Türkiye’yi en ama en azından Kültür Bakanı’nın temsil etmesi gerekirdi Milano’da... O görkemli uğurlama töreninde…
Ama hayır, Ertuğrul Günay yoktu.
Gelemez miydi? Bilmiyorum, gelmek mi istemedi? Sonradan katıldığı camiayı kızdırmak mı istemedi? Hele hele törenin kilisede yapılacağını duyunca mı korktu?.. Büyükleri kızdırmayayım tasası mı?..
Dün o törende ‘Kültür Bakanınız nerede?’ diye sorduklarında ben de kendime böyle bir bakanlığımız var mı diye soruyordum… TC Devleti’nin İtalya Büyükelçisi de yoktu o törende…”
Bu satırlar La Diva Turca diye anılan Leyla Gencer’in Milano’daki cenaze törenine katılan yazarımız Zeynep Oral’ın Cumhuriyet’te yayımlanan yazısından alındı.
Bir gazeteci olarak sanatına hayran olduğu Gencer’le dostluk kuran Zeynep Oral, “…Kültür Bakanı bu konuda bir açıklama borçlu” diye yazıyor.
***
Önceki gün Güncel’de Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, “Dünyaca ünlü bir opera sanatçısının arkasından birkaç cümlelik bir şeyler söylemekten kaçınıyor” diye yazmıştık; Ertuğrul Günay alınmış o yazıdan, bir açıklama gönderdi.
Günay’ın soldan sağa çark etmekteki ustalığını Gencer’in arkasından göstermemesini cenaze töreninin kilisede yapılmasına bağlamış, bu hareketini sonradan kadrosunda yer aldığı dinci partinin efendilerinin eleştirilerinden çekinmesine bağlamıştık...
Akıl için tarik birdir derler; Zeynep Oral Milano’dan aynı yargıları, duyguları yansıtıyor.
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, Gencer’in ölümü ile ilgili yayımladığı mesajı da eklemiş açıklamasına. Bu mesajın “tüm basın yayın organlarına gönderildiğinin” altını çizerek duyarlılığını kanıtlamaya çalışıyor.
Bakanın, zorlama, âdet yerini bulsun diyerek yazdığı mesajı medya fazla değerli bulmamış, görmek ve göstermek istememiş olacak ki yayımlamak ve ekrandan özenle aktarmak gereğini duymadı.
***
Oysa Kültür Bakanı, Leyla Gencer’in anısına örneğin Ankara Opera Binası‘nda daha görkemli bir anma töreni düzenleyebilirdi.
Okurumuz Ali Üstün bakınız ne diyor:
“Leyla Gencer’e İtalyan vatandaşlığı başta olmak üzere başka ülke vatandaşlığı hatta din değiştirmesi konusunda çok teklifler yapıldığını bizzat kendisinden duymuştum. Kendisine bunu yaptığı takdirde M. Callas-Tebaldi engelinin daha kolaylıkla aşılacağı da belirtilmiş. Ancak kendisi ne olursa olsun, Türk vatandaşlığını asla bırakmayacağını savunmuş...
Bırakın konunun bu yanını, yaşamı boyunca La Diva Turca diye tanınması yeterli değil mi? Oysa bu suskunluk, bağnazlık için denilebilecek çok şey var ama...”
***
Başlarını din emridir diye türbanla örten, ama kadını kışkırtıcı olmaktan sakınması gibi din emridir diye çağdaş dünyanın anlayamadığı örtünmeyi yeğleyen, ne ki şık giysilerle vücut hatlarını; dolgun göğüslerini sergileyen, belden aşağı dolgun kalçalarını sımsıkı elbiseler altında bir sağa bir sola çalkalayan kadınlarıyla bu adamların kulaklarında, belleklerinde sadece dinsel ilahiler…
Bu adamlara, kadınlara ne gerek Leyla Gencer gibi dünyaca ünlü bir hanımefendi, ne gerek Batı kültürü?