Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
10
Haziran
2008
Manzara Yazdır E-posta
Cüneyt ARCAYÜREK   
Perşembe, 29 Mayıs 2008

Cüneyt ARCAYÜREKAKP elinde ülkenin içine düştüğü durumu özetlemek istiyorsanız; uzak günlere değil, son on beş gün içindeki olayları alt alta koymanız yeterli.

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksütün dinleme araç gereçleri olan polis aracıyla izlendiği neredeyse kanıtlanıyor.

CHP Genel Sekreteri Önder Savın partideki odasında bir valiyle yaptığı görüşme sözcüğü sözcüğüne dinci bir gazetede yayımlanıyor.

Partinin ya içeriden ya da dışarıdan dinlendiği yadsınamaz biçimde ortaya çıkıyor.

Üstelik İstanbul gibi kültür kenti olmaya aday bir kentte kimi turistik otellerde gâvura içki var, Türke yok diyen, ancak din kurallarının geçerli olduğu ülkelere layık uygulamalar medyanın diline düşüyor.

Olaydan sonra Başbakanı ayrı, Kültür Bakanı ayrı, belediye başkanı ayrı telden konuşuyor.

AB, kapatma davasına karşı AKPnin yanında vaziyet alan saldırılara girişirken; önceki sabah TV haberleri, renksiz bir Dışişleri Bakanı portresi çizen Ali Babacanın Türk yargısının AB ölçütlerine uyum sağlaması gibi ülkesine karşı AByi savunan bir tavır sergilediğini bildiriyor.

***

Olayları sıralamaya devam edelim:

Kamuya ait sağlık, eğitim, yerel yönetimlerde anayasadaki yasağa karşın yumurta biçimindeki türbanlı başlar görev yapıyor. Öğrenciler sınava kara çarşafla giriyor. Kimi yerlerde harem selamlık uygulanıyor. Kimi yerlerde kadın müşteriye kadın garson hizmet ediyor.

Hollanda uçağında Hollandalıyı, erkeklerin yanında oturmasının dini inançlarına ters olduğunu söyleyerek başka koltukta oturmaya zorlayan, dışı örtülü içi ne menemdir bilinmeyen bir kadının Batı dünyasında yarattığı skandal karşısında işlerine gelmeyen en küçük olay karşısında yalanlama üzerine yalanlama, açıklama yapan bu ülkenin yetkilileri susuyor.

Zaman zaman Başbakanlıkla parti genel başkanlığını birbirine karıştıran RTE, Anayasa Mahkemesini, kendine bağlı olanları getirdiği herhangi bir müsteşarlık, genel müdürlük sanıyor olmalı ki; siyasal hesaplarını uygulamaya geçirmek için kapatma davasını bir an önce bitirmelerini isteyen mesaj içe-riğinde demeçler veriyor.

***

Gelelim balığın baştan koktuğu deyişine hak veren davranışlara:

Eşinin tavırları ve tarafsız bir cumhurbaşkanına aykırı düşen davranışlarıyla Çankayadaki 11inci her geçen gün biraz daha AKPli olduğunu kanıtlıyor.

Eşinin saraylardan kimi objeleri Çankayadaki çağdaş anlayışa uygun Pembe Köşke taşıma girişimlerini savunma görevini, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine getirdiği Mustafa İsen üstleniyor.

Cumhurbaşkanlığından yapılan resmi açıklama, genel sekreteri Mustafa İsenin sağa sola telefon ederek olayı savunma çabası, Hayrünnisa Hanımın saraylara gidip obje seçtiğiniyalanlamıyor.

Açıklama ve Bay İsenin çabaları üstü kapalı olarak Hayrünnisa Hanımı savunmayı bir yere kadar üstleniyor, ancak:

Hayrünnisa Hanımın saray eşyalarına merakını ilk kez Hürriyette ortaya atan Şükrü Küçükşahin, kendisini telefonla arayan Genel Sekreter Bay İsene Bu objelere uzmanlar mı, yoksa hanımefendi mi karar verdi diye soruyor.

Bay İsenin yanıtı: “…Uzmanlar da olabilir, hanımefendi de…”

Üstün bir çabayla objelerin saraylardan Köşke taşınmasını savunan Bay İsen, kaçamak yanıtla Hayrünnisa Hanımın olaydaki rolünü doğrulamış oluyor.

Bir başka ilginç nokta: Bay İsen patronunu savunurken Milli saraylardan alınan 7 bin 947 adet eserin, 1 Şubat 2003 tarihinde Milli Saraylar Daire Başkanlığına teslim edildiğini açıklıyor.

Saray eşyaları 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer zamanında saraylara iade edilmiş; Köşk saray eşyalarından arındırılmış. Çağdaş TCye layık bir konuma getirilmiş.

Öyleyse Pembe Köşk Hayrünnisa Hanımın nezaretinde ve isteklerine göre yeniden düzenlenirken sergilemek gibi anlamsız bir gerekçeyle saray objelerini Çankayaya tekrar taşımaya ne gerek var?

AKP döneminde her alanda görmemişliğin doyumsuzluğa ulaştığı bir dönemde; saraylarda yaşama özlemini bir ölçüde olsun gidermek için mi?


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 

  :: YABANCILARIN DERS KİTAPLARINDA TÜRKLER İÇİN YAZILANLAR(2)   :: CUMHURİYET NEYE DENİR?   :: Ücretlilerden de stopaj kesilecek   :: DTP'nin ek savunma yapma süresi doluyor   :: Yüzmek ve yürümek beyin için en iyi vitamin   :: Vergi borcu olana yasak geri geldi   :: Egzozdan enerji mi üretilecek?   :: 'Ulus yetkisi kullanamazsın'   :: Dışişleri Bakanı Babacan'ın Abd temasları   :: Yaşar Paşa   :: Belirleyen olmak   :: Tehlikeli Gidişat...   :: Gümrük Birliği'ni Gerçekten Biliyor muyuz?   :: Domuz Damı   :: AKP: Devlete Muhalefet Partisi...   :: "Mavi-beyazlar" bu kadar oynar!   :: YABANCILARIN DERS KİTAPLARINDA TÜRK'LER İÇİN YAZILANLAR (1)   :: BÜYÜKANIT'TAN ILIMLI İSLAM AÇIKLAMASI   :: BÜYÜKANIT: 'IRAK'IN GELECEĞİ UMUT VERİCİ DEĞİL'   :: TÜRKİYE KİMSEYE BİAT ETMEYECEKTİR!   :: Şer Odağı: "Kahrolsun Laiklik"   :: Arşidük   :: Badem   :: Medvedev: 'Enerji Sorununu Bilim Çözecek'   :: 'Mahkemenin Kararı, Beklenen Bir Karar'   :: AK Parti için 'İdam' Sloganı   :: 'Şeriatın Kestiği Parmak Acımaz'   :: Amerika ile Avrupa'nın Türkiye politikası farklılaştı   :: Darbe mi?   :: Görünen Karar

'Velev ki...'

AKP ve yardımcısı MHP’nin oylarıyla üniversitelerde türbanı serbest bırakmayı öngören anayasa değişikliğini Yüksek Mahkeme’nin iptal etmesi,...

Diğer Yazıları
 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: