Sorun, ülkeyi yöneten adamın kafasında yaşattığı kendi dışında herkesi suçlu gören dünyadan sıyrılıp gerçek dünyaya dönememesinden kaynaklanıyor. Gerçekleri görebilecek erdeme erişebilir mi?
Umutsuz bir vaka; çünkü: Saatlerce gözaltında sorgulandıktan sonra aramıza dönen İlhan Selçuk 'umuz, ziyaretine gelen gazetecilere ülkede yaşanan gerilimden kurtulmayı sağlayacak anahtarı veriyor: "...Başbakan'ın art niyeti yoksa, ülkenin istikrarı için bir uzlaşma yolu bulmalıdır; muhalefetle bir araya gelmelidir. Ancak bu şekilde bu badireyi atlatır. Yoksa, ülke bir çatışma noktasına doğru gidiyor. Kutuplaşmayı çok tehlikeli buluyorum..." diyor. İlhan Selçuk'un bu görüşünü meslektaşlarına söylediği sırada, Manisa'da RTE çıktı halkın karşısına; başkalarını suçlayan, kendini ak pak gösteren bir konuşma yaptı. "Biz hiçbir zaman gerilimlerin tarafı olmadık, yine gerilimlerin tarafı değiliz" dedi. "Germek isteyenlere hiçbir zaman iltifat etmeyeceğiz" diye konuştu... İnsaf mı desek, pes mi; inanınız, bu adamın gerçekleri bu denli yadsıyan, saptıran tutumu ve davranışları karşısında insan şaşırıyor. Biz şaşıraduralım, mesir macunu kapmak için alanı dolduranlardan alkış alıyor. Yönetici bu ise, toplum bu! *** RTE'ye göre kendisi gerilim ustası değil, başkaları. Muhalefetle medya! Oysa genel manzara, ortaya çıkan sonuçlar ortada. Bay RTE; gerilim ustası değilseniz şu gerçeklerin kaynağını açıklayınız: Devlet yönetiminde 1950'lerin marifetini canlandırarak, "Bizden olanlar, bize karşı olanlar" ayrımını kim yarattı? "Laikler iman sahipleri, dinciler dinsizler" veya "laikler-laik olmayanlar" ikililiği hangi iktidar döneminde yaşama geçirildi? Aydın kesimini "ulusalcılar liberaller" diye ikiye bölünmeye kim zorladı? Kimin iktidar dönemlerinde "Türkler Kürtler" bölünmesi gündemin ilk sırasına tırmandı? Gizliden gizliye işlenen "asker yanlısı olanlarla askere karşı olanlar" sloganı hangi siyasal kadronun marifeti? Sıralanan bu soruların tek sorumlusu sizsiniz Başbakan RTE ve sizin emrinizdeki kadrolar! Ne yaparsanız yapınız, bu gerçekleri satın aldığınız medya gruplarıyla dilediğiniz kadar yalanlamaya çalışınız. Başaramayacaksınız! Zira, son beş yıldır çeşitli konular yaratarak ülkede gerilimleri yaratan da körükleyen de sizsiniz! Ne derseniz deyiniz, asla inandırıcı olamayacaksınız! *** 22 Temmuz öncesine göz atalım. Cumhurbaşkanı seçimini uzlaşıdan arınarak gerçekleştiren, Çankaya'da mutlaka dinci bir cumhurbaşkanı görmek için ülkeyi gerilimli günlere sürükleyen, herhalde sokaktaki Ahmet Bey değildi. 22 Temmuz'dan sonra türban sorununu anayasal yoldan çözmeye çalışarak aylardır süregelen gerilimlere yol açan kimdi? Muhalefet mi, medya mı, kimdi? Partinin kapatılması istemini boşa çıkarmak için anayasa değişikliğine başvurarak yeni gerilimler yaratan ve böylece olası gerilimlere olanak sağlayan herhalde Sarı Çizmeli Mehmet Ağa değildi. Davul zurna eşliğinde soldan sağa çark edenleri milletvekili ve bakan yaptıklarınız bile gerilimlerin yaratıcısının kim olduğunu yadsıyamıyor. Sonradan AKP'li, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, "...Türban için MHP'yle bir anayasa değişikliği yapılmasını gereksiz buldum... Gündem kayması da bence o tarihte başladı" diyor. Günay'ın sözlerini açalım: Türban için anayasa değişikliği yapan kim? Yozgat'taki imam mı? AKP sözlüğünde adı "gündem kayması" diye geçen gerilim olaylarının yaratıcısı kim? Sizsiniz, bay RTE! Çıkıyorsunuz halkın karşısına, "Hiçbir zaman gerilimlerin tarafı olmadık" diye konuşabiliyorsunuz. Gerilimlerin mucidi, yeni gerilimlere olanak sağlayan mı? TC Başbakanı, bay RTE!
|