|
BU sütunda daha önce de yazıldığı gibi, "operasyon" la ilgili sorular bitmek bilmiyor. Aslında, Genelkurmay Başkanı, "Kendi planımızdı; kimsenin sözüyle girip çıkmadık" dediğine göre, asker sözüdür; inanmak gerekir.
Ama yine de sorulacak veya "Şöyle yapılsaydı daha iyi olmaz mıydı?" denecek noktalar var.
Amerikalıların son derece densiz davrandıkları kesin. Operasyonun kısa süreli ve PKK dışında kimseye zarar vermeden yapılacağı defalarca söylenmişti. Onların izniyle yapılan bir operasyonun belki de bitiriş tarihini şöyle ya da böyle biliyor ya da tahmin edebiliyorlardı. O zaman, savunma bakanlarının apar topar Ankara'ya gönderilişinin ya da başkanlarının öyle konuşmasının anlamı nedir?
Bağdat yönetimine ve Barzani'ye kanat gerdiklerini bir kez daha göstermek mi? PKK'ye mesaj vermek mi? Bu varsayımlar doğru olsa bile, ABD'yi stratejik müttefik saymakta olan bir Türkiye'ye yapılacak şey miydi bu? Bilinmez bir nedenle "Ankara'ya bir ders" niyeti olsa bile, ders böyle mi verilir?
Bu densizliğe bir şekilde mutlaka "münasip" bir yanıt verilmeliydi.
Ne yapılabilirdi? Bu durumda akla yakın olan, görüntünün yanlış anlamalara yol açmasını önlemek için operasyonun birkaç gün daha uzatılacağı "devletlû" müttefike güçlü bir mantıkla anlatılarak süre biraz daha uzatılabilirdi.
Belki, hiç bunlar yapılmadan, ama istense yapılabileceğini ima ederek, sırf böylesine kaçınılmaz bir inat yüzünden daha fazla insanın telef olmasını önlemek gerekçesiyle operasyonun durdurulduğu ilan edilebilirdi.
Kısacası, bir şeyler yaparak, oynanan bu oyunun veya bu inanılmazlığın altından kalkmak gerekiyordu.
Sonuçta bu tür "okkanın altında kalışlar" bütün bir halkın içinde belirli bir eziklik yaratıyorsa, devletin başına ve yönetimine geçenlerin ya da onların emirleri altında çalışanların yetişmelerinde bir eksiklik var demektir. Bunun üzerinde biraz daha derinliğine düşünmek doğru olmaz mı?
Devlet yöneticiliği elbet okullara ders koymakla öğretilemez; öğretilecek bir yığın başka şey var ülkenin insanlarına. Ama, devlet yönetimine geçme olasılığı olanların okudukları yerlerde biraz daha tarih, biraz daha mantık öğreten ve biraz daha "devlet bilgisi" veren konular ele alınamaz mı?
Öyle anlaşılıyor ki, tarih bilinci, düşünme disiplini, devlete sahipleniş öğretilmeden yetişen yöneticilerin ve kadroların elinde bu ülke karanlık bir geleceğe doğru sürüklenmektedir. Yetmiş beş milyonun hepsine birden böyle bir öğretim verilemeyeceğine göre, çok daha az sayıda ama bu bilinç, disiplin ve sahiplenişle çok iyi donatılmış insan yetiştirmek hiç mi başarılamaz? "Eski Mülkiye ya da Harbiye ruhları yine depreşti" diyenler çıkacaktır ama, başka ruhlar çağrılınca nerelere gidildiği ya da gidilemediği gün gibi ortadadır.
|