|
Millet Meclisi’nin kapısı, milletin yediği sopalarla şenlenirken Meclis’in içerisinde iktidarın iktidarını korumak için aradığı formüller konuşuluyordu!.. Olay yeri ülkemiz olduğu için şaşırtıcı bir durum yok!..
Beraber yürünen yollarda sopa yemek de mümkün!.. Ankara caddelerinde hak arayan onca çalışanın büyük bölümünün yüzde kırkyedi mensubu oldukları gibi bir durum mevcuttur... Eylem sonrası yaşananları yorumlayanlara bakınca da Türkiye’nin nasıl bir cepheleşme tehlikesi ile iç içe bulunduğu görülüyor! Özellikle iktidar taraftarlarının eylemcileri “Laik” ilah etmesi gibi fanatizmleri dikkat çekicidir... İki taraftan da gelen yorumlara bir göz atalım... Bir bayan, genç bir polise birşeyler söylemeye çalışıyor ama polisin görüntüsü korkunç, yüz sinirden gerilmiş, gözler dönmüş. Polisin söylediğini anlayamadığından emin olan bayan, derdini anlatabilmek için bir yeri (veya bir objeyi) göstermek amacı ile elini hafif kaldırdığında, polis bu sefer öyle hiddetle bağırdı ki, inanın ki polisimizi anlamaya çalışıyorum.
Saatler boyu o koşullarda görev yaptıktan sonra doğru-dürüst dinlenmeye bile fırsat bulamadan yeni göreve gidiyorlar. Günlük mesailerinin kaç saat olduğu meçhul. İlave olarak görev yerleri tüm ülke... Bugün buradalar yarın kimbilir nerede... Ya bunlar ayıp şeyler, halkın üzerine bu kaçıncıdır polis sürülüyor. Üstelik tarafgir de davranılıyor. Nice mitinglere tanık olduk. İktidar yanlısı, iktidar zihniyetinde bir miting olduğunda nedense polisimiz müşfik olabiliyor. Bütün STK’lara çağrı yapmak istiyorum. Polisimiz iktidarın oyuncağı olmaktan kurtarılsın. İçişleri Bakanlığı’na bağlı olmaktan çıkarılsın. Yeter ben polisimle kötü olmak istemiyorum, çünkü güvenliğimiz onlara emanet. Bir yerde olay olduğunda ilk akla gelen polis çağırmak oluyor. Düşünün herkesin bucak bucak kaçtığı bir olayda, polis cansiperane üzerine gidiyor. En basiti, örneğin bir bomba tehdidi olduğunda, imha için polis geliyor. Hiç birimiz o imha ekibinde yer alan polisin canını tehlikeye atarak bombayı imha etmeye çalıştığında, ne kadar bir ücret aldığını bilmiyoruz. Bir yerlerde duymuştum ve yanlış anımsamıyorsam son derece komik bir meblağ idi. Artık herkes gördü AKP’nin eserini. Umarım bu yürüyüşlerin bu işçi memurlarının sesini AKP duyar da ne yaptığını ne yapmaya çalıştığını görür. Pembe gözlüklerinden kurtulabilirlerse tabii... AKP oy için değil hizmet için görevde. Oy kaybedecek olsa dahi ülkenın menfaatleri acısından yarının tedbiniri bugünden alıyor. Sokaklardakiler de provakatif eylem için oradalar. Onların amacı belli. Ülkeyi karıştırmak. Bunların hepsi devlet çalışanı değil mi arkadaşlar? Yani maaşını devletten alanlar. Zamanında diğer partiler tarafından doldurulmuş çalışanlar. Çözüm kolay beyler devlet sana yeterince ödeyemiyorsa hizmet veremiyorsa okadar kalifiye elemansan gider özel sektörde çalışırsın olur biter. Zavalıları oynama. Bir kişi çıkıp “Ya su insanlardan kaçı işci-memur, bunlar laikçiler!” diyebiliyorsa ben de pes diyorum. İşçinin emeğini hor görüp maaşını kesen AKP, memurun niteliğine bakmadan oraya buraya atanan, diplomasina el koyan, yasaklayan AKP... Ekonomiyi türban gündemiyle mahveden yine AKP... Emekten yana olanlar sokaklarda hak arıyor,TÜRK-İŞ nerede...Yoksa siz emekçi değilmisiniz? İşçiyi satanı AKP kurtarmaz, biz de satarız!.. Hey sarı sendikaların başkanları, işçi uyanırsa halin perişan olur! Aman emekçilere dikkat edin uyusunlar, yoksa !.. Gerçek gündem bu... Şu ana kadar hükümet gerçek gündemi gözardı etti. Önümüze suni şeyler (türban v.s.) koyup, onlarla zaman geçirmemizi sağladı. Bu arada ekonomi iyi gitmiyordu. İyi gitmeyen işleri görmememiz için, anayasa, üniversiteler, yargı ve Cumhuriyet’in temel değerleri ile sürekli kavga etti. Adamlar fındık üreticileri ile kavga ettiler, bölgede 1 parti oldular, “Al ananıda git” dediler 1. parti oldular. Emekliklik yok, ölene kadar çalışın dediler yine 1. parti olacaklar. Neden bağırıyorsunuz ki. Tipik Türk davranışı. Nerede sana kazık atan var, git ona sarıl...
|