Gerginliği azaltmak, tansiyonu düşürmek için yollara düşen düşene. TÜSİAD hafta başında başı çekti.
Laik Cumhuriyet RTE ve iktidarı tarafından onca saldırıya uğradığı günlerde suspus olan TOBB, Kamu-Sen, Türk-İş, Hak-İş, TİSK ve TZOB ayaklandı. "Kamplaşmaya gidiyoruz, kaygılıyız" telaşı içinde toplandılar. Sade suya tirit bir açıklama çıkardılar: Demokrasi, hukuk sınavından geçiyor! Önceki gece beş gazete yöneticisi NTV'de Can Dündar 'ın "Neden" programında "Türkiye'nin nereye gittiğini" konuştu. Can Dündar ustaca idare etti; gerginliğin başlangıcını konuşturdu. Soruna çare arayan bir havada her gazetenin kendine özgü siyasetini anlatmasına olanak sağladı ve lakin: Ne Can Dündar sordu, ne de programa katılan 5 gazete yöneticisinden 4'ü gerginliğin nasıl giderileceği üzerinde durdular. 4 böyyük gazetenin 4 yöneticisi çareyi içeren bir öneride bulunmadılar. Her şeyden söz ettiler. AB'den girdiler, son anayasal düzenlemelerden çıktılar. Ne ki gerginliğin kaynağına inemediler, sorunu örneklerle bir türlü irdeleyemediler. Gerginliği RTE'nin yarattığını örnekleriyle anlatmadılar. *** Sivil toplum örgütlerinden medyaya kadar uzanan çizgide kamuoyuna "sağduyu" çağrıları yükseliyor ve fakat: Bu çağrıda rol alan sivil toplum örgütlerinden medyaya değin hiçbir kesimden derde deva olacak herhangi bir öneri gelmiyor. Milliyet Genel Yayın Müdürü Sedat Ergin ; çare olarak, iktidar ve muhalefet liderlerinin vakit yitirmeksizin bir araya gelmelerini öneriyor. Yakın tarihte zaman zaman sık sık başvurulan liderleri bir araya getiren girişimlerden veya iki büyük partinin buluşmasını sağlamaya çalışan çabalardan hiçbir sonuç alınamadığını o günleri yaşayanlar bilir. Gerginliği ve tansiyonu düşürmenin koşulları saptanmadan, ön hazırlığı yapılmadan böyle bir buluşmanın istenilen sonuçlar vermeyeceği de bir gerçek. Zira gerginliğin başlıca sorumlusu RTE; hâlâ kendini sütten çıkmış ak kaşık sanıyor. Sorumlu ve suçlu olarak medyayı gösteriyor. Daha önce ana muhalefeti, son günlerde yine medyayı suçlar ve gerilimin başlıca nedeni gösterirken hâlâ "hep uzlaşma mesajı verdiğini ve vermeye devam ettiğini" söyleyebiliyor. *** Şimdi asıl soruya ve yanıtına gelelim: Gerginliği gidermek, tansiyonu düşürmek için RTE; iki konuda, türbanı her alanda serbest bırakmak ve AKP'nin kapatılmasını önlemek için başvurduğu anayasal girişimlerden vazgeçebilir mi? Laik rejimin içini boşaltma çabalarının simgesi olan tartışmalı konularda geri adım atabilir mi? Gerginliğin başlıca nedeni olan bu iki konuda RTE, değişim işaretleri, ama somut işaretler vermedikçe iki liderin bir araya gelmesinin veya karşılıklı sert konuşmaları yumuşatmanın beş paralık değeri olmayacak. Gizlenen eğilim ise ana muhalefetin ödün verecek bir tavır takınması. Susması. *** Oysa dert başka. Ana muhalefet RTE ile polemiğe girdiği için gerginlik yaşanmıyor. Gerginlik iktidar ile muhalefet arasındaki tartışmadan değil, RTE'nin anayasayla, devlet düzeniyle, laiklik anlayışıyla kavgasından kaynaklanıyor. Baykal haklı olarak soruyor: "Muhalefet sustuğunda Türkiye'de gerilim olmayacak mı?" Medya, sivil toplum örgütleri önce gerilimin kaynağında yatan temel öğeyi, iktidarın sorumluluğunu saptamalı, iktidara, anayasada yapmaya giriştiği hukuk ve etik dışı düzenlemelerden vazgeçmesini dayatmalı. Gerginlik ancak -tabii sonuç alınabilirse- bu gerçekçi saptamalar gerçekleşirse giderilebilir, tansiyon düşürülebilir. Son açıklamasında geri adım atmayacağını kanıtlayan RTE ile sağduyu çağrılarının olumlu sonuçlanacağını sanmak, RTE'yi de amaçlarını da hâlâ anlamamış olmak, demektir. Kaypak yaklaşımlarla olumlu sonuçlara varmak olanaksız!
|