RTE’nin söylediği gibi istikrarı ana muhalefet partisinin bozduğunu söylemek ise akla mantığa aykırı.
Kimden kaynaklanıyor bozulma? Olaylar ortada. İstikrarın var olduğunu söyleyen de bozan da RTE’nin gün aşırı bunalım yaratan siyasal eylemleri!
***
RTE’nin demokrasiyi ben yaptım oldu diye algılayan, muhalefetle temel sorunlarda diyalogdan kaçınan kafa yapısı ve uygulamaya giriştiği siyasal, ekonomik ve sosyal politikalar toplumsal bozulmanın başlıca nedenleri.
Türkiye’de sosyal ve rejimsel bozulma AKP’nin tek başına iktidara gelmesiyle başladı.
Laikler, laiklik karşıtları ayrımı, uygulamalarla benden olanlar olmayanlar anlayışı ile yapılan işlemler, devlet kadrolarını AKP’ye uygun düşenlerle doldurma operasyonları vs vs... AKP’nin (RTE’nin) toplumsal huzurun temeline koyduğu dinamitlerdi.
Çeşitli boyda ve huydaki sorunları Yargıtay Başsavcısı paketledi, kapatma dosyası adıyla Yüksek Mahkeme’ye gönderdi.
RTE’yi aldı bir telaş. Şimdi ektiği tohumların ürününü alıyor. Hem AKP’yi hem de iktidarı elinden çıkarma tehdidi ile karşı karşıya...
Kapalı grup toplantısında milletvekillerine seslenirken tek bir cümle ile bir olasılığı açıkladı: “Bölünmeyin!”
Bir de tehdit: Trenden inen trene binemez! Oysa AKP milletvekilleri de politikacı.
Seçilme şansının tehlikeye girdiğini gördüğü an AKP treninden iner, başka bir trene biner, hiç kuşku olmasın.
***
RTE’nin partide bölünme sürecinin başlayacağına ilişkin korkusunun kaynağı ne?
AKP milletvekilinin AKP’den çıkıp kapısından gireceği umut veren bir orta sağ parti yok! DYP mi? Genel başkanlık sorununu çözümleyemedi. Anavatan mı, sizlere ömür. Her ikisini de geçiniz.
Şayet bu iki sağ parti AKP’den oy çalarsa; bu, sadece denize düşenin yılana sarılmasına benzeyecek!
Fakat “tehlike” ana muhalefetin kapısını çalabilir. CHP’de yaşanan ve ne çare toplumda olumsuz karşılanan kimi olaylar kimi açıkgözleri harekete geçirebilir.
Vicdanlarını, meslek namuslarını, savundukları gerçekleri karşıt görüşlere para karşılığı satan ve ikiyüzlülüğün ürünü aldıkları paralarla kimileri sol adı altında, Atatürkçülük, devrimcilik adı altında bir girişim başlatıp CHP oylarını kemirmeye girişebilirler.
Bu girişimlerin oy kaynağı ne AKP, ne de MHP’dir. CHP’dir.
Oysa CHP’den sakınan üç-beş yüz bin oy, CHP’nin önemli sayıda milletvekili kaybına yol açabilir.
Bu girişimlerin şansı olabilir mi? Yüzde 10’u bulmaları ham hayal. Saman alevi gibi yanar ve... sönerler.
***
RTE’nin “AKP’nin kapanması halinde Meclis’ten erken seçim kararı çıkaracağını” Deniz Baykal söylüyor.
Bu bakış açısına göre erken seçim AKP’nin kapatılmasına bağlı. Daha önce saptanan tarih öne çekilmezse, yerel seçimle birleşecek olan erken seçim 2009’a kalıyor.
AKP’nin hesapları üç aşağı beş yukarı biliniyor. Parti kapatılırsa başka bir adla AKP’nin devamı bir parti ve erken seçimle yine tek başına iktidar!
Ana muhalefet toplumda peygambere dil uzatan ve telekulak iddiaları yalana çıkan parti kimliğinden kurtulmanın çarelerini arayıp bulmalı. Yoksa?..
Kapatma kararına bağlı seçim olasılıkları gelecek aylarda biçimlenecek olaylar.
***
Toplum çok çabuk hüzünleniyor, çok çabuk seviniyor. Önceki gece yarısı büyük küçük kentlerde sokaklarda yaşanan manzaraya bakınız.
İsviçre’yi yenip sanki şampiyon olmuşuz gibi bayram havası yaşanıyor.
110 milyar maaşlı Fatih Terim’in 1-0 yenik durumda iken yedek kulübesinde süt dökmüş kedi gibi süklüm püklüm oturmuş halini... bir de 2-1’lik sonuçtan sonra sahayı terk ederken meydan savaşı kazanmış mağrur bir general gibi, küçük dağları ben yarattım der gibi yürüyüşünü göz önüne getirin!
Ağlanacak haline güldürüyor insanı!