|
Sanatçılarına bakarsanız birinci ligde oynayan bir ülke. Yunus’lardan, Mevlânâ’lardan, Nâzım’lardan, Yaşar Kemal’lerden akıp gelen ve önceki gün Nuri Bilge Ceylan’ın ödülüyle bir kez daha taçlanan bir sanat serüveni.
*** Bilim adamlarına bakılırsa yine birinci ligde.
Dünya üniversitelerindeki başarılı hocalar, bilimsel buluşlar, makaleler birbirini izliyor: Cahit Arf’ların, Halil İnalcık’ların ülkesi burası. Sporda da durum böyle, iş âleminde de. Türkiye birçok alanda, birinci ligde oynayan bir dünya ülkesi. Bir tek alanda değil. O da siyaset! Mustafa Kemal zamanında birinci ligdeydik. Çünkü o, dünya çapında bir şahsiyetti. Ama şimdi değiliz. Nasıl olsa her ülkenin başında bir takım yöneticiler bulunur. Ülkeler başbakansız da kalmaz, başkansız da. Önemli olan bu yöneticilerin dünyadaki ağırlığıdır, şahsi değeridir. Bazı yöneticiler evrensel bir şahsiyet mertebesine yükselir, bazıları ise bölgesel siyasetçi olur. Her yıl adını dahi duymadığınız kaç ülkenin yöneticisi Bush’la şömine başında fotoğraf çektirip, kendi basınında yayınlıyor biliyor musunuz? Sonra da görevi icabı görüştüğü her yabancı devlet başkanına “Dostum” diye hitap ediyor. Oysa birçoğunun arasında ortak bir dil bile yok. Böylece aralarında tek kelime geçmemiş dostluklar oluşuyor sanki. Bunların hepsi kompleks, makamdan bir şey umma saplantısı. Oysa makamlar insanları değil, insanlar makamları yüceltir. ***
Geçenlerde Bush, Türkiye’yi Afganistan ve Irak’la aynı kefeye koydu.
Gelişmekte olan İslam demokrasileri kategorisinde bizi bu iki ülkeyle birlikte andı. Bush bir matah değil ama konuşmalarını kendisi hazırlamadığına göre demek ki uzmanları Türkiye’yi böyle görüyor. Yani mahalli ligde oynayan bir takım olarak. Birçok açıdan birinci ligde olan Türkiye’nin siyasi fukaralığını anlatmak için bundan daha güzel bir örnek bulunabilir mi? ***
Zaten bu yoz siyaset döneminin sonuna yaklaşıyoruz yavaş yavaş.
Türkiye’de siyaset de bitti, siyasetçi de. Sistem o derece çarpıldı ki şu ya da bu biçimde kendisini düzeltmek zorunda. Çünkü hiçbir insan topluluğu bu derece yozlaşmayı, bu kadar yolsuzluğu, bu denli çürümeyi kaldıramaz. Hayat kendini düzeltir.
|