Söylenti de değil, dört başı mamur bir iddia. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Luis Maria de Puig 'e kapatma davasına karşı çıkan bir deklarasyon yayımlanmasını AKP'nin Rusya'nın St. Petersburg kentinde istediğini söylüyor.
Petersburg kentindeki bir toplantıda ne CHP'den ne de MHP'den kimse yok. AKP Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu orada. Yalanlamalarına karşın olayların akışı gerçeği aydınlatıyor: Çavuşoğlu o gazete senin bu TV benim, Petersburg'da Başkan De Puig'le konuştuğunu, ancak bu konuşmada kapatma davasıyla ilgili AKPM'nin deklarasyon yayımlamasını istemediğini söyleyerek, hem kendini hem de ülkesini her vesile ile dışarıya şikâyet eden partisini savunuyor. Başkan De Puig, deklarasyon isteminin kimin tarafından istenildiğini isim vererek açıklamıyor. İsteğin Petersburg'da iletildiğini söylemekle yetiniyor. Petersburg'da De Puig ile buluşan, konuşan Türk heyetinden sadece AKP'li Çavuşoğlu ise böyle bir istekte bulunmadığını öne sürüyor, lâkin: Başkan De Puig'in yalan söylemeyeceğine, ancak Petersburg'da Türk heyetinden yalnız AKP'li Çavuşoğlu olduğuna göre.. deklarasyon isteminin AKP'den geldiğini yadsımak olanaksızlaşıyor. İktidar kadroları ülke içinde yedikleri nanelerin şu veya bu nedenle gizli kalmasını sağlıyorlar. Ne var ki, yurtdışındaki alaturka oyunların, particilik çabalarının da ortaya çıkmayacağını sanıyorlar. Oysa yalancının mumu yatsıya kadar... *** Bu olaydan içimize dönersek... Batı cephesinden art arda gelen baskılar karşısında Anayasa Mahkemesi'nin etki altında kalıp kalmayacağını irdelememek olanaksız. Anayasa Mahkemesi'nin Başkan Haşim Kılıç dışındaki 10 üyesinin siyasal eğilimleri hakkında en ufak bir bilgi yansımadı kamuoyuna. Fakat, Cumhurbaşkanlığı sırasında Turgut Özal tarafından Yüksek Mahkeme'ye üye seçildiğinden bu yana Haşim Kılıç'ın din konusundaki "fazla muhafazakâr" eğilimlerini kamuoyu sürekli tartıştı. Bu nedenle dinci bir parti kimliğinde olan AKP iktidarına daha yakın olduğundan söz ediliyor. Kulislerde kimi söylentiler dolaşıyor. Örneğin 27 Şubat'ta CHP'nin türbanla ilgili yasal düzenlemelerin iptalini isteyen başvurusu, aylar geçmesine karşın bir türlü Yüksek Mahkeme'nin gündemine girmiyor. Başvuru ile ilgili ilk incelemeyi yapıp Anayasa Mahkemesi'ne rapor vermesi gereken raportör Osman Can , 50 gündür bu görevini tamamlamıyor. Yüksek Mahkeme başkanlığının başka konuda görevler vererek raportörün türbana ilişkin başvuruyu incelemesine vakit ayırmasını engellediği söyleniyor. Bir başka söylenti bu durumu doğrular nitelikte. Kulise göre Başkan Haşim Kılıç, kapatma davasını etkileyecek içerikte bir sonucun çıkmasını geciktirmek için türbanla ilgili anayasa değişikliğinin iptali davasını sürekli erteliyor. Dışarıdan gelen baskıların Yüksek Mahkeme'yi ne ölçüde etkileyeceği veya etkileyip etkilemeyeceği tartışma dışı. Ancak kişiliği ile ilgili saptamaların hukuksal alandaki yetilerini aşan bir Yüksek Mahkeme Başkanı ile kimi tartışmaların eksik olmayacağını tahmin etmek güç olmasa gerek!
|