Bir: Siyaset, günlerdir adını saklayan AKP önde gidenlerinden, hatta bakan olan bir siyasetçinin demeciyle çalkalanıyor.
Demeci ilginç kılan Anayasa Mahkemesi'ni tehdit eder bir tavır takınması, hem de AKP'nin hatalar yaptığını kabul ve itiraf etmesi. Kulislerdeki söylentiye göre demeci veren ve adını gizleyen AKP'li, Başbakan Yardımcısı Çiçek Cemil ! Günlerdir adından söz ediliyor, lakin ne patronundan ne de Çiçek Cemil'den söylentileri doğrulayan veya yalanlayan bir açıklama geliyor. Çeşitli yakıştırmalar yapılıyor. Çiçek, Milliyet'e konuşmadan önce Fortune dergisine benzer içerikte bir demeç vermiş... Çiçek salı günü AKP grup toplantısına katılmamış. İpler kopmuş, Meclis'te RTE ile Çiçek yan yana gelip konuşmamışlar. Söylentilere yanıtı Çiçek verdi önce; gruba gelmemişti, zira o sırada kapatma davasıyla ilgili partinin savunmasıyla uğraşıyordu. Söylentileri yalanlamak istercesine patronu ile Çiçek kameralara poz verdiler. Meclis'te baş başa verip derin bir söyleşi gerçekleştirdiler. Sözle değil davranışlarla yapılan bu açıklamalar kamuoyunu tatmin etmedi. Sözcü olarak gazetecilerin karşısına çıkan Cemil Çiçek'e demeç soruldu. Çiçek Cemil, Bakanlar Kurulu toplantısıyla ilgili bilgi verirken "Konumuz o değil" dedi ve zihinleri kurcalayan konuyu geçiştiriverdi. Patronu da adı bilinmeyen birine ait demeç üzerinde konuşmayacağını söyleyerek neredeyse devlet sırrına dönüşecek olan konuda yan çiziverdi. Fakat kulis durmuyor, demecin sahibi üzerinde irdelemeler yapıyor. Amacın siyasal gerilimi düşürüp partide özeleştiri sürecinin işlediğini göstermek olduğu ve bu nedenle Çiçek'in Başbakan'ın bilgisi dahilinde bu demeci verdiği söylentileri yaygın. Çiçek'in ve patronun konuyla ilgili sorulara açık seçik yanıt vermekten kaçınmaları, söylentilerde gerçek payı olduğu izlenimini veriyor. Oysa üç-dört parti değiştirerek siyasetin feleğinden geçen Çiçek Cemil, söylentileri, varsayımları bir hamlede sona erdirebilirdi. Çıkar basının önüne, "Hayır, o demeç bana ait değildir" diyebilirdi. Ne ki Çiçek, demecin sahibi olduğunu yalanlamıyor. Susuyor. "Herkes eteğindeki taşları döksün" demekle yetiniyor. Düne kadarki tutumu ve susması bir itiraf değil mi? *** İki: Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç 'ın, mahkemenin kuruluş yıldönümündeki konuşmasını medya övdü. Kılıç'ın hem iktidara hem de muhalefete "mesajlar verdiğini" öne sürdü. Konuşma dikkatle incelendiğinde gerçek, medyanın saptadığı gibi miydi acaba? Kılıç'ın söylediklerine tek eleştiri, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu 'ndan geldi. Kanadoğlu bir gerçeği anımsattı Kılıç'a. Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın "Hâkimler mutlaka tarafsız olmalı, laiklik ilkesi toplumun koruması altındadır" saptamalarına karşı Kanadoğlu, "Hâkimler, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti tarafındadır" dedi. Kanadoğlu'nun dediği gibi, laiklik ise "anayasanın, yasaların koruması altındadır". Kılıç'ın davranışları ve açıklamaları dikkat çekici. Türbanı serbest bırakan anayasa değişikliği 60 gündür raportörün elinde. Kılıç yeni bir açıklamayla gecikmeye kılıf uyduruyor. Elinde türban gibi duyarlı bir konu varken raportöre AKP'nin kapatılmasını isteyen iddianameyi verdiğini söyleyerek özrü kabahatinden de büyük bir gerekçe söylüyor. Sözün özü: Haşim Kılıç demeç ve açıklamalarının örtüsü altında gerçek kimliğini saklıyor. *** Üç: Hükümet Başkanı'nın onca çabasına karşın ekonominin tıkırında gitmediğini söylemeyen kalmadı. Onca uyarıdan sonra nihayet Başbakan zahmet buyurdu ve dünya ekonomik krizinin "az çok Türk ekonomisini de etkilediğini" kabul buyurdu. Fakat enflasyondan, kimi gıda maddelerinde anormal fiyat artışından söz etmiyor. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ise hükümetin söylemlerine karşın "enflasyonun hedefine ulaşmadığını ve ulaşmasının iki yıldan uzun bir süre" alacağını söylüyor. "Artık hedefe değil, tahmine bakılsın" diye hükümetin palavralarına karşı çıkıyor. *** Bir bakandan Anayasa Mahkemesi'ne ve Merkez Bankası'na uzanan bir üçgen bu. İçine düştüğümüz aymazlığı sergileyen bir üçgen.
|