AKP’den başlayalım...
Arkadaşlar, Anayasa Mahkemesi ile ipleri kopardılar. Sıradan bir davada bile mahkeme açısından “iyi hal” diye bir şey vardır. AKP, gün geçmiyor ki kendisini yargılayacak mahkemeye saldırmasın. Bunun başlıca nedeni, çıkacak kararı biliyor olmaları...
Bu sonuca göre de hazırlıklarını yapıyorlar. AKP için iki büyük tehlike var:
İktidarı yitirme olasılığı ve bölünme...
Biri ötekini tetikleyecek. AKP, iktidara gelmek üzere hazırlanmış, toplama bir parti. İktidardan uzaklaşması halinde pek çok parçanın doğal ortama dönme eğilimi göstermesi beklenebilir. Erdoğan bu tehlikeyi gördüğü için vekillere sesleniyor:
“Trenden inen bir daha binemez.”
Erdoğan’ı dinleyen vekiller elbette trene bakar gibi bakmamıştır, ama tüm AKP çevresini iktidarı kaybetme ve bölünme korkusu sardığı kesin.
Erdoğan, yöntem olarak şunu benimseyeceğini ilan etti:
En iyi savunma saldırıdır... Ne pahasına olursa olsun iktidarı bırakma!
***
CHP’nin duruşu belli; AKP’nin attığı adımları dikkatle izleyip yanlışları toplumla paylaşmak...
CHP bu işlevini ciddi biçimde yerine getiriyor. AKP de bunun acısını “CHP taş üstüne taş koymaz. İşi gücü kriz üretmektir” propagandası yaparak çıkarmaya çalışıyor.
Böylesi propaganda yöntemlerini iyi uygulayan AKP’nin CHP üzerinde de yer yer başarılı olduğunu söyleyebiliriz...
Baykal, salı günkü grup toplantısında yine AKP’nin başaramadıklarını, yanlışlarını işledi... CHP’nin bu işlevinin yanına şunu koyması gerekiyor:
Gelişmeleri şaşkınlıkla izleyen, ne olup bittiğini anlamakta zorlanan kesimleri yanına çekmek...
MHP ise daha farklı bir zemine oturma arayışında... Salı toplantısında Bahçeli’nin her kesime sözü vardı:
AKP germemeliydi... Anayasa Mahkemesi bu kararı vermemeliydi... CHP gerilim üretmemeliydi... Askerler mahkeme kararına yorum getirmemeliydi...
MHP ne yapmalıydı?
Bahçeli’ye göre AKP ve CHP tahterevallinin iki ucunda inip çıkıyor... MHP de krizin çözümü için üzerine düşeni yapacak...
Bahçeli’nin değerlendirmelerinde haklılık payı olsa da, 22 Temmuz’dan bu yana izlediği politikaya baktığımızda MHP’nin konumu da tahterevallinin yanındaki döner salıncağa benziyor!
Siyasette gerilim arttıkça siyahla beyaz arasındaki ara tonlar da azalır. MHP, AKP’ye karşı daha net olmak zorunda kalacak...
***
Yukarıdaki tabloyu özetlemek gerekirse, önümüzdeki yazın olası görünümü şu:
1- AKP bildiğini okuyacak... Sürecin sonunda baskın seçim seçeneğini öne çıkaracak.
2- CHP, AKP siyasetine göre çıkış belirleyecek. AKP’nin canına okuyacak.
3- MHP, iktidar ile ana muhalefetin dışında kalıp hariçten gazel okuyacak...
Bu kadar çok okumalı siyasette, sonuçta herkes birbirine meydan okuyacak...
Dileriz, her şey hukuk temelinde yürür...
Aksi halde sistem için geriye okunacak tek şey kalacak:
Fatiha!