|
İngiliz Kraliçesi’nin ziyaretinde Türkiye’nin bir “İslam ülkesi” olduğunu vurgulayıcı görüntülerin öne çıkmasına özen gösterilmesi.
İran sorununun ABD’deki iç politika gündeminden ve ora medyasındaki tartışmalardan bir türlü düşmeyişi. Milli Güvenlik Kurulu’nun son toplantısı sonrasında Ankara’yı temsilen Irak’ın başkentine gönderilenlerin Barzani’yle görüşmüş olmaları... Bütün bunlar, bir bilmecenin parçaları olarak yan yana getirilince, İran’a karşı bir ABD-İsrail saldırısına Türkiye’yi ortak etme ya da ondan yararlanma yönünde bir girişimin kuşkusu uyanıyor zihinlerde ister istemez. Elbet biraz komplo teorisi kokan böyle bir kuşkuyu giderecek kanıtlar ileri sürmek de çok kolaydır. Kraliçe ziyaretinin gerisinde örtülü niyetler aramanın saçma olduğu, temel amacın Avrupa Birliği’ne üyelik konusunda İngiliz hükümetinin Ankara’ya arka çıkma kararlılığını vurgulamaktan öteye bir anlam taşımadığı söylenebilir. Amerika’daki seçim kampanyasında Irak’tan çekilip çekilmeme tartışmasının öne çıktığı, şahinlerin İran tehdidini gündemde tutarak ellerini güçlendirmek isteyebilecekleri ileri sürülebilir. Kuzey Irak’taki ve özellikle Kandil Dağı’ndaki PKK varlığına karşı yapılan son hava hücumlarından sonra Barzani’de bir tutum değişikliği gözlemlendiği ve böyle bir ortamda Ankara’nın pekâlâ bu durumu kendi lehine değerlendirmek için çalışmakta olduğu düşünülebilir. Ancak Bush yönetiminin ve çevresindeki “yeni muhafazakârlar”ın dış politikadaki davranışlarını mantık çerçevesinde çözümlemek kolay olmuyor. İşin içine Hıristiyanca yobazlıklar, Pentagon’dan gelen baskılar, İsrail lobisinin çabaları da girmekte. Dıştan bakıldığında çılgınlık olarak gözükebilecek bir İran macerası, o çevrelerce ahlaki görev, ulusal ödev ve büyük felaketlere karşı bir güvenlik önlemi sayılabiliyor. Öte yandan, böyle bir maceranın Türkiye’yi işin içine çekmeden başarılamayacağını söyleyenler de çok. Böyle olunca, bir taşla birkaç kuş birden vurmak isteyen sivri akıllılar ortaya çıkmakta. İran’a saldırı hengâmesi içinde Kuzey Irak’ta bağımsız Kürt devletinin ilan edilmesi, Türkiye’nin Kerkük ödünüyle tatmin edilerek girişime ortak olmaya zorlanması, o sivri akıllıların bazısına çok elverişli gözükebiliyor. Türkiye’yi yönetenler böylesine aptalca dayatmanın dışında kalmayı beceremezlerse bilmelidirler ki, sürüklenecekleri macera yalnız onların başını yemekle kalmaz, yüzlerce yıllık bir Türk-İran barışını ortadan kaldırarak gelecek kuşakları da baş edilmesi çok zor sorunlarla karşı karşıya bırakır.
|