin bilimsel çalışma yapan üniversite fakültelerinin sayısı artmakta. Aralarında, küçük çaplı araştırma gemisi edinenler bile var. Akdeniz’i sahiplenmek kolay iş değil.

Temel eksiklik, her türlü havada denize açılabilecek büyüklükte ve her çeşit bulguyu toplayabilecek teknik donanıma sahip bir, hatta birkaç araştırma gemisidir. Yunan’da böylesi var, bizde yok. Zaman zaman Norveç’ten, Fransa’dan, şuradan buradan kiralanan gemilerle araştırma yapmak, denizci devlet olması özlenen bir Türkiye’ye yakışıyor mu? Devletin, üniversitelerin, TÜBİTAK’ın, TPAO’nun, armatörlerin, deniz ürünleriyle ilgili şirketlerin katkılarıyla başarılamayacak bir iş midir bu?

Ayrıca, çözüm bekleyen başka sorunlar da var. Yazın av yasağında beş ay süreyle işsiz oturan büyük balıkçı teknelerini uzak denizlere yollamak, yanlarına bir fabrika ve buzhane gemi katıp ürünlerini işleyerek satışa hazır duruma getirmek gibi. Deniz, seyredilerek değil, kullanıldıkça sevilir.

Yıllarca Toprak ekenin, su kullananın! deyip durduktan sonra, şimdi de yalan söylememek için, Kıyı pisletenin, deniz seyredenin! mi demeliyiz?


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 

  :: 10 KASIM 2007'de ATATÜRK OLMAK...   :: Touareg'in küçük kardeşi Tiguan geliyor   :: Mecliste "Alevilere Karşı Ayrımcılık" Tartışması   :: Yazıcıoğlu: 'Sav Boşboğazlık Yaptı'   :: Merkez Bankası: 'Enflasyonun %4 olması uzun sürer'   :: Teröristler, Bir Taksiciyi Öldürdü   :: Skandal   :: Türkiye "kronik" bir "tuzağa" yerleşiyor   :: pkk anayasasını yazan Hollandalıya Türkiye'den ödül!..   :: AİHM'nin Türban Mesajı: AKP'ye ve AB'ye...   :: İktidar Öyle, Muhalefet Böyle   :: Kes, Önder Sav'a seçim afişi yap!   :: Cep telefonum   :: BAŞLIKSIZ YAZI!   :: Düşünmemiz Gerekmez mi?   :: Küreselleşmeci NGO'lar   :: 'Ilımlı İslamcılar' yetiştiriliyor   :: Bayrağına saldırıya alıştırılan millet!.   :: Yes, Ce Ha Pes...   :: Orhan Pamuk iftira atıyor...   :: İletişimin İntiharı   :: Karından Konuşmalar   :: Merkezi yeniden inşa etmeliyiz...   :: Sen öleli...   :: TORYUM GERÇEĞİ   :: Domatese Rusya darbesi   :: ACITAN GERÇEKLER!   :: Özlemek ve Özümsemek   :: Dolar neden yükselmiyor?   :: Eski sol, yeni liberal aydınlar milliyetçiliği güçlendirdi

İletişimin İntiharı

İsterseniz, “İletişim iletişimi nasıl öldürdü” diye de sorabilirsiniz.

Diğer Yazıları
 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: