Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
15
Haziran
2008
Anasayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Yiğit BULUT arrow Şener AKP'de nasıl durabildi?
Şener AKP'de nasıl durabildi? Yazdır E-posta
Yiğit BULUT   
Pazar, 15 Haziran 2008

Yiğit BULUTAbdüllatif Şener bir parti kurar veya en azından fikri olarak alternatif bir yol açmayı dener mi bilemem ama aşağıdaki satırları kitabına alan bir ismin, bugüne kadar daha doğrusu yapılan son seçime kadar AKP’de nasıl durduğunu merak ederim...

Neden mi? Arz edeyim, siz karar verin! İşte ulusalcı-milliyetçi olarak nitelendirmenin bile eksik kalacağı bir bakış açısıyla bana göre son derece sağlıklı ve dik duran bir algılama içinde yazılmış satırlar:

“Galata bankerleriyle kurulan ilişkilerle başlayan olaylar Osmanlı maliyesini denetleyen bir yabancı bankalar hâkimiyetini doğurmuştur. 1847’den itibaren Hazine çerçevesinde spekülatif hareketlerden pay almak için tek şubeli ve küçük bankaların kuruluşuyla başlayan bankacılık hareketi, 1881’den sonra Avrupa sermaye gruplarının hakimiyetinde büyük bankalarla devam etti.

Yabancılara büyük ayrıcalık...

Yabancı banka hâkimiyeti I. Dünya Savaşı yıllarına kadar sürdü. II. Meşrutiyet sonrasında savaş yılına kadar kurulan bankaların büyük çoğunluğu yabancı sermayeye aittir. Osmanlı Bankası’nın durumu daha ilginçtir. Para emisyonunda tekel hakkına sahip olan banka, iç ve dış borçların alınmasında ve ödenmesinde Osmanlı Devleti’nin tek resmi aracıdır. Hazine görevini de yerine getirmekte olan Osmanlı Bankası yabancı sermaye hâkimiyetindedir. O günkü Merkez Bankası yetkilerine sahip bu yabancı malî denge organı, saltanatını İttihat ve Terakki iktidarında da savaş yıllarına kadar sürdürmüştür. Yabancılar, kapitülasyonların bir sonucu olarak, Osmanlı tüccarlarının sahip olmadıkları ayrıcalıklara sahiptiler. Başta temettü vergisi olmak üzere, Osmanlı tüccarlarının ödediği bazı vergiler yabancılardan alınamamaktaydı.

Sanayiye yıkıcı etki...

Başlangıçta Avrupa ticaretini doğuya çekmek amacı taşıyan kapitülasyonlar zamanla Osmanlılar aleyhine işlemeye başlamıştır. Osmanlı sanayisi ve ticareti üzerindeki yıkıcı etkisi tartışılmayacak açıklıktadır. Bu yüzden zaman zaman kaldırılmaya çalışılmış fakat başarılı olunamamıştır. Ticari ayrıcalıklar dışında Osmanlı gümrük resimlerinin düşük oranları ve yerli sanayiyi korumaktan uzak nitelikleri savaş yıllarına kadar değişikliğe uğramamış, II. Meşrutiyet öncesine ait gümrük resmi oranları aynen devam etmiştir. Bu görünüm karşısında yabancı mallar ciddi bir gümrük engeli görmeksizin yerli endüstri aleyhine ülkeyi doldurmuş, hammaddeden oluşan ihracat ise dış ticaret açıklarını kapamaya yeterli gelmemiştir.

Gelirler ipotek altında...

II. Meşrutiyet öncesi 1895-1907 yılları arasında yüzde 25-40 oranı arasında değişen dış ticaret açıkları meşrutiyet sonrası da azalmamış, aksine 1914’e kadar sürekli artarak yüzde 48’e ulaşmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda demiryolu yapımı, en önemli yabancı sermaye yatırımıdır. Daha sonraları ise yalnız ticari bir kanal olarak kalmamış, emperyalist devletler arasındaki dünyayı paylaşma savaşında bir araç olmuştur. Bağdat demiryolu yapımında Alman ve İngiliz rekabeti bunun açık kanıtıdır. Demiryolu yapımı karşılığında verilen kilometre güvenceleri, devlet gelirlerinin ipotek altına alınmasını ifade ediyordu. Çoğu kez kilometre güvenceleri bazı bölgelerin aşar gelirleri rehin alınmak suretiyle sağlanıyordu. Bazen rehin edilen gelirler kilometre güvencesini karşılamıyordu. Yapılan demiryolları bir yandan ulaştığı alanlara batı mallarını götürüp, hammadde alırken, bir yandan da devlet gelirlerini etkiliyordu.

Yatırımlar geri dönüyordu...

Yabancıların yaptıkları sermaye yatırımlarının büyük bir kısmı ise ray, yapı malzemesi, teknik personelin maaşları olarak tekrar yabancı ülkeye dönüyordu. Deniz ulaşımında da İstanbul’da 27 yabancı kumpanyaya karşılık yalnızca iki Türk kumpanyası varken, İttihat ve Terakki iktidarı İngiliz Firephil and Turner kumpanyasıyla yaptığı anlaşmayla “Muhsusa” gemicilik şirketinin faaliyet ve mallarını 75 yıllık bir süre ile bu şirkete devretmişti. Ayrıca İngiliz şirketin tüm malzeme ve makineleri gümrük vergisinden muaf olacak, şirket kendisine gerekli yapı malzemesini hazine ormanlarından sağlayabilecek, atölye ve iskelelerin yapımı için ihtiyaç duyduğu topraklar şirkete devlet topraklarından bedava verilecekti. Demiryolu, liman, sulama ve karayolları projeleri ile telefon ve elektrik santralleri gibi birçok yatırım, meşrutiyet sonrası yabancılara verilmiş, baştan beri yabancı sermaye özendirilmeye çalışılmıştır.”

Abdüllatif Şener’in kitabından bazı bölümleri sizlere aktardım. Detaylarında Osmanlı’nın özellikle yabancı ataklar tarafından, içeriden ve dışarıdan yapılan baskılarla nasıl yok edildiğini ekonomik bakış açısından anlatan bir çalışma... İşin en ilginç tarafı da ne biliyor musunuz? AKP tarafından uygulanan kontrolsüz yabancı sermaye dinamiklerinin tamamı Osmanlı’nın son dönemine hakim... Kitabı yazan AKP’nin son seçime kadar ekonomi yönetimindeki en güçlü ismi olunca, durum daha da ilginç... Şimdi tekrar soralım; böyle bir insan AKP’de “80 yıllık birikim satılırken nasıl durdu?”


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 

  :: 'Mesaisini Ankara için harcasın!'   :: Cemaatin karanlık planları   :: Siyaset oyunu   :: Şener AKP'de nasıl durabildi?   :: Sopayla icra edilen kanuna ne denir?   :: AKP Birliklerinin Toplu Saldırısı   :: İki Kişi   :: Amastris'in Gözyaşları   :: AKP'nin Alevi Açılımı Ve Çamuroğlu   :: Budur   :: Atatürk çok kırılmıştır   :: SON REPLİKLERİ BİZ SÖYLEYECEĞİZ!   :: DTP'Lİ BİRİ ÇIKIP DA DESE Kİ   :: ÖNCELİKLİ OLARAK ÇOCUKLARINIZI DAĞA GÖNDERMESENİZ   :: İnişler ve Çıkışlar   :: Olaylar ve Olasılıklar   :: Futbolun iyi yanı   :: Tren gelir hoş gelir   :: GASP ve AGSP! 2   :: GASP ve AGSP! 1   :: 20 saniyede film indiren hızlı internet 169 YTL'ye geliyor   :: ÖSS yasakları   :: Motorine rekor zam   :: Memur maaşları artıyor   :: 'Hacı bir tur versene'   :: Güle güle Cengiz Aga   :: AKP'de B-ölünme Korkusu!   :: Bellek   :: "Kürtçe" Yayın Yasalaştı!   :: İkili

Şener AKP'de nasıl durabildi?

Abdüllatif Şener bir parti kurar veya en azından fikri olarak alternatif bir yol açmayı dener mi bilemem ama aşağıdaki satırları kitabına alan bir ismin, bugüne kadar daha doğrusu...

Diğer Yazıları
 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: