|
Komisyon Başkanı Barroso 'nun söylediklerine inanacak olursanız, Avrupa Birliği, Türkiye'yi tam üye yapabilmek için can atıyor. Elinden geleni esirgemiyor.
Bu nedenle Türk hukukuna talimatlar yağdırıyor davayı şöyle sonuçlandır, böyle karar ver gibi dayatmalar sıralıyor... Bir yandan hukukun üstünlüğünden söz ediyor: Arkasından Anayasa Mahkemesi'nin, kapatma davasında Türk Anayasası'na göre değil, AB standartlarına (ölçütlerine) göre karar vermesini istiyor. Bay Barroso, Cumhuriyet rejiminin temel ilkesi olan laiklik konusunda taraf olmaya bir türlü yanaşmıyor veya laikliğin AB'nin de temel ve vazgeçilmez ilkesi olduğunu söyleyemiyor. Dediğine göre, "Türk toplumundaki laikliğe ilişkin tartışmaların öneminin farkındaymış". Kırk bir kere maşallah! *** İki konudaki sözlerin Bay Barroso'ya ait olduğunu bilmesek, bu sözlerin altında yine bizimkinin ( RTE 'nin) imzası olduğunu sanabilirdik. Bir noktayı belirtelim. Bay Barroso Türkiye için AB ölçütlerini sıralarken zayıf bilgi dağarcığına sahip olduğunu kanıtlıyor. Türkiye'de olup bitenlerin temsilciliklerden aldığı veya medyaya yansıyan bilgilerin çok daha derininde olduğunu ya bilmiyor ya da bilmezlikten gelmeyi yeğliyor. Üstelik bu türden tanımlamalarla laikliği rafa kaldırmaya çalışan veya laikliğin içini boşaltma çabasında olan RTE ile emrindeki iktidar çoğunluğunu desteklediğinin farkında değilmiş gibi duruyor. Fakat nedense Bay Barroso, kapatma davasına verdiği ağırlığı laiklik konusunda kullanmamaya özen gösteriyor. Türkiye'nin giderek laiklik karşıtı bir devlet düzenine kaydığını görmezlikten geliyor. Altı yedi ay önce Bay Olli Rehn 'in açıkladığı gibi, laikliğin Türkiye'nin iç sorunu olduğunu yineleyerek RTE'yi rahatlatıyor. *** Bay Barroso'ya ait ama RTE imzalı ikinci konu ise türbanla ilgili. Ona göre, "her kişinin, her kadının kendi inancına göre alması gereken kararmış" türban. Çankaya'daki AKP'li ile Başbakanlık Konutu'ndakinin türban savunuları da böyle değil mi? Eşlerinin, inançları gereği kendi istekleriyle kapandıklarını söylemiyorlar mı? Bay Barroso'ya soralım: Şayet eşiniz rahibeler gibi çağdaş toplumda yadırganır, hatta alaya alınır biçimde başını rengârenk kumaşlarla sarmaş dolaş eylese... Brüksel sokaklarında bu acayip başla eşinizin dolaşmasını, lütfen söyler misiniz Bay Komisyon Başkanı, "kendi inancına uygun" diye sindirebilecek misiniz? Ya da türbanı savunurken "AB'nin böyle standartları yok" diyerek Bayan Barroso'nun toplumu güldüren acayip örtülü başını alkışlayabilecek misiniz? Bay Barroso, madem ki herkesin düşüncelerini söylemekte ve giyiminde kuşamında özgür olduğuna inanıyorsunuz, öyleyse şu ifadeyi, bizimkilerin, dostunuz RTE ile tayfasının yadırgamamasını, yargılamamasını sağlayınız lütfen: Havaalanında sizi karşılayan Dışişleri Bakanı Ali Babacan 'ın yanında türbanlı ve baştan aşağıya örtünmüş bir taze vardı. Bayan Babacan! Atatürk çağdaşlığına ve aydınlığına inanmış bir insan olarak Bayan Babacan'ın bu kıyafet ve türbanlı başla bir Batılı devlet adamını ve eşini karşılamasından utandım. Siz ve sizin gibi Türkiye'yi tam üye yapmayı inandırıcı olmayan biçimde çılgınca savundukları izlenimi verenler... ...Türkiye'de RTE'nin çaldığı laiklik karşıtı davulun sesleri sizlere uzaktan hoş geliyor olabilir ama... bizde tersine çok, ama çoook nahoş etkiler yapıyor. Türkiye'nin "sorunların çözümünü kendi başına bulacağını" söylüyorsunuz ya, evet bunda haklısınız. Kuşkunuz olmasın, her sorunun çözümünü AKP iktidarını başımızdan defettiğimiz gün bulacağız!
|