• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

06
Mayıs
2008
Tahterevalli Yazdır E-posta
Cüneyt ARCAYÜREK   
Perşembe, 17 Nisan 2008

Cüneyt ARCAYÜREKİşsizliğin giderek artması... ekonominin sarsıntılı döneme girmesi... hükümetin kuraklığa gerekli önlemleri almakta gecikmesi... gibi önemli göstergelerin yadsınamaz bir aşamaya girmesi... RTE 'nin zaten sağlıklı olmayan mantığını etkiliyor.

Başbakan'ın gerçekleri yalanlamakta hayli usta olduğunu bilirdik, ama bu denli kör kör parmağım gözüne dercesine, yüzlerce kanıtı olan bir olayı yalanlayacağını sanmazdık.

Avrupa Birliği yetkilileri, Komisyon Başkanı Barroso , Genişlemeden Sorumlu üye Olli Rehn , milli enişte Lagendijk ve diğerleri aylardır yatıyor, kalkıyor; düşünce özgürlüğünün önünde engel gördükleri 301. maddenin mutlaka, ama mutlaka, üstelik AB ölçeklerine uygun duruma getirilmesini önermiyorlar, düpedüz dayatıyorlar.

***

 

RTE dışında bu gerçeği Türkiye'de bilmeyen kalmadı.

Kendini daha özgür, daha Müslüman hissetmesine olanak sağladığı için midir, nedendir bilinmez. Katar'da Arap havasını teneffüs ettiğinden beri daha rahat.

Örneğin söze ABD'deki krizin etkisinin sorulması üzerine, Türk ekonomisinin sağlamlığından girmedi. Hiçbir olayın etkisinde kalmayacağını söylemekten vazgeçmiş; "Türkiye'de henüz bu krizin tesiri olmuş diyemem. Ancak beklentiler noktasında bulanıklık var" diyerek krize açık kapı bıraktı.

Yedi düvelin bildiği bir gerçeği yadsıyarak kamuoyunda aklanmaya çalıştığını gösteren bir başka örnek. Öyle bir örnek ki yalanlama hastalığının hayli derinlere indiğini gösteriyor.

Katar'dan dönüşünde 301. maddeyle ilgili tartışmalara değinirken aylardır süren AB dayatmalarını yok sayıyor ve "Bu AB dayatması gibi yaklaşımlar olacaktır. Bunu bir dayatma olarak görmek yanlıştır" diyor.

Mantığı ve sağduyusu tahterevalli gibi bir iniyor, bir çıkıyor.

***

 

Partisel ve medyasal eleştirilere içerideki saldırılar yetmiyormuş gibi, son günlerde muhalefeti "dışarıya" şikâyet etmeye başladı.

Geçen haftalarda ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney Ankara'daydı. Tepeden tırnağa kimi temaslarda bulundu.

Tabii Başbakan'la da görüştü. Basına sızan habere göre; RTE, görüşmede ABD'nin iki numarasına kapatılmayla ilgili iddianameyi şikâyet etmiş.

Başbakan, - Baykal 'ın dediği gibi- danışmanlarına yaptırdığı "profesyonel yalanlama" ile haberin doğru olmadığını duyurdu.

Ne ki -görüşmede hazır bulunan- ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson , "kapatma ile ilgili iddianamenin kendileri tarafından gündeme getirilmediğini" açıkladı.

Bu, bal gibi iddianame konusunu RTE'nin gündeme getirdiğini açıklıyor ve Başbakan'ın profesyonel yalanlamalarını yalanlıyor.

Bir başka ülkeye, üstelik ABD gibi bir ülkeye Başbakan'ın iç hukukla ilgili duyarlı konuyu getirmesindeki sakıncalar üzerine durulmadı.

CHP lideri Deniz Baykal, salı günü grup konuşmasında Başbakanlık açıklamasının "sorunun yanıtı olmayacağının" altını çizdi ve RTE-Cheney konuşmasıyla ilgili daha kapsamlı bir konu ortaya attı.

Baykal, Başbakan'ın "doğrudan" iddianame konusunda Cheney ile böyle bir konuşma yapmadığını söylemesini bekliyor ve... yönelttiği kimi soruları yanıtlayarak RTE'nin ülkesini daha geniş anlamda Cheney'ye şikâyet edip etmediğini açıklamasını istiyor.

İşte Baykal'ın RTE'nin yanıtlamasını beklediği sorular:

"Ben, Büyük Ortadoğu Projesi'nin yardımcısı olmaktan, ABD ile bu konuda işbirliği yapmaktan, ABD'nin dostu olmaktan suçlanıyorum."

 

Cheney'ye böyle dedi mi demedi mi? Baykal şimdi RTE'den kıvırmayan, profesyonel yalanlamalara başvurmayan bir açıklama bekliyor.

Baykal'a göre beklenen yanıtları vermezse RTE... bu söylemleri kabul etmiş olacak.

RTE kabul eder, edebilir...

Onun için Baykal ve soruları değil, ABD kuyruğunda politika yapmak ve... geleceğini bağladığı ABD yönetimlerine kendini beğendirmek önemli... Ötesi hava!


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 

Dengeli.net - Kalemini Kullan Sessiz Kalma...

 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk

SİZ'CE

AKP davasında Savcılarımız Cumhuriyetin ve Demokrasinin kendilerine verdiği yetkiyi kullanmıyor mu?
 
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-mail ile haberdar ol:

Sistem FeedBurner