Hükümet üniversitelerle kavgalı. Yargıyla, askerle, medyayla, sendikalarla, pek çok sivil toplum kuruluşuyla kavgalı.
Peki bu nereye kadar devam edebilir? Sonunda kim kazanır? Hancı mı, yolcu mu? Bana kalırsa hükümetin oturup bu konuyu ciddi ciddi düşünmesi gerekiyor. Devletle kavga eden bir hükümet Türkiye’yi nasıl yönetebilir? ***
Zaten bugünlerde ülkenin pek de yönetiliyormuş gibi bir hali yok.
Bakanlar kırmızı plakalarla gezip tozuyorlar ama dişe dokunur bir şey söyledikleri duyulmuyor. Bazıları hiç ortalıkta görünmüyor. Ekonomiyle ilgili bakanların bir icraatına tanık olmuyoruz. Her şey kapatma davasına odaklanmış durumda. ***
Dün Yargıtay’ın açıklamasına gösterilen tepki, bu kavganın daha da tırmandırılacağının işareti olarak algılandı.
Ama hepimiz biliyoruz ki yargıyla kavga hiçbir iktidara iyi gelmemiştir. İşin sonunda yargı kalır, hükümet gider. ***
Son araştırmalar AKP’nin hızla oy yitirdiğini gösteriyor.
Artık ortada bir yüzde 47 ve karşısındaki güçler yok. Bence hükümet bu durumu da değerlendirmelerine dahil etmeli ve bu sürecin önümüzdeki aylarda nereye gidebileceğini düşünmeli. ***
Herkesin üzerinde pek de düşünmeden inandığı bir klişe de şu: “Giderlerse daha büyük bir güçle gelirler.”
Pek öyle değil. Çünkü Refah Partisi kapatıldıktan sonra daha büyük bir güçle gelmedi. Eğer onu izleyen koalisyon hükümetleri yurttaşı inim inim inletmeseydi, ekonomik kriz ülkeyi dize getirmeseydi, herkesi isyan ettirecek kadar aciz görüntüler sergilenmeseydi AKP yüzde 34’le iktidara gelemezdi. O batış günlerini hatırlayın. AKP kendisini eskinin devamı değil, yeni bir umut olarak sunmayı başardığı için iktidara gelmişti. ***
Bu da bizi dönüp dolaşıp aynı soruya getiriyor.
AKP’nin alternatifi kimdir? Kime gönül rahatlığıyla oy verilecek? Türkiye’yi kim daha özgürlükçü, daha adil, daha dünyalı bir politikayla yönetecek? Böyle bir alternatif çıkmazsa, evet, AKP’nin devamı olan hareket tekrar güçlenerek gelir. Esas sorun burada.
|