|
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL
|
|
Salı, 25 Mart 2008 |
|
FİKRET BİLÂ o gün "Seksen yaşını aşmış bir yazarın sabaha doğru evinden götürülmesi AB'yle müzakere eden ülke konumuyla övünen Türkiye'nin imajını hem iç hem dış kamuoyunda zedeleyecek bir durumdur" diye yazmıştı.
Dil, ne tuhaf bir canlı: Türkçede işaret ya da belirti anlamına gelen "im" sözünden yararlanarak oluşturulan "imge" sözcüğü fizik biliminin "optik" dalını iyi anlatmakta işe yarıyor da, sıra zihinlerdeki genel izlenimleri anlatmaya gelince Batı dillerinden alınma "imaj" sözcüğü devreye giriyor. Batı'daki imajımıza çok düşkünüz. Kendimizi en çok üzen ve derinden düşündürmesi gereken olaylarda bile aklımıza hemen dıştaki imajımızın zedelenmesi gelir.
Niçin?
Çünkü, o imajımızın zaten hayli kötü olduğunu bildiğimiz ve düzeltmek uğruna hep çırpınıp durduğumuzdan, bir rektör, bir parti genel başkanı ve bir yazarın gözaltına alınış tarzındaki hoyratlık, imaj düzeltme konusundaki çırpınışımızın beyhudeliğini anımsatıyor da ondan. "Genlerimizde kötü bir şeyler var da acaba ondan mı yaptıklarımız hep hakkımızdaki imajla örtüşüyor?" diye düşünmekten kendimizi alamadığımız zaman özgüvenimizi sarsan bir durumla burun buruna gelmiş oluyoruz.
Aynada kendini çirkin görmek gibi bir şey.
Oysa, çirkinleştiğinizi hissettiğiniz anlarda aynaya bakmaya sizi zorlayan kimse yoktur. Üstelik, buna gerek de yoktur.
Belki son olayın tek iyi tarafı, başkalarının ayıplamasına gerek kalmadan kendi yönetenlerimizi bizim ayıplayabilmiş olmamızdır. Cumhuriyetçi kitlelerin olaya gösterdikleri büyük tepkiyle gurur duymamız gerekir.
Z aten bugünün Türkiye'si gibi bir ülkede başkalarının övgüsüne ya da yergisine sevinmek ya da kızmak kadar yanlış bir şey olamaz.
Bir defa, her yeni durumla oluşan imgenin zihinlerdeki yerleşik imgeyle karşılaştırılarak değerlendirildiğini bilmek gerekir. Türkleri zaten "zalim, kaba, barbar" diye bellemiş olanlar, basit bir çağrıyla savcılıkta ifade vermeye gelebilecek insanların sabahın köründe apar topar götürülüşlerinde pek "imaj zedeleyici" bir yenilik görmeyebilirler.
Hele götürülenlerin tutumları onların hesaplarına uygun düşmüyorsa.
Kendi açımızdan üzücü ve bir ölçüde de düşündürücü olan budur.
H er şey bir yana, olup bitenlerden çıkarılabilecek sonuç herhalde şudur: Denizcilerin deyimiyle "hava dönmüş" ve AKP iktidarı artık inişe geçmiştir. Bilâ'nın haklı olduğu nokta da bu galiba: İnişin telaşıyla Başbakan ve çevresince yapılan hatalar, ülkenin dışta zaten kötü bilinen imajından daha çok iktidarın başlangıçta kendisi için yaratmayı başardığı olumlu imajı yıkmaktadır.
Takıyye dışta da iflas etmiş sayılır.
|