• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

26
Nisan
2008
Böyle Gitmez mi? Gidiyor! Yazdır E-posta
Cüneyt ARCAYÜREK   
Perşembe, 24 Nisan 2008

Cüneyt ARCAYÜREKYukarıdaki AKP'li, ziyaretine gelen işçi kuruluşları temsilcilerine sosyal güvenlik yasasını "en ince ayrıntısına kadar" incelettiğini söylüyor.

Kamu-Sen Genel Başkanı'na, "Yasada anayasaya aykırılık görürse tereddüt etmeden TBMM'ye geri göndereceğini" ifade buyurmuş.

Zahmet olacak ama; aşağıdaki AKP'linin yukarıda temsilcisi durumunda olan Çankaya'daki 11'inci, yasayı işçinin, işçi emeklisinin ve memurların hakları açısından inceleteceği yerde, herhangi bir maddesinde veya tümüyle anayasaya aykırılık aramayı yeğliyor.

Yasa, elbette anayasaya aykırılık içeremez. Halkı kucaklamakla görevli olan bir cumhurbaşkanının, var olan hakları ortadan kaldıran bir yasayı sadece anayasa açısından mı inceletmesi gerekli; yoksa milyonlarca işçinin, işçi emeklisinin ve memurun haklarını gözetmekle mi görevli?

Anlaşılan Çankaya'daki AKP'li ne şiş yansın ne kebap diyor. Manevi bağlantısını koparamadığı AKP iktidarını ve hükümetini ne yapsam ne etsem de korusam mantığı ile hareket ediyor. İşçinin, işçi emeklisinin düne kadar yararlandığı ve bu yasayla elinden alınan sosyal hakları bir yana atıyor.

Yasada sadece anayasaya aykırılık var mı, yok mu diye inceleme başlatıyor ve böylece Çankaya'ya yaraşır bir kimlik sergilemeye çalıştığını sanıyor.

***

 

Bu sırada "kardeşi" de AKP grubunda ana muhalefet liderine (ana muhalefet liderinden hak ettiği yanıtları alan) siyasal terbiye dışı bir konuşma yapıyor.

İşçi konfederasyonlarının 1 Mayıs'ı Taksim alanında kutlamalarını kınarken "Ayakların başları yönettiği bir yerde kıyamet kopar" diyor ve özellikle işçi haklarını hak ettiği ölçüde başarıyla savunan DİSK'ten sert bir tepki gelince, "Canım efendim ben işçilere ayaktakımı demedim ki" diye kıvırıyor.

"Yasa egemenliğinden söz ettim" diyerek her zamanki tavrını yine sergiliyor.

Yüz seksen derecelik dönüşle rekorlar kitabına yeni bir örnek veriyor.

"İşlerin iyi gidip gitmediğini" görmek için ekonomik ve sosyal verilere bakmaya gerek yok! "Başbakan'ın asabı bozuk mu, değil mi ona bakın" diyor Deniz Baykal .

Saldırgan üsluba tahammülün de bir sınırı var. Başbakan'ın asap bozukluğu durduk yerde ağzını bozmasına neden oluyor. Gerginlik yaratmayalım, gerginlikten kaçınalım derken, RTE 'nin, "Sende hiç sıkılma yok. Derdi temiz suya zehir dökmek" gibi hakaretlerine elbette Baykal, aynı tonda, hatta daha da ağır üslupla yanıt vermek zorunda kalıyor: "...Başbakan gerçekten artık fütursuzluğu, pişkinliği ve patavatsızlığı ölçü tanımaz hale getirmiştir... Başbakan bazen yüz kızarmasından falan bahsediyor. İnsanın bunu söylemesi için gerçekten ar damarının çatlamış olması lazım.."

 

RTE'yi yıllardır yakından izleyenlerin bu saptamaları onaylamamaları olanaklı mı?

***

 

RTE'nin CHP'ye saldırmasını yadırgamamak gerek. Zira, kimi olayları yüzüne vuruyor.

Örneğin son grup toplantısında Baykal'ın; Sabah-atv'nin satışıyla ilgili söyledikleri, RTE'nin, damadının genel müdür olduğu holdingi nasıl koruduğunu açığa vuruyor.

CHP lideri, Sabah-atv'yi almaya soyunan, ne ki gerekli ödemeyi yapamayacak durumda olan, 750 milyon doları bir türlü bir araya getiremeyen Çalık grubuna kamu bankaları Vakıflar Bankası ve Halkbank'ın kasalarını açması için telefon ettiğini dokunduruyor. Ses yok!

Soruyor: "Katar sermayesi de bu işin içinde mi?.. Katar'a giden bakanlardan birisi Çalık'a ihalesiz iş verilmesi için talepte bulundu mu?" Ses yok!

İki kamu bankası ile Katar'dan, özel siyasi ilişkiler sonucunda sağlanan kredilerle Sabah-atv'nin Çalık'a satışı gerçekleştiriliyor.

Böylesine kitabına uydurulmuş eş, dost, hısım akraba, damat kayırmaları hiçbir dönemde yaşanmadı.

Baykal "Bu böyle gitmez" diyor ama gidiyor.

RTE ve kadrosu iktidar olanaklarını kullanarak eşi dostu, hısım akrabayı, damadı, kısacası yeşil sermayeyi himaye ediyor, besliyor.

Tepki? Bir iki haber... O kadar!


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 

Dengeli.net - Kalemini Kullan Sessiz Kalma...

 

E-mail ile haberdar ol:

Sistem FeedBurner

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk

SİZ'CE

AKP davasında Savcılarımız Cumhuriyetin ve Demokrasinin kendilerine verdiği yetkiyi kullanmıyor mu?
 
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

ÖNCEKİLER
SONRAKİLER