• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

08
Mayıs
2008
Anasayfa arrow Takip Ettiğimiz Yazarlar arrow Erol MANİSALI arrow Deniz Baykal'dan Aklımda Kalan...
Deniz Baykal'dan Aklımda Kalan... Yazdır E-posta
Erol MANİSALI   
Pazartesi, 05 Mayıs 2008

Erol MANİSALICHP Kurultayı’nda Deniz Baykal, İşbirlikçi İslamcılarla antiemperyalist İslamcıları ayırarak” AKP’ye çattı. Baykal’a göre AKP, “ABD ve AB ile işbirlikçiliği kabul ettiği için, onların desteği ile iktidara getirilmişti.”

Yıllardır Bıçak Sırtı’nda dile getirdiğim bu görüşü Deniz Baykal’ın da benimsemesi beni mutlu kıldı.

- Baykal, İslamcılar için bir kırmızı çizgi koyuyor, “işbirlikçiler ve antiemperyalistler” ayrımı yapıyordu. Refah (ve Erbakan) antiemperyalist olduğu için ABD, İngiltere ve İsrail tarafından tasfiye ettirilmişti.

- O gruptan ayrılan “yenilikçi ve işbirlikçiler” ise ABD, AB ve İsrail saflarına katılmışlar, onların planlarının bir parçası olmuşlardı.

Deniz Baykal’ın yaptığı bu doğru tespitin yalnızca İslamcılara uygulanması, bence eksik olmakla kalmaz, yanlış sonuçlar da doğurur. İşbirlikçiler ile antiemperyalist duruş sergileyenler arasında keskin bir ayırım yaparak kırmızı çizgi çiziyorsak, bu doğru tespiti İslamcılar dışında da uygulamamız gerekir.

Sıralayalım:

- Liberaller arasında acaba işbirlikçiler yok mu? İçlerinde ateist olanlar bile vardır. Bunlar İslamcı değillerse, işbirlikçi eylemlerini göz ardı mı edeceğiz?

- Ya da, sağda ve merkez sağdaki işbirlikçileri ne yapacağız? Bunlar arasında BOP’a destek verenler yok mu? Tonla var Türkiye’nin AB’ye tek yanlı bağlanmasına göz kırpan sağcıları nereye saklayacaksınız, ortalık onlarla dolu

- Ve de sosyal demokratlar içindeki işbirlikçiler. Bu kesimde işbirlikçi bulunmadığını söylemek “aşırı saflık sınıfına” girmezse acaba nereye girer?

Liberaller, merkezdekiler, sağcılar, solcular arasında “Ben Atatürkçüyüm diyerek” örtülü işbirlikçilik yapanlar, boyunbağı taktıkları ve viski içtikleri için affa mı uğrayacaklar?

Yalnızca İslamcılar mı?

Deniz Baykal’ın İslamcılar için yaptığı işbirlikçilik ayrımınısağcılar, solcular, liberaller kısacası herkes için uygulamak gerekir.

Türkiye’de bir açık bir de örtülü işbirlikçiler var:

- Ben BOP’nin bir parçasıyım, ABD, AB ve İsrail’in isteklerini yerine getiririm diyerek bu işi gizlemeyenler var. İşi, “Ben bu projenin eşbaşkanıyım” diyecek kadar benimseyenler bile var. Ya da, “Bizi deliğe süpürmeyin, kullanın” çağrıları yapan hizmetkârlar söz konusu. Bunlar en açık işbirlikçiler

- Ya da “Biz Türkiye’nin eyaletlere, devletlere bölünmesinden yanayız; bunun için ABD, AB ve İsrail’le birlikte çalışıyoruz” diyerek işbirlikçiliklerini en baştan itiraf edenler de ortalıktalar.

Bu iki grup, “Batı emperyalizminin bölgedeki maşaları olduklarınızaten itiraf ediyorlar, kimlikleri belli, bunlar pazara düşmüşler.

Örtülü işbirlikçiler en büyük sorun

En büyük sorun “örtülü işbirlikçilerde”; onlar bir taraftan tören Atatürkçülüğü veya hamasi nutuklarla halkı oyalarken, masanın altından işbirlikçilik yapıyorlar.

Birkaç örnek verelim:

1) Biz laiklikten yanayız, Atatürk’ü çok seviyoruz, derken “AB sürecine destek veriyorlar.” Bu sürecin, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Lozan’ı tasfiye ettiğini görmezlikten geliyorlar.

2) Sosyal devleti, sosyal hakların geliştirilmesini istemiyorlar. Onlar da AKP üst yönetimi gibi, “Her şeyi piyasaya bırakın, piyasa size yol gösterir” diyorlar.

3) Ekonominin, siyasetin, kültürün yabancılaştırılmasına ve emperyalizmin denetimine girmesine karşı çıkmıyorlar. Bunu, “küreselleşmenin doğal bir sonucu” gibi pazarlamaya çalışıyorlar.

4) Sanayide, tarımda, ticarette, teknolojide ulusal (ve makro) politikaların uygulanmasına karşı çıkıyorlar.

Böylelikle, yabancı tekellerin (ve devletlerin) Türkiye’yi örtülü işgalini desteklemiş oluyorlar. Bunlar “işbirlikçi sınıfına” girmiyor mu?

Deniz Baykal’ın kurultayda ifade ettiği, “işbirlikçi ve antiemperyalist İslamcıayrımını İslamcı sözcüğü yerine liberal sağcı, sosyal demokrat veya daha başka sözcükleri de koyarak değerlendirmek gerekir”.

Türkiye bugün ikiye ayrılmıştır: Bir yanda örtülü ve açık işbirlikçiler bulunuyor. Öte yanda ise sömürgeci dayatmalara karşı “ulusalcı cephe” vardır.

Ulusalcı cephe şu temel özelliklere sahiptir:

1) En başta antiemperyalisttir, sömürgeci düzene karşıdır. Bu, Atatürk devrimlerinin en vazgeçilmez koşuludur.

2) Bu cephe sosyal ve laik hukuk devletinden yanadır.

3) Gerçek demokrasinin, “katılımcı örgütlenmelerle” olabileceğine inanır. Bireysel ve toplumsal hakları ve özgürlükleri birlikte destekler.

4) Dış ilişkilerde iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel olarak “karşılıklı çıkarları savunur.” Tek yanlı bağlara şiddetle karşıdır. Bunun gereği olarak uluslararası ilişkilerde “denge politikasınıesas alır. Türkiye’nin Avrasya ile ilişkilerinin geliştirilmesini, “Batı’nın dayatmalarının engellenmesi için” vazgeçilmez bir koşul olarak benimser.

Görüyorsunuz, “işbirlikçilere karşı olmak için” işi buraya kadar getirmek gerekir. Legonun sadece bir parçası bizim işimize yaramaz, olayı bütünüyle değerlendirmek durumundayız.


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 
Deniz Baykal'dan Aklımda Kalan...

CHP Kurultayı’nda Deniz Baykal, “İşbirlikçi İslamcılarla antiemperyalist İslamcıları ayırarak” AKP’ye çattı. Baykal’a göre AKP, “ABD ve AB ile...

Diğer Yazıları

Dengeli.net - Kalemini Kullan Sessiz Kalma...

 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk

SİZ'CE

AKP davasında Savcılarımız Cumhuriyetin ve Demokrasinin kendilerine verdiği yetkiyi kullanmıyor mu?
 
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-mail ile haberdar ol:

Sistem FeedBurner





Google