Üstelik bu Kültür Bakanı soldan sağa çark etmeyi pekâlâ beceriyor. Sanat sorunlarında alacalı bulacalı, parlak cümleli açıklamalar yapıyor. Opera sanatı ile uğraşan bir bakanlığın başında. Ama dünyaca ünlü bir opera sanatçısının arkasından birkaç cümlelik olsun bir şeyler söylemekten kaçınıyor.
Neden acaba? Leyla Gencer’e kilisede tören yapıldığı için mi?
Herhalde sonradan dinci partinin ilkelerine sarılan Ertuğrul Bey, partinin efendilerinin eleştirisinden kaçınmayı, dinci siyaseti sanata yeğliyor.
Bay Günay’ın Leyla Gencer’i anması için herhalde La Diva Turca yerine La Diva Muslim diye anılması gerekiyor.
***
Bir Başbakan var bu ülkede. Dinler arası hoşgörü, her bireyin inancına saygı gösterilmesi gibi kulağa hoş gelen söylemlerin sahibi.
Fakat Fenerbahçe teknik adamı Zico’nun gelmişini geçmişini, topa nasıl vurulacağını, dini şarkıları biliyor.
Ondan Leyla Gencer için bir-iki cümle beklemek, akıntıya kürek çekmek demek!
Opera, ama bale, ama Batı bestekârlarının ölmez eserlerini dinlemek… Hiçbiri hakkında en ufak fikri olmadığına, bir opera, bale izlemediğine ve senfoni orkestrası dinlemediğine yemin etsek başımız ağrımaz.
O, Arap’ın yalelli ile meşgul. Batı’ya bakar görünürken Doğu’ya koşuyor.
Sanat kültürünü ölçmek için siyaset sahnesine çıktığından beri yaşantısına bakmak, Batılı sanata verdiği değeri anlamak için hükümet programlarına, Milli Eğitim Bakanlığı’nın icraatına göz atmak yeterli.
Nesine gerek opera, bale, Leyla Gencer gibi uluslararası bir değeri yitirmenin acısı.
***
19 Mayıs günü kapalı yerlerde sigara içilemeyecek... Yasayla yasaklandı.
Uygulama nasıl olacak? Örneğin büyük alışveriş merkezleri kapalı mekânlardan sayılıyor mu; göreceğiz.
Zira üç-dört katlı büyük alışveriş merkezlerinde yüzlerce dükkân ve hemen her katında “cafeler” var.
Cafeler hangi sınıfa giriyor? Kapalı mı yoksa kapalı mekânda sigara içilmesine izinli olan mekânlar sınıfına mı?
İnanılması güç bir durum saptaması yapalım: Cafelerde çoğunlukla kadınlar, üç aylık bebeği yanında, daha oturur oturmaz sigaraya sarılıyorlar. Dumanı şehvetle içlerine çekiyor, birini söndürüyor, hemen diğerini yakıyorlar.
Sigara yasağını denetleme görevi yasayla belediyelere verilmiş. Kızılırmak suyunu geçen ekim ayından beri -son olarak nisan sonu diye ilan etti- her ay başkente getireceğini ilan eden ve fakat bu sözünün arkasında durmayan Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek mi sigara yasağını denetleyecek? Hele yerel seçimlere az bir süre kaldığı şu sırada. Güldürmeyin insanı.
***
Bu iktidarın, üstelik yasayla gerçekleştirdiği bir başka acayip icraatı gazetelerde.
Alkollü içki yasağını düzenleyen bir yasa çıkarmış, yarın yürürlüğe giriyor.
İçkiyi yasaklayamıyor. İçki kullanımını engellemek için bulduğu yöntem, değme akıllının icat edeceği bir yöntem değil.
Lokantada bir kadeh rakı, şarap içmek için bir şişe rakı veya şarap açtırmayı şart koşuyor.
İçkiden koruyayım derken, insanları daha çok içmeye zorladığının farkında değil.
Ya diğer önlemler: Birden fazla içkiden oluşan karışık kokteyller yapılamayacak.
Hediye sepetlerine içki konulmayacak. Balayına çıkan çiftlere otel yönetimleri hediye olarak alkollü içki vermeyecek!
Pirinç pahalı ise bulgur yiyin demişti ya, içki içmeyin, portakal suyu ile kafayı bulun derse şaşırmayın.
Olmaz olmaz demeyin, RTE iktidarında çağdaşlığı yakalama dışında her şey olur!