Muhalefetten, karşı duran gazetelerden, yargıdan esirgedikleri saygıyı AB'den esirgemiyorlar. Kimler mi? Böyyük medya! AKP ve hükümeti!
Günlerdir Avrupa Birliği'nin irili ufaklı yetkililerinin kapatma davasıyla ilgili açıklamaları izleniyor. Üstelik bu açıklamaları kimi gazeteler sağduyu çağrısı diye, kimileri -içeriğine bakarak- tehdit diye yansıtıyor. AB Komisyonu Başkanı Bay Barroso ile Genişlemeden Sorumlu Olli Rehn 'den oluşan koroya örgütün Dış Politika ve Savunma Yüksek Komiseri Solana da katıldı. AB'den ateşi yüksek saldırılar ikinci cumhuriyetçileri, AB kuyruklarını, ülkenin bölünmesi için karınlarını kaşıyanları mutlu ediyor. Ne medyada ne de AKP'de AB'nin içimize dil uzatan saldırılarına karşı vaziyet alana rastlanmıyor. Hiçbiri AB'ye: Dur bakalım. Yürürlükte olan anayasa ve yasalar gereği görevini yapan yargıya bu denli saldırmaya, kapatma davasını üyelik müzakerelerinde bir tehdit olarak kullanmaya hakkınız yok. Siz şayet yürürlükte olan yasaları AB'ye uygun görmüyorsanız bu yasaların değiştirilmesini isteyebilirsiniz. Yoksa AKP'nin kapatılması AB ilişkilerine darbe vuracağı ve sonuçlarının çok kötü olacağını ve bu koşullarda Türkiye'ye üyelik tarihi vermenin olanaksız olacağı gibi şantajla karışık tehditte bulunamazsınız diyemiyor. *** Tabii yargıyı AB tehdidi ile yola getirmenin işine geldiğini gören AKP ve bu partinin genel başkanı, ne yazık ki hukuk devleti TC'nin başbakanı ses çıkarmıyor. Hayır, yargıyı baskı altına alamazsınız. Yürürlükte olan yasaların uygulanmasına karşı çıkamazsınız diye karşı çıkamıyor. Zaten AB ve ABD önünde böyle konuşabilseydi, bugün ısıttığı koltuktan çoktaan indirilmiş, köşesine çekilmiş, başında takkesi, doksanlık tespihi elinde, beş vakit namaz kılıyor olacaktı. Milliyet -bile- başyazısında "AB, demokrasi çerçevesinde AKP'ye kuvvetli bir destek verirken, AKP de bekası için dış desteğe yönelip yeniden AB ipine sarılmıştır" diye yazıyor. RTE 'nin AB'ye sarılmasını yadırgamamak gerek. Zira TC Başbakanı RTE; ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney 'ye Yargıtay Başsavcısı'nın iddianamesini şikâyet etmemiş miydi? *** Açıklamalar AB'nin kapatma davasını AKP lehine çözmeyi görev bildiğini gösteriyor. Barroso'lar, Rehn'ler vesaireler Türkiye'nin AKP yönetimiyle hangi koşullarda yaşadığını bilmiyorlar. Bilgi sahibi olmayan insanlara özgü bir çizgide elbette fikir sahibi de olamıyorlar. AB yetkilileri acaba neden AKP iktidarı ile ağız birliği ediyor, neden Türk yargısına güvenini açıklayamıyor? Himaye kanatları altına aldıkları RTE; "Bizi sandıkta yenemeyenler başka yollara başvurdu" diyor ve bir başbakan bu; yargıyı siyasal kimi eğilimlerin tutsağı gibi gösteriyor. Batılı illerde kitapları yayımlanmış, ilim irfan sahibi olduğu yurtdışında onaylanmış anayasa hukukçusu olduğu iddiasında olan AKP Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Burhan Kuzu da "yargıya güvenemedikleri için dokunulmazlıkları kaldırmadıklarını" söylüyor. AB ileri gelenlerinden örneğin milli enişte Lagendijk , karşı tezleri, görüşleri öğreneceği odak noktalarını ziyaret edeceği yerde, Bay Kuzu'yla oturup kapanma davasını görüşüyor. AB'nin yıllardır Türkiye içinde oynadığı oyunları bilmezlikten gelen Bay Barroso da "Amacımız tüm Türkiye ile çalışmak" diye demeç veriyor ve lakin AKP'nin kapatılmasını engellemek için Türkiye'nin yüzde 53'ünü dışlayarak, ancak yüzde 47'sini temsil eden AKP'yi çukurdan çıkarmak için kolları sıvıyor. Baykal 'ın dediği gibi, "Laiklik ilkesi boğazlanırken sesi fazla çıkmasın diye demokrasi davulu çalınıyor". RTE ile Barroso'lar hep birlikte... yargı boğazlanırken sesi fazla çıkmasın diye demokrasi, üyelik davulu çalıyorlar. Tabii davul RTE'nin boynunda, tokmak ya AB'nin ya ABD'nin elinde!
|