|
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL
|
|
Pazar, 23 Mart 2008 |
|
TALAT'LA Hristofyas buluştular. Önce baş başa, sonra heyetler olarak.
Baş başa neler konuşulduğu bilinemez. Ama eski arkadaşlıktan, kırk yıllık dostluktan söz edildiğine göre, "makine" çalışmaya başlayacak demektir.
Makine, Kuzey Kıbrıs'ın ünlü politikacı avukatlarından biri olan Fuat Veziroğlu'nun on sekiz yıl önce yayımladığı 148 sayfalık kitapçığın adıdır. Şimdiki Talat'ın değil de o zamanki CTP Genel Sekreteri Naci Talat ve arkadaşlarının Denktaş'la görüştükleri sırada yazılan kitabın kapağında dişleri iç içe girmiş iki çark görülür: AKEL ile CTP'nin çarkları. İkisinin de "Marksist" olduğu ve makinenin de bu nedenle uyumlu çalışacağı söylenir. Bugün de partiler arasındaki bu ideolojik yakınlığa bakarak Kıbrıs'ta çözüm için bir "fırsat penceresi" açıldığını söyleyenler çoktur. Türkiye'de, Avrupa'da, Atlantik ötesinin New York'uyla Washington'unda.
Ama, Kıbrıs'ı biraz tanıyanlar bilir ki, Kuzey Kıbrıs'taki durumdan farklı olarak, "ulusal dava" söz konusu olunca, partilerin ideolojileri ne olursa olsun, Rumlar için gerisi "teferruat" tır. Dolayısıyla, Papadopulos'un yerine Hristofyas geçti diye o tarafın genel tutumunda köklü değişiklik beklenemez. Nitekim, sorunun geçmişini bütün olarak en iyi bilenlerden biri olan emekli Büyükelçi Tugay Uluçevik "Kıbrıs Cumhuriyeti" yeni başkanının geçenlerde Brüksel'de söylediklerinin özünü şöyle anlatmakta: "Cumhuriyetin vatandaşları olmanın bütün nimetlerinden yararlanan Kıbrıslı Türklere ambargo uygulanmıyor; isterlerse Kıbrıs'ın yasal limanlarından (yani Rum tarafındakilerden) dünyayla ticaret yapabilirler. O halde ambargoları kaldırma düşüncesi de yanlıştır."
Bugünkü haksız durumu resmen böyle yansıtan biriyle masaya oturmanın nasıl bir "fırsat penceresi" açmış olacağını kestirmek çok mu zordur?
Tıpkı Yunanistan'da Simitis'in yerine Karamanlis geçince ya da Türkiye Dışişleri bakanlarının koluna oğul Papandreu yerine Madam Bakoyanni girince nelerin fazla değişmeyeceğini tahmin etmenin zor olmayışı gibi.
Ulus olmayı ve dolayısıyla ortak ulusal çıkar kavramını geliştirmekte Yunanistan'a göre bir yüzyıllk "rötar" ı olan Türkiye'nin artık öğrenmiş olması gerekir ki, orası için Türklere ilişkin ulusal davalarda birlikte düşünmek kural, farklı düşünmek ise istisnadır.
Böyle olunca, Hristofyas-Talat görüşmelerinden çıkabilecek sonucun Annan Planı'ndaki dengesizliği giderip Türk tarafını daha iyi duruma getireceğini ummak hayaldir. Çünkü, Hristofyas Papadopulos'un "hayır" ını sürdürüp onunla birlikte AB'ye girmek için çırpınan KKTC'li lider Talat'ı Annan Planı'ndaki "evet" inden de geriye düşürmeyi deneyecektir...
Şu aşamada asıl önemli olan, Talat'ın 75 milyonluk Türkiye için yaşamsal ağırlık taşıyan böyle bir konuda ve son denemede Ankara'nın da Talat'la birlikte geriye düşmek isteyip istemediğidir.
|