|

5 Haziran 2008′de Anayasa Mahkemesi’nin, anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişiklik hakkında, anayasanın değiştirilemez ilk 4 maddesine atıfla, esastan yaptığı incelemeye dayanan kararı, iktidar partisi sözcülerinin saldırılarına neden oldu.
Anayasanın ilgili maddelerindeki değişiklik niyeti, gerekçesinde de ifade edildiği gibi, üniversitelerdeki türban serbestisini içeriyordu. Oysa gerek Anayasa Mahkemesi’nin konu hakkında önceden aldığı içtihatlaşmış kararları, gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)in, konuyla ilgili hükümleri, türbanın üniversitedeki uygulanmasını engelliyordu. Türban serbestliği kavramı aslında mugalatadır. Zira, türban ancak bu çerçevede dayatılır. Özgürlüğün kısıtlanması özgürlüğü de olmaz. Türban hakkında açıklamalar yapma, başka bir yazının konusudur. Ancak, TBMM eski başkanı Bülent Arınç’ın, Anayasa Mahkemesi kararına atıfta bulunarak; incelemeyi esastan yapamayacağı, 148. madde yüzeyinde biçim (şekil) incelemesi gerçekleştirebileceği, yüksek mahkemenin yetkisini aştığı, yasamaya müdahale ettiği savlarına karşı, söyleceğimiz sözlerimiz var. İktidarın destekçilerinden, akademisyen Şerif Mardin’in ayaküstü sohbetlerinde, Cumhuriyet’in felsefesinin olmadığı iddiaları, anayasanın ilk 4 maddesinde çürümektedir. Türkiye’nin Cumhuriyet olduğu birinci maddede belirtilirken, ikinci maddede, Cumhuriyet’in temel nitelikleri sayılmıştır. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, insan haklarına saygılı, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Üçüncü maddede, bayrağımızın ay yıldızlı bayrak olduğu, başkentin Ankara, dilimizin Türkçe olduğu ortaya konmaktadır. Dördüncü maddede ise, bu maddelerin değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeler oldukları vurgulanmıştır. İktidar ve MHP’nin çabaladığı 10. ve 42. madde düzenlemesi, ilk 4 maddeyi, başka anayasa maddelerinde gerçekleştirdiği değişikliklerle, aşma girişimini açığa çıkarmaktadır. Bay Arınç’ın daha da ileri giderek, “böyle bir rejime cumhuriyet denebilir mi” sözünün karşılığı tam da buradadır. Cumhuriyet’in felsefesi ve kurucu iradesi, ilk 4 maddede ete kemiğe bürünmüştür. Kurucu irade, meclis oylamalarıyla değil, ancak ihtilalllerle değiştirilebilir. Türkiye Cumhuriyeti, kendi kurucu iradesini, rejiminin niteliğini, demokratik yollarla, anayasal kurumlarının hükümleriyle korumak durumundadır. Aslında, ilk 4 maddenin dışında, anayasadaki temel hak ve özgürlükler ve 174. maddede ifade edilen devrim yasaları da, ilk 4 maddenin güvencesi altındadır. Cumhuriyet, bu çerçevede demokrasinin ve Atatürk devrimlerinin temel güvencesi ve ifadesidir. Cumhuriyet, demokrasinin intiharına, demokratik gözüken yöntemlerle sulandırılmasına izin veremez. Faşizm, her zaman askeri darbelerle gelmez. Almanya örneğinde olduğu gibi, demokratik yollarla gelip, demokrasiyi ortadan kaldırabilir. Nazi partisi 1933′te, %47 oyla iktidara gelmişti. Mussolini ayaklanmayla 1922′de, Franco 1936-1939 arası iç savaşla iktidara geldi ama, Hitler, seçimle işbaşına geldi. Tarihsel olaylardan ders çıkaran Cumhuriyet, ilk 4 maddenin doğru yorumlanmasıyla, ihtilal ve darbelere kapalı hale gelmiştir. Bu yüzden, demokrasinin intiharına izin veremez. Demokrasi vageçilmez bir yaşam biçimidir. Demokrasiyi, Demokrat Parti’den beri, Rousseau’cu bir anlayışla, mutlak milli irade kavramına dayandıran zihniyet, ardılları tarafından da dile getirilmiştir. Özal ve Erdoğan’ın demokrasiyi yorumlama biçimleri, milli irade kutsamasını içerekmektedir. Oysa, Rousseau’nun bakış açısı, sivil diktatörlüğe kolaylıkla dönüşmektedir. Zira, parlamento çoğunluğunu milli irade saydığınızda, iktidar partisini milli iradeye eşitliyorsunuz demektedir. Çoğunluk partisi,milli irade anlamına geldiğinde, diğer siyasal partiler ve anayasal kurumlar da, milli iradeye karşı nitelemesine muhatap kılınmaktadır.Weber’in işaret ettiği, karizmatik meşruiyetin kurumlarla çatışması bu noktada başlamaktadır. Karizmatik siyasal önderlik, bir süre sonra, kurumları kendisine düşman saymaya başlamaktadır. 1961 anayasasında, anayasal kurumların konumlandırılmasının nedeni, mutlak iktidarın, anayasal kurumlarla dengelenmesi, Cumhuriyet’in temel niteliklerinin güvence altına alınmasıdır. İlk 4 maddenin olmadığı bir rejime elbette Cumhuriyet denemez. Cumhuriyet’in temel niteliklerinin, demokrasiyi koruduğu rejimin adı Cumhuriyet’tir. O Cumhuriyet te, Fethullahsever Fuller’in yeni cumhuriyeti değil, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, ilelebet yaşayacak olan TÜRKİYE CUMHURİYETİ’dir.
|