Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
09
Ekim
2008
Önsayfa arrow Yazarlarımız arrow SON REPLİKLERİ BİZ SÖYLEYECEĞİZ!
SON REPLİKLERİ BİZ SÖYLEYECEĞİZ! Yazdır E-posta
Muhlise GÜNGÖR   
Cumartesi, 14 Haziran 2008

Muhlise GÜNGÖR

  1. Kemalist Düşüncenin silinmesi…
  2. Misakı Milli sınırlarının yok sayılması ve tamamen ortadan kaldırılması…
  3. Devletlerin var olma ve ayakta durma sebeplerinden olan kurumların yıpratılması, toplumun bu kurumlara güvenlerinin kalmaması ve yok edilmesi…
  4. Vatan mevhumunun önüne sahte(!) din kavramlarının geçmesi…
  5. Toplumun etnik-dini bölünmesinin sağlanması…
  6. Ekonomik kıskaç…

Nedir bunlar?

Bir ulusun bölünme ve yok edilme aşamalarıdır!

Yukarıda yazdıklarım kabataslak başlıklarla, Türkiye Cumhuriyeti'nin yıkılmasını, yok olmasını sağlayacak yapılacaklardır, ya da doğru değimle yapılanlardır!

Bunları fark edebilmek için çok mürekkep yalamanıza gerek yoktur, olaylara dikkatle bakmak yeterlidir!

İlk tohumlar, 1949 yılında ABD ile yapılan eğitim anlaşmalarıyla başlamıştır. Eğitim ve öğretim kurumlarının REFORM adı altında, içeriği boşaltılmış, düşünce sisteminden tamamen uzaklaşmış, ezberci bir eğitime geçilmiştir.

Eğitim kurumlarının başlarına Amerikan yanlısı(!) kişiler getirtilerek bu süreçte Kemalist düşünceden hızla uzaklaşılmış, ümmet ve gayri milli anlayış hâkim kılınmıştır!

Bilimin anlayışı değiştirilmiş, Darvin teorileri bile askıya alınmış, evrim teorisini bilmeyen nesiller yetiştirilmiştir.

Gençlik, önlerine duvar gibi çıkarılan çeşitli sınavlarla apolitize edilerek, siyasetten uzak tutulmuş ve söz sahibi olmaktan özellikle çıkarılmış ve atıl bir duruma düşürülmüştür.

İnsana yapılan yatırım geç döner, ama esaslı döner. Ne verirseniz, verdiğiniz oranın çok üzerinde alırsınız!

Kötü verirseniz en kötüsünü, iyi verirseniz en iyisini alırsınız.

Ne yazık ki bugün sonuç ortadadır, en kötüsünü alıyoruz!

Kemalist Düşünce ile bütünleşen, Kemalizm’i en iyi anlayan, sadık kalan ve Misakı Milli sınırlarına ölümüne bağlı kalan TSK, emperyalistlerin ve içerdeki işbirlikçilerin önlerindeki en büyük engeldir!

Türk Silahlı Kuvvetleri Devletimizin var olma sebeplerinin başında gelen kurumlardandır.

TSK, yıpratılıp gözden düşürülüp güvenilirliği sona ererse, emperyalistler ve içerdeki işbirlikçileri Türk ulusunu ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yok etmek için en büyük kalelerden birini fethetmiş olacaktır!

Ne yazık ki kalleşçe bir savaş yaşanmaktadır!

Yaşar Büyükanıt Paşa’nın Genel Kurmay Başkanı olmadan önce yapılanlara baktığımızda planlı bir proje ile çok ciddi saldırılara maruz kaldığını hatırlayalım.

Şemdinli Davası…

Sebatay olduğu iddiaları…

Bunlar yine bir şura öncesi yapılmıştı.

Hatta o kadar ileri gitmişlerdi ki, kişilerin cep telefonlarına 4000–4500 kısa mesajla İsrail irtibatından söz edilmiş ve Sayın Büyükanıt Paşa için insanlık dışı kampanyalar yürütülmüştü.

  • Irak’ın kuzeyine yapılacak sınır ötesi operasyonun üç gün öncesinden ses kayıtlarının çeşitli sitelerde gösterime girmesi…
  • Genel Kurmaylık gizlilik protokolünde olan ses kayıtlarının çeşitli sitelere düşmesi…
  • Üst düzey generallerin sağlık bilgilerinin deşifre edilip basında arzı endam eylemesi…

Ulusal güvenliğimizin de ne kadar tehlikede olduğunun bir kanıtıdır!

Olaylar KALLEŞÇE seyrine devam etmektedir!

Şimdi yine şura öncesi ve planlı bir proje İlker Başbuğ Paşa için yapılmaktadır!

Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt’le Başbuğ Paşanın ilişkilendirilmesi de hem YARGI hem, TSK gibi kurumların yıpratılmasındaki "bir taşla iki kuş vurma" eylemidir!

Ağlama duvarında dua eden bir Genel Kurmay Başkan Adayı gösterme çabaları…

Başbuğ Paşamız, entelektüel olduğu kadar, Kemalizm’e yürekten bağlı önemli bir liderdir!

Aslında kişiler üzerinde uğraşmaları değildir amaç.

Oraya kim gelirse gelsin uğraşıp yıpratmaktır.

Sebep, ordumuzun en yüksek makamındaki generallerin nezdinde, TSK nın halkın gözünden düşmesi ve güvenilirliğinin yok olmasıdır.

Aynı yıpratma ve kalleşçe saldırılar yargı için de sürmektedir!

  • Danıştay, tam 17 kez TÜRBANla ilgili karar almıştır.
  • Anayasa mahkemesi, tam 5 kez TÜRBANla ilgili karar almıştır.

Buna rağmen hukuk hiçe sayılarak çabaları TÜRBAN maskesi ile devam etmektedir!

Anayasa mahkemesinin, 10.ve 42. maddelerin değişikliğini reddetmesinin hukuka aykırı sayanlar ve türbanla ilişkilendirmeyenler bizleri APTAL mı sanıyorlar?

10 ve 42. madde türban için değiştirilmedi mi?

Bu itirazlar nedendir?

Anayasa Mahkemesi, Meclis kararlarını denetleyen ve bu yetkiyi halktan alan devletin temel kurumlarından biri değil midir?

Hukukun üstünlüğü kavramını içlerine sindiremeyenlerin "biz yüzde 47 oy aldık, her türlü yetkiye sahibiz" diyerek, anayasa mahkemesinin almış olduğu kararların ANAYASAYI İHLAL diye nitelendirmeleri, KUVVETLER AYRILIĞI ilkesini hiç benimsemediklerini ortaya koymuyor mu?

Anayasa Mahkemesi kendi kararlarını onaylarsa "iyi yargı", onaylamazsa "tu kaka yargı"olan düşünceleriyle MİLLİ İRADE YARA ALDI diye ciyaklayan bir zihniyet, ne kadar inandırıcıdır ve nasıl güveneceğiz?

Ordu ve Yargı onlara göre gidecekleri yola döşenmiş mayın gibidir!

Ordu ve yargı, neden milletvekillerine (340 tanesine) karşıymış gibi gösteriliyor?

Amaç yargıyı ve orduyu yıpratarak halkın gözünde yok saydırmaya ve yok etmeye çalışırlarsa, işte o en önemli kalelerden birini daha fethetmiş olacaklardır.

Eş zamanlı olarak başka türlü kalleşlikler cereyan etmektedir!

Nedir bunlar?

  • 27 Kasım 1978 de etnik azınlıkların haklarını koruma adına ABD ile iş birliği çerçevesinde KÜRTÇÜLÜK yaparak etnik ayrımcılığı körüklemek üzere pkk kurulmamış mıdır?
  • Binlerce can almış olmasına rağmen, tüm dünya tarafından terör örgütü olması tescil(!) edilmesine rağmen, pkk ya hala destek verilmiyor mu?
  • Şimdi siyasallaşma süreci içinde olup, meclisimizde bile uzantıları temsil edilmiyor mu?
  • Amaç, etnik olarak bölebilmek, Üniter devlet yapımızın yok edilmesi değil midir?

Basit ama epey geçerli yöntem’’ böl parçala ve yönet!’’

Birde mezhep olarak Alevilik- Sunilik diye bölerlerse işlem tamamdır?

Zaten bölünmedi mi bu toplum?

Laik-- anti laik,

Türbanlı-- türbansız,

Müslüman-- ateist,

Hatta daha ileri giderek yapılan bölünmeye bakalım…

İslami hastaneler,

İslami marketler,

İslami moteller,

İslami bankalar,

Berberler bile "İslami" olanlar olmayanlar diye ayrılmadı mı?

Ne kaldı geriye? Sorarım ne kaldı?

Bu ülkeyi yok edebilmek için tek bir koşul kalıyor geriye…

O da EKONOMİK KAOS!

1938 den sonrasına şöyle hızlıca göz atalım…

  • 1939 da ki ‘’ÜÇLÜ İTTİFAK ANLAŞMASI’’ ile batıya bağlanma süreci…
  • ABD’nin isteği doğrultusunda, daha hazır bile değilken çok partili döneme geçiş…
  • 24 Ekim 1945 Birleşmiş Milletler…
  • 14 Şubat 1947 de Dünya Bankası…
  • 11Mart 1947 IMF…
  • 22 Nisan 1947 Truman doktrini…
  • 4 Temmuz 1948 Marshall Planı…
  • 18 Şubat 1952 NATO…
  • 14 Aralık 1960 ta OECD

Daha sayıları bilinmeyen ve açıklanmayan bir sürü anlaşmalara imza atılmıştır.

Bu anlaşmaların ortak özelliği şudur!

DIŞ GÜÇLERE EKONOMİK BAĞIMLILIĞIN ARTTIRILMASI VE EGEMENLİK HAKLARININ TÖRPÜLENMESİDİR!

Dışa bağımlılık ve ekonomik borç artacak, ABD ve AB ülkelerinin ülkemizde karargâh kurmaları hızlanacaktır!

Nitekim 24 Ocak kararlarının mimarı olan Turgut Özal, bu 24 Ocak kararlarının uygulanabilmesi için İktidara getirtilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin BEL KEMİĞİ kırılmıştır!

Tansu Çiller döneminde ise Gümrük birliği anlaşmaları ile ekonomik kıskaçta önemli bir ilerleme sağlanmıştır.

Emperyalistler ve içerdeki işbirlikçileri tarafından "Ekonomik Darbe" çoktan yapılmıştır.

  • Limanlar satılmış…
  • Bankalar satılmış…
  • Rafineriler satılmış…
  • İletişim satılmış…
  • Yabancılara arazi satışları…

2002 den bu yana 124 tane kamu kuruluşu SA -TIL -MIŞ -TIR!

Satışlara karşı çıkanlara, pişkinlikle verilen yanıtları hala belleklerimizdedir!

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım TELEKOM için: "20 bin veren kızımızı bile götürür!"

Maliye Bakanı Unakıtan PETKİM için: "Ülkenin işgal edildiğini söylüyorlar, Gelsinler işgal etsinler!"

TEKEL için: "Babalar gibi satarız!"

ŞEKER FABRİKALARI için: "Kar edeni de satarız, zarar edeni de!"

SEKA için: "STRATEJİK YERMİŞ, Ne Stratejisi önemli olan müşteri bulunması. Müşteri gece gelsin pijamayla çıkarım karşılarına. Seviyorum bu işleri arkadaş!"

SÜMERBANK için: "Sümerbank tarihten siliniyor.Elinde bir şey kalmadığı için adını da siliyoruz.''

LİMAN SATIŞLARI için: "Ne banka bırakacağız, ne fabrika, ne işletme, liman da bırakmayacağız. HEPSİNİ SATACAĞIZ!"

Satılacak bir şey kalmadı artık!

O zaman ekonomik kaosa sıra gelecek.

Yakındır!

Bu şimdiye kadar olan ya da oluşan bir kriz olmayacak!

Bu kriz kaos olacak ve insanlar açlık içinde yaşama savaşı verecekler!

Vatan kimsenin umurunda olmayacak! Yaşamla ölüm arasında savaş başlayacak!

Ortalık toz duman olacak!

Toz duman içinde herkes pis emellerine ulaşacaktır!

Ama tüm bunların uygulayıcıları olmalıdır!

Oldu da.

2002 seçimlerinde iktidara gelen siyasi yapının, alt yapısına bakıldığında emperyalistler için oldukça uygun olduğu gözden kaçmaz!

Karşılıklı işbirliği çerçevesinde iktidara getirilerek, icraatlarına başlamışlar ve sona doğru süratle gitme çabası içindeler.

2002 den bu yana, bu çıkar işbirliğinin yaptıklarına baktığımızda korkunç icraatlar görmekteyiz!

2002 den bu yana federasyonun alt yapısı olan çok önemli yasalar çıkarılmıştır.

Sessiz ve sedasız çıkartılan bu yasalar aslında birbirinden bağımsız gibi görünseler de tamamen planlı ve programlı çıkarılmışlardır!

  • İkiz Yasalar…
  • Yerel Yönetim Yasaları…
  • Bölge İdari Mahkemeleri Yasası…
  • Köy Hizmetlerinin lav edilişi…
  • Petrol yasası…
  • Vakıflar yasası…

Daha o kadar çok çıkan yasa var ki? Hangi birini dile getireceğiz?

Emperyalistler istesin meclisimizde ki vekiller, asılların haklarına rağmen, asıl hakları göz ardı edilerek oy çokluğu ile yasa çıkartsın!

Olay nedir biliyor musunuz?

Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerinin yok edilmesi, başka rejim arayışları, Türk Kültürünün, Türk Milleti'nin yok edilmesi çalışmalarıdır.

Nedeni ise çok açıktır!

Öyle bir vatanımız var ki,

  • Bu vatan, medeniyetlerin yaşadığı topraklara BİR TARİH HAZİNESİNE SAHİPTİR!
  • Bu vatan, petrolü, bor madeni toryumu ile müthiş bir YERALTI ZENGİNLİĞİNE SAHİPTİR!
  • Bu vatan, küresel ısınmadan dolayı çıkacak olan su savaşlarında çok önemli SU KAYNAKLARINA SAHİPTİR!
  • Bu vatan emperyalistlere yenilgiyi tattırtan, kuyruk acısı yaşatan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’E sahiptir!

Bu gün gelinen nokta güçlü olanın güçsüzleri YOK ETME savaşıdır!

Savaş 1938 den hemen sonra başlamış olan bir savaştır!

1938—2008...

70 Yılda Türk Milleti'nin ne aklından ne yüreğinden BAĞIMSIZLIĞI, BAYRAĞINI, KEMALİZM’İ VE KEMALİST DÜŞÜNCEYİ söküp atamamışlardır.

Bu gün bu kalleş oyunun son perdesidir.

SON PERDE OYNANMAKTADIR!

SON REPLİKLERİ BİZ SÖYLEYECEĞİZ!

 

Saygılar.


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 
   
Zafer YÜCEL
Zafer YÜCEL Hasta hakları koca bir palavradır... Türkiye de senelerdir hemofili sorunu yaşanmaktadır. Birçok il’e yayılan mevcut hasta sayısının 3.500 ...
     
Gül KÜLCÜ
Gül KÜLCÜ Şehit Yakını Olmak... Genellikle üç subay gelir. Yüzleri acıyla gerilmiş üç subay. Birisi mutlaka psikoloji eğiti...