|
Bu köşede dün sözünü ettiğimiz, şu "Uyanık Hollandalıdan" devam edelim...
Zürcher nam şahsiyet, dönem Sevr saldırısının kurmaylarındandır... Türkiye'nin dahilinde, satın alınmış hain takımı ile yakın ilişkileri vardır... Sayın Doğu Perinçek'in tanımı ile "seviyeli dönek" takımı ile "tamamen duygusal" bir yaklaşım içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temelini çökertmek için saldırı halindedirler... Bu sinsi herife, yurt dışında yaşayan Türk insanı, sabırla doğruları anlatmakta, kendisine, kendi lisanı ile yazılan mektuplarla içinde bulunduğu oyunun "farkında" olunduğu diplomatça yansıtılmakta... Bu kişiye, Sayın Cezmi Doğaner'in gönderdiği mektup içeriği, AB'nin tüm ikiyüzlüleri için de ibret satırları ile doludur. Bu mektupta, gerçekleri bilmelerine karşın, bu AB çetesinin nasıl bir "tiyatro"nun aktörleri olduğunun da ipuçlarını vermekte. İşte o mektup... "Sayın Prof. Erik Jan Zürcher, Hollanda yazılı ve sözlü basın yayın organlarında 'Türkiye etnik temizlik üzerine kurulumuş, ırkçı bir devlettir' diyorsunuz. Türkiye'nin etnik temel üzerine kurulmadığını siz herkesten daha iyi biliryorsunuz. Birçok ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de bazı etnik sorunlar bulunabilir. Bunlara demokratik ve insani yollardan çözümler aranması doğaldır ve çok yerindedir. Ancak, böyle çözümler aranırken, Türkiye'nin ve Türk Ulusu'nun din, mezhep ve etnik esaslara göre bölünmesi eğilimini yansıtan veya Türk Ulusu'nun birliğine gölge düşüren görüşlere katılamayız. CDA'lı Avrupa Parlementosu Üyesi Camile Eurlings; 'Türkiye'de 26 etnik grup var ve 26 bölgeye ayrılmalı' diyor. Osmanlı Devleti sona ererken, Türkiye ve Türk Ulusu, emperyalist güçlerce yapay biçimde bölünmek istenmiştir ve bu istek, işgal devletlerinin baskısı altında padişah adına imzalanan Sevr Antlaşması'nın temel unsurlarından birini oluşturmuştur. Fakat Türk Ulusu'nun etnik ayırım gözetmeksizin, birlik içinde başarıya ulaştırdığı Kurtuluş Savaşı sonunda bu antlaşma feshedilmiş ve onun yerini, Türk Ulusu'nun birliği ve Türkiye'nin bütünlüğü ve bağımsızlığı temeline dayanan Lozan Antlaşması almıştır. Bu antlaşmanın ruhuna uygun olarak Atatürk Devrimi'nin Türkiye'de oluşturduğu çağdaş ve 'anti-ırkçı ulus' kavramına göre, 'Türk' deyimi, bir ırkın veya etnik grubun değil, tümüyle bir ulusun, Türkiye'de yaşayan ulusun adıdır. Bunun açık kanıtı; Atatürk, 'Türk Cumhuriyeti' yerine, 'Türkiye Cumhuriyeti' demesidir. Halkımız bağımsızlık, ulusal birlik ve ülke bütünlüğü üzerine çok duyarlıdır. Ülkemizin tarihsel süreç içinde bütünleşmiş halkını, ırk, dil, din veya mezhep ayrılıklarına göre bölünmüş veya bölünebilinir sayamayız. Türkiye, bazı emperyalist güçlerin, 'böl ve yönet' veya 'böl ve sömür' stratejilerini uyguladıkları bir bölgenin en duyarlı noktasındadır. Bilmeden veya herhangi bir kötü niyet beslemeden de olsa, bu emperyalist oyunlarına kapılanlarla işbirliği yapamayız. Bundan, en çok, Türk Ulusu'ndan ayrı bir unsurmuş gibi gösterilmek istenen yurttaşlarımız tedirgin olmaktadırlar. Türk sosyal demokratları olarak, bizler, sağcı ırkçılığa olduğu kadar, solcu veya sol görünümlü ırkçılığa da karşıyız. Türkiye, Tarihinde Geçiş Dönemi (1908-1928) adlı kitabınızda , o döneme ait Hollanda devlet arşivlerini çok iyi incelemişsiniz. Özellikle arşivlerde 'Ermeni iddiaları' ve 'Sözde Soykırım' üzerine yazılanları yazmamışsınız. Tarihe , kendinize karşı dürüst olmak ve kalmak istiyorsanız o belgelerde neler yazılı olduğunu lütfen yazınız. Bizde biliyoruz ki; sizin iddalarınız tarihle çelişecektir. Osmanlı döneminde (1915) Ermeni tehcirinde hatalı ve görevini yapmayanlar yargılandılar; bazıları idam edildi, bazıları hapis cezası aldı. 1919-1921'de Malta'da İngiltere'nin istediği üzerine Ermeni iddiaları için 'Uluslararası mahkeme' yapıldı. O dönemin sorumluları yargılandılar ve beraat ettiler. Lozan da yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu. Siz bir dönemi önyargılı ve sömürgeci anlayışınızla yargılamak istemenizi anlamıyorum. Hangi bilgi ve belgeyle 'Soykırımı olmuştur', 'Türkler bunu kabul etmeli' diyorsunuz. Buyurun arşivlerinizi kendiniz açıklayınız." Mektubu yazan Sayın Cezmi Doğaner'i kutluyoruz. Bu mektubu yazması gereken asıl makamın da söz konusu adama neden "üstün hizmet madalyası" verdiğinin yorumunu size bırakıyoruz...
|