Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
07
Haziran
2008
Anasayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Karından Konuşmalar
Karından Konuşmalar Yazdır E-posta
Cüneyt ARCAYÜREK   
Çarşamba, 04 Haziran 2008

Cüneyt ARCAYÜREKTelekulak sorununu araştırmak için Mecliste kurulan komisyon; pansumanla kapanmayacak bir yaraya uygulanan tedaviye benziyor.

Hükümet, Türkiyeyi saran telekulak konusunu gündemden çıkarmak, eleştirileri geçiştirmek için araştırma komisyonu gibi bugüne dek hiçbir soruna kalıcı çare getirmeyen, sorumluları saptamaktan uzak kalan bir yönteme başvuruyor.

İlk bakışta hükümet, telekulak olaylarını açığa çıkarmak gibi bir görev üstlendiği izlenimini veriyor.

Fakat telekulak olaylarıyla ilgili resmi açıklamalar kafaların daha fazla karışmasına neden oluyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü yaptığı açıklamada, telekulak olaylarında dinleme değil izlenme olduğunu öne sürüyor. Bir telefonu veya çeşitli iletişim araçlarını izlemeye aldığını söylemek, dinlemeye kılıf hazırlamak değilse nedir?

Üstelik Tek Merkezden Dinleme Yasasına imza atan Meclis İçişleri Komisyonu Başkanı AKPli Ziyaeddin Akbulut, yasaya göre izleme diye bir prosedürün olmadığını açıklıyor ve İzleme olursa yasanın amacının dışına çıkarız. Biz (yasayla) suçluların takibi konusunda yetki verdik. TCYnin ilgili bütün maddelerini tek tek saydık. Kimse karnından yetki uydurmasın diyor.

***

Emniyette bir anda 50 bin kişiyi dinleme olanağı veren gereçler olduğu söyleniyor.

Üstelik bir mahkeme kararı genelleştirilerek anayasadan kaynaklanan Herkes özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz ve herkes haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır hükümleri ayaklar altına alınıyor.

AKP iktidarı sadece anayasayı değil, yasadışı dinlemeleri (telekulak olaylarını) ortadan kaldırmak, engellemek için çıkardığı yasanın hükümlerini de çiğniyor.

Yıllardır süregelen, giderek derinleşen telekulak olaylarında sorumlu sadece Emniyet (veya Emniyette varlığından söz edilen bir tarikata bağlı bir grup) değildir.

Telekulağı gerçekleştiren bütün kurumları yöneten Başbakan ve İçişleri Bakanı (veya bakanlar) başlıca sorumludur.

Bu nedenle geniş yetkili bir denetim mekanizmasıyla sorumluları saptamak gerekiyor.

Zira bir değil bin gerekçe, araştırma komisyonu ile telekulak olaylarını geçiştirmenin olanaksızlığını ortaya koyuyor.

***

Bir başka olay dikkat çekiyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİTe Türkiye genelinde iletişim araçlarıyla yapılan görüşmeleri izleme yetkisi tanıyan mahkeme kararlarına olumlu bakan Adalet Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığının sadece kendi görev sahasındaki iletişimin takibi için mahkemeden çıkardığı karara itiraz ediyor. Acaba neden?

Kuşkusuz şu soru akla geliyor:

Yetkili iktidar çevreleri acaba, telekulağın saptadığı, dışarıya yansımamasını istedikleri konuşmalar Emniyette nasılsa hasır altı edilir, ancak askerden bu olanağı sağlamak olanaksızdır, diye mi düşünüyorlar? Bu nedenle Emniyete ve MİTe tanınan dinleme (izleme) yetkisini jandarmadan esirgemeye mi çalışıyorlar?

Telekulak öyle bir olay, bir sorun ki; bir araştırma komisyonu ile dört başı mamur bir çözüme ulaşılamayacağı gün gibi aşikâr. Rejimsel açıdan o denli önemli ki, araştırma komisyonu yetersiz kalıyor.

Geniş yetkileriyle bir soruşturma komisyonu sorunu ele almalı ve.. anayasanın, yasanın çiğnenmesine göz yuman kim ise, kimler ise, başbakan mı, gelmiş geçmiş içişleri bakanları mı, yasayla kurulan kimi kurumların yöneticileri mi, her biri saptanarak yargıya gönderilmeli.

Başbakanla İçişleri Bakanı, diğer sorumlular telekulak olaylarında sütten çıkmış ak kaşık gibi tertemiz olduklarını günlerdir ilan etmiyorlar mı?

Öyleyse? İktidarın ve yönetimindeki sorumlu kurumları yönetenlerin öncelikle ve muhalefetten önce soruşturma komisyonu kurulmasını istemeleri gerekmez mi?

Tabii iktidarın soruşturma ve sonuçlarına yüreği sıkıyorsa?..


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 


  :: Hollandalı saldırgana ağzının payı!   :: Japon atasözü: Ne tarafa dönersen dön, kıçın arkadadır!   :: Abdullah Gül'ün 'bulunmaz' yanı   :: 'Ve Türban Kadını Yarattı' mı?   :: İki Yanlış   :: Ortadoğu Bataklığı ve Türkiye'nin Yeri   :: İtiraf   :: AKP kapatılır ve erken seçim olursa   :: Genel sekreter   :: 10 KASIM 2007'de ATATÜRK OLMAK...   :: Touareg'in küçük kardeşi Tiguan geliyor   :: Mecliste "Alevilere Karşı Ayrımcılık" Tartışması   :: Yazıcıoğlu: 'Sav Boşboğazlık Yaptı'   :: Merkez Bankası: 'Enflasyonun %4 olması uzun sürer'   :: Teröristler, Bir Taksiciyi Öldürdü   :: Skandal   :: Türkiye "kronik" bir "tuzağa" yerleşiyor   :: pkk anayasasını yazan Hollandalıya Türkiye'den ödül!..   :: AİHM'nin Türban Mesajı: AKP'ye ve AB'ye...   :: İktidar Öyle, Muhalefet Böyle   :: Kes, Önder Sav'a seçim afişi yap!   :: Cep telefonum   :: BAŞLIKSIZ YAZI!   :: Düşünmemiz Gerekmez mi?   :: Küreselleşmeci NGO'lar   :: 'Ilımlı İslamcılar' yetiştiriliyor   :: Bayrağına saldırıya alıştırılan millet!.   :: Yes, Ce Ha Pes...   :: Orhan Pamuk iftira atıyor...   :: İletişimin İntiharı

           
 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: