Siyaset dünyasındaki hava birden değişti. İktidarın başı, İsveç'ten yumuşak bir ses tonuyla konuşuyor.
Her hafta CHP grubunun dinlediği, yazılı basında fazla yer almayan konuşmalar yapan Deniz Baykal 'ın bu hafta üstelik böylesine nazik bir dönemde grubu toplamaktan ve gelişen olayları yorumlamaktan neden uzak durduğu merak konusu. MHP, parti kapatmayı zorlaştıran ve AKP'yi kapanmaktan kurtarmak amacında olan anayasa değişikliğine karşı vaziyet aldı. İktidarın AKP'yi ve RTE 'yi kurtarma yöntemleri kesinlik kazanmış değil. Belirsizliğe ana muhalefetin suskunluğu eklendi. Ana muhalefetteki suskunluk kimi soruları akla getiriyor. Baykal, (Hürriyet'e göre) "Başbakan'a yönelik hiçbir husumeti olmadığını" ve "gerilimli ortama bir son vermek gerektiğini" söylüyor. İktidar anayasa paketini muhalefet partileriyle görüştükten sonra biçimlendireceğine göre; acaba CHP, AKP'den kimi öneriler gelmesini mi bekliyor? Radikal'deki haber; Baykal'ın "Sorunu (hangi sorunu?) aşmak lazım" ve "Yeni bir başlangıç lazım (Nasıl bir başlangıç?) " dediğini bildiriyor. AKP'nin, partiyi ve RTE'yi kurtarmak için kimi "ödünler" vermesi olası. Örneğin CHP'ye iktidar, türbanla ilgili ya da dokunulmazlıkları kaldıran veya daraltan yeni yasal koşullar önerebilir ve karşılığında tek sorunları olan partiyi ve RTE'yi kurtarmakla ilgili anayasal önerilere yeşil ışık yakmasını isteyebilir. Baykal'ın Merkez Yönetim Kurulu'ndaki kimi saptamaları bu türden uzlaşma çağrılarına, olasılıklara izin vermiyor. Ne ki "Güven uyandıran, sözde kalmayan bir adım atılırsa, üzerine düşeni yapmaya hazır" olduğunu söylüyor: Bakalım nereye kadar? *** AKP'nin Anayasa Mahkemesi'ne bir ay içinde vermek zorunda olduğu savunma hazırlıklarına başlaması zorunlu; ne ki olağan bu gelişme medyada geniş ölçüde yer aldı. AKP savunmasını hazırlayacak komisyonun başına parti kapatma olaylarında deneyimli Çiçek Cemil getirildi. RTE işini biliyor. Ne de olsa Çiçek Cemil parti kapatma konusunda deneyimli. AKP'ye gelinceye kadar görev aldığı, içinde bulunduğu partiler, Anayasa Mahkemesi'nce kapatılan partiler. Refah... Fazilet... Fakat amacı kestirilemeyen gelişme, RTE'nin İsveç'te birden yelkenleri suya indirdiği izlenimi veren açıklamaları... "Şu anda olay yargı süreci içerisindedir. Bu süreç içerisinde çok daha fazla yorum yapmak uygun değildir" demesi... Medya RTE'nin birden AB'ye döndüğünü yazıyor ve ola ki AB'den gelen dayatmalara uygun bir reform paketi içinde partisini (ve tabii kendini) kurtarmayı düşünüyor, bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyor. AB'nin Türkiye komiserlerinden Bay Lagendijk 'in hükümeti tehdit eden son demecinden galiba RTE etkilendi. Milli eniştenin, 301. madde gibi dayatmalar karşılanmazsa AB'nin Türkiye'ye arkasını döneceğini, hükümeti korumayıp yalnız bırakacağını içeren demeci belleklerde. *** Şirket patronlarının, yöneticilerin ve bankaların genel müdürlerinin ve son zamanlarda durmadan ekonomik sıkıntılara uyarılarda bulunan Merkez Bankası'nın küresel krizin burnumuzun dibinde olduğunu, riskin hemen her gün arttığını içeren açıklamaları... RTE'nin bir kulağından giriyor, ötekinden çıkıyor. Dış sermaye pusuya yatmış. Bizimki hâlâ 2002'de 1 milyar olan küresel sermaye girişinin 2007 sonunda 660 milyar dolara yükselmesiyle övünüyor. Oysa sert bir darbeyle yabancı sermaye pır diye uçup gidebilir. RTE, her şeyi bir yana bıraktı: Partiyi ve kendini kurtaracak yeni oyunlar kurguluyor... Yeni oyunlar kuluçkada!
|