|
Ne söylersen söyle. Bir kulağından girip öteki kulağından çıkan bir iktidar ile demokratik yollardan sorunlara çare bulmak olanaksız.
Ayağına kızgın demir değmiş gibi, o il senin bu il benim gezen ve her gittiği yerde muhalefete yüklenerek aklanmaya çalışan iktidar başının söylemlerinden nasıl oluyor da görsel medya çözüm yolunda mesajlar verdiği sonucunu çıkarıyor, anlamak da olanaksız. Ne diyor durmadan: Gerginliğe neden de olmadık, yanlı da! Oysa medya gerginliğin ta kendisi sensin diyemiyor. Bu cümleden gerginliği yumuşatma eğilimi çıkarıyor. RTE, engin maddi olanaklar ve yararlar uğruna halka ancak anlamsız yorumlarla yutturulabilir. *** Bu kadar fazla dolaşmasında ve sürekli konuşmasındaki amaç, sadece partisinin ne denli böyyük ve dünya tarafından beğenilen bir parti olduğunu anlatmak değil. Yaklaşan yerel seçimlerde muhalefetin belini kırmak asıl amacı. Pazar günü üç ilde tek hedefi CHP. O sabah tezgâhlamaya çalıştığı parti kapatmayı önleyecek anayasa değişikliğine ana muhalefeti de ortak etme planının iflas ettiğini, düz bayırda sorumlulukla baş başa kaldığını Cumhuriyet'in manşetinden öğrendi. CHP lideri Deniz Baykal umutlarını boşa çıkardı. Partiyi ve kendini kurtarmak için etik olmayan yoldan yapmayı planladığı yasal girişimlerin önünü kesen bir demeç verdi: "...Anayasa Mahkemesi'nde görülmekte olan kapatma davası sürecini kesintiye uğratacak girişimlere ortak olmayacağız... Anayasada ve yasalarda yapılacak değişiklikler AKP'yi kurtarma amacını taşımaktadır... Bu aşamada neyin uzlaşması olabilir?" dedi. Her çukura düşmesine bir adım kala kurtarıcısı MHP de bu kez -ve nasıl olduysa- RTE'ye dirsek çevirdi. RTE, ince, uzun, sonu halkoylamasına kadar giden yolda şimdi tek başına! *** Diyeceksiniz ki RTE'nin Avrupa Birliği var; AB'nin içimizdeki kuyrukları var. Meclis'te çoğunluğu var. Var olmasına var da, bu çoğunluk her zaman işe yaramıyor. Örneğin anayasada AKP çoğunluğu ile dilediği biçimde değişiklik yapacak yeter sayıyı bulamıyor. Varsın böyle olsun; dün sabah sütunlarda muhalefete kendisi gibi olumlu gözle bakmayan bir çift göz daha gördü ve herhalde mutlulukla gülümsedi. Siyaset dışı kafalardaki tutarsızlığa bakarak elbette gülümseyecekti! TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ da muhalefeti beğenmeyenler listesine adını yazdırdı. Ne diyordu Yalçındağ: "Türkiye'de ciddi bir muhalefet boşluğu var. Keşke daha yapıcı söylemleri olan bir ana muhalefet partisi olsaydı". Ne demeye geliyor bu ifade? Örneğin daha başlarda laiklik konusunda bir türlü kesin bir tavır alamayan bir ana muhalefet mi istiyor veya kendisinin yaptığı gibi ne şiş yansın ne kebap demeye gelen ifadelerle, rejimsel bunalımları RTE'nin arzusuna bırakan bir ana muhalefet mi bekliyor? Kızı olsaymış üniversiteye gönderirken düşünürmüş. Kızının başı açık diye Müslümanlığının sorgulamasından endişe duyarmış. Neden mi? "Çünkü benim için Müslüman kimliğim önemli, çocuğumu da öyle yetiştiriyorum" diyor. Hanımefendi babadan menkul güçle oturduğu koltuktan kalkıp cumaları TÜSİAD'a yakın bir camiye giderse hiç şaşırmayalım. İşte bu kafa AKP'ye yol açıyor. İşte bu kafa, bir türlü türbanı RTE'nin siyasal bir araç olarak kullandığını anlamıyor. Laikliğin Cumhuriyetin temel ilkesi olduğunu sözde kabul eder görünüyor ama, özde bir türlü sindiremediğini kanıtlıyor. Kimse ama kimse açtırmasın kutuyu..
|