|
Hangi konu vesilesiyle olduğunu şimdi anımsamak kolay değil; belki AB ya da Kıbrıs sorunundan söz ederken Başbakan "win win" diye bir laf etmişti. Söylendiğine göre, kimileri önce kuş ya da sivrisinek taklidi yapıyor zannetmiş ama İngilizce bilen parti erbabı "Canım, koskoca devlet adamı öyle şey yapar mı, 'kazan kazan' demek istemiştir" diyerek imdada yetişmiş ve böylece Türk kamuoyu da çağdaş müzakere teknikleri konusunda bilgi sahibi olarak uzlaşmanın ne denli kolay bir çıkış yolu olduğunu anlamaya başlamış.
Şu günlerde, gerilimlerin ve çatışmaların ardından uzlaşma formülleri havalarda uçuşuyor ya, birileri mutlaka yine "win win" sözü edecektir. Yani, "Öyle bir noktaya gelinmelidir ki" denecek, "her iki taraf da kazanmış, kazançlı çıkmış olsun." Yani, haklı olan da haksız olan da. Durup dururken türban sorununu çözme niyetiyle anayasayı değiştirmeye kalkıp bütün toplumu aylarca meşgul edenler de; "Tartışılacak başka konu mu kalmadı" diyenler de. Olur olmaz anayasa değişikliği önerileriyle ortalığa çıkıp sinirleri gerenler de; "Böyle şey olur mu?" diyerek onları eleştirenler de. "Bindirilmiş" seçmen kafileleriyle grup toplantılarını doldurup tozu dumana katıcı nutuklarla kuvvet gösterisi yapanlar da; "Yapmayın etmeyin, size oy veren insanları pohpohlayıp onlara devleti kökünden değiştirme hevesi aşılamayın" öğütleri verenler de. Kısacası, yakın geçmişteki kışkırtıcılıklar üzerinden sünger geçilsin ve böylece herkes birbiriyle kucaklaşıp her şey tozpembe gözüksün. Nitekim, "Herkes bir adım geri çekilsin!" diyen işadamları bile çıktı. Yani, haklı olanlar da geri çekilecek, haksızlar da. Sosyal güvenlik "reform" u pazarlıklarında emeğin hakkını vermekte nazlı davrananlar da; çoluğunun çocuğunun hakkını savunmak için didinenler de. Güçlü de güçsüz de... Zalim de mazlum da... Ezen de ezilen de... Para ve silah gücüyle dünyaya egemen olanların bir "bilim dalı" olarak geliştirdikleri "conflict resolution", yani "uzlaşmazlık çözme" teknikleri böylesine yanlış bir düşünce temeline dayanır. Üniversitelerde bu iş için yetiştirilen binlerce "uzman" şimdi dünyanın dört köşesinde insan aldatıp kurulu yeryüzü düzeninin sürüp gitmesini sağlamakla meşguldürler. Siyasal cambazlıkları ve ekonomik güçleriyle Türkiye'yi yönetmeye soyunanlar da bu yeni "bilim" dalından nasiplerini almışa benziyorlar.
|