|
Yakın tarihi ucundan okuyanlar bile Türkiye'nin Osmanlı karanlığından Atatürk çağdaşlığına nasıl geçtiğini bilir.
Bu gerçeği bilmeyenler, öğrenemeyen, sindiremeyenler günümüzde bilgiç geçiniyor. Bu yoldan halk dalkavukluğuna soyunuyor, ne çare cehaletlerini örtemiyorlar. Kuşku yok, bu tip insanların başında RTE geliyor. Partisinin bir kongresinde yine bu kimliğini ortaya koyan bir konuşma yaptı. Ana muhalefet liderinin gerçekçi saptamalarını yanıtlamak isterken, kaş yapayım derken yine göz çıkardı. Cumhuriyet tarihini bilmediğini bir kez daha kanıtladı. Örneğin "laiklik yüce Meclis'in iradesiyle ve milletimize benimsetilerek anayasamıza girmiştir" diyor. Atatürk, anayasaya girdiği 1938'lere kadar laiklik kavramını bütün devlet kurumlarına yerleştirecek devrimler yaptı. Örneğin RTE'nin bir türlü içine sindiremediği Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Yasası'nı çıkarmakla işe başladı. *** 1938'e dek 1924'lerde başlayan uzun bir süreç geçti ve ancak Cumhuriyetin ilanından 15 yıl sonra devletin temel ilkesi olarak laikliğin anayasaya yazılmasına sıra geldi. Laiklik elbette Yüce Meclis'in iradesiyle anayasaya girdi. Ama o Meclis, Atatürk'ün "milleti temsil etmeleri için seçtiği ve devrimlere inanan insanlardan" kuruluydu. RTE'nin öne sürdüğü gibi, laikliği millet bütünüyle benimsemiş olsaydı, bugün laiklik kavramı üzerinde bu denli tartışma yapılabilir miydi? Millet RTE ve adamları sayesinde laikler ve laiklik karşıtları diye ikiye bölünebilir miydi? Laiklik milletçe benimsenmiş olsaydı; RTE ve RTE gibileri laikliğin içini boşaltmaya ve laikliği yeniden, kendi dinci devlet amaçlarına uydurmaya girişebilirler miydi? Laikliği savunacak son insan RTE'dir ve derya içinde deryayı bilmeyecek kadar başka bir dünyanın insanıdır. *** "Milletimizin laiklikle problemi yok" diyor. Ya senin RTE, senin laiklikle sorunun yok mu? Yok ise Bülent Arınç gibi aşırı dinci ve kuşku yok laik sistem karşıtı biri ile ağız birliği ederek laikliği din devletine yaraşır biçimlerde yeniden tarif etmeye neden kalkıştınız? Laik bir devlete asla uygun düşmeyen dinci eğitimi, din eğitimi görenlerin devlet kadrolarına egemen olmasını neden sağladınız? Atatürk, huzurunda sap gibi duranlar diye devrimlerin ve Cumhuriyetin kurucusu olan büyük insana saygı ve bağlılık gösterenlere hakaret ettiniz. Şimdi neden evet ama neden, her alanda aklanmak için Atatürk'e sığınıyor, sanki yaşamınız boyunca Atatürk'ü ve devrimlerini sindirmiş gibi "Devleti de Cumhuriyeti de Atatürk liderliğinde milletimiz kurmuştur" diyorsunuz? Atatürk'ü aşamayacağınızı, Atatürk'ü silmeyi içeren amacınızın başarıya ulaşamayacağını nihayet gördünüz. Ne yazık ki, Atatürk adını amaçlarınızı örtmek ve muhaliflerinize saldırmak için kullanıyorsunuz. Siz ne Atatürk'e ne de devrimlerine inanıyorsunuz. Kökünü kazıyamadığımız bütün yobaz kafalar gibi... Saldırılarınızda söylediğiniz gibi Baykal değil, asıl siz Bay RTE; "Atatürk'ün arkasına saklanıp siyaset" yapıyorsunuz. Baykal'ın "cemaziyülevvelini (herkesçe bilinmeyen kötü bir yönünü, geçmişini)" biliyormuşsunuz Bay RTE? Bu ifadeye havadaki kargalar bile güler. Güler; çünkü laik Cumhuriyet ve Atatürk dünyası ile çelişen kitaplar dolusu öyle bir geçmişiniz var ki; sizin başkalarının geçmişinden, hele Baykal'ın geçmişinden söz etmenize hak tanımıyor.
|