|
AKP iktidarının, dış desteği de arkasına alarak başlattığı “yargıyı kuşatma” girişiminin yargı kurumlarınca reddedildiği bir haftayı geride bıraktık.
Yargıtay’ın açıklamasına “saksafonik” yanıtlar veren AKP temsilcileri, Danıştay’ın açıklamasıyla birlikte hemen taktik değiştirdiler. Yargı bir bütün olarak “büyük” gelince, eski-meyen şarkılarını mikrofona verdiler: Milli irade! Tarifleri de şöyle: “Herkes milli iradeye ram olmak zorundadır.” Bunun Türkçesi şu: Halk bizi seçmiştir. O zaman bizim dediğimiz doğrudur. Biz ne yaparsak yapalım, yargı bize karışamaz! Bu yaklaşımın ayrıntılarına girmeden önce “milli irade”nin sözlük anlamını aktaralım: “Ulusça kullanılan ve hiçbir gücün etkileyemeyeceği kuvvet.” Genel kabul gören her sözlükte, milli iradenin tanımı böyle. AKP’nin tarifi ise yukarıda aktardığımız gibi; seçimlerde tek başına iktidara gelen milli iradeyi de tek başına temsil eder! Mademki sözlüklü yazıyoruz, “ram olmak” sözcüğünün anlamını da aktaralım: “Boyun eğmek, itaat etmek.” *** Sözlükten çıkıp AKP kulislerine girelim... Yıllardır savaş halindeki Suriye ile İsrail’in arasını bulmak için “mekik diplomasisi” zemini olmaya girişen AKP, Ankara’da kendisinden olmadığını düşündüğü bütün kurumlara karşı savaş ilan etmiş durumda. Bu gidişle, AKP yakın gelecekte Ankara’daki devlet kurumlarıyla BM özel temsilcileri aracılığıyla görüşecek. Akla çok uzak olmayan bir durum... Ram olmaktan gidersek; ülke içinde herkes AKP’ye ram olacak... AKP de kayıtsız şartsız AB kurumlarına ram olacak... Sonuçta ne olacak? Türkiye, Ankara’dan yönetilmeyen bir ülke haline gelecek. Konunun bu yanı büyük bir “giz” de değil! AKP’nin yeniden milli iradeyi dayatması bir yandan çaresizliğinin de ürünü. Oysa tarifini anlattığımız milli irade herhangi bir partinin tekelinde olamaz. Yeri gelmişken soralım; AKP’nin geçmişteki uzantıları muhalefetteyken milli iradeyi nasıl tanımlıyordu? Şöyle: Eğer iktidar partisi bu takımın işine gelmeyen bir uygulama içine girmişse, hemen çıkıyorlardı; “Ey hükümet, milletine ters düşme... Bu yaptığın, milletin değerlerine ters!” Geçmişte bunun pek çok örneği var. Bu mantık özünde halka saygı da değil. Tam tersine, millet iradesini istediği gibi tanımlamak, istediği gibi kullanmak! *** AKP bundan sonra ne yapar? Başkentte bu tür durumlarda verilen yanıt kısadır: Bugüne kadar yaptığını! AKP bugüne kadar ne yaptı? Bütün kurumlara hükmetmeye girişti. Edemediğini yıpratmaya ve işlevsizleştirmeye çalıştı. Bunun da işlemediği durumlarda o kurumun işlevini başkasına verdi... Aynı şeyi yargıya karşı uygulamak istiyor. Bildirilere sert yanıt veriyor. Karşı yanıt da aynı sertlikte olunca “milli irade arkamda” diyor! Basit bir davranış biçimi olarak aktardığımız bu durum, aslında hem AKP’yi hem Türkiye’yi öngörülmesi güç ortamlara itebilir. Yukarıda sorduğumuz soruyu şöyle de değiştirebiliriz: Köşeye sıkışan kişi ne yapar? Deyim yerindeyse, aynı durumdaki kedinin yaptığını yapar... Rasgele tırmalar... Önümüzdeki günlerde AKP’den daha ileri çıkışlar beklenebilir. Ama bu çıkışların yargıya etkisi olmaz!
|