• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

06
Mayıs
2008
Demokrasinin Yargısı Yazdır E-posta
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL   
Cuma, 11 Nisan 2008

Prof.Dr. Mümtaz SOYSALBir "siyasi dava" lafıdır gidiyor. Anayasa Mahkemesi'nde açılan dava siyasiymiş.

Başka türlü olabilirmiş gibi.

Anayasa Mahkemesi'nde ya da değişik nitelikte olmakla birlikte, yine bir yüksek yargı organı olan Danıştay'da, hatta idare mahkemelerinde açılan davaların çoğu bir bakıma siyasi değil midir? Bir iktidar kendi politikası gereği çıkardığı yasalara anayasaya aykırı hükümler koymuş ve bunlardan ötürü yüksek mahkemede iptal davası açılmışsa, o davanın özü siyasi sayılmaz mı? Kararın olumsuz çıkması sonucunda uygulaması durdurulacak olan, o partinin belli bir konudaki politikasıdır. Parti politikası uygulanırken alınan yönetim kararlarında yasalara, daha doğrusu genel olarak hukuka aykırı noktalar varsa, bunlardan ötürü Danıştay'da açılmış dava da bir bakıma siyasi sayılmaz mı?

Kimileri, "Canım, biz dava açma niyetinin siyasi olduğunu söylüyoruz" deseler de, öylesi daha da büyük bir yanlış olmaz mı? Hele Anayasa Mahkemesi'nde bir siyasal partiye karşı kapatma davası açılmışsa?

Anayasa, parti kapatma davasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nca açılacağını belirlediğine, bu yetkiyi kullanabilen tek kamu görevlisi o olduğuna, iddianame mahkemeye gönderilince, ayrı bir "kabul kararı" na bile gerek kalmadan dava açılmış olacağına göre, davanın "siyasi" olduğunu söylemek, işini yapan kamu görevlisini siyasi davranmış olmakla suçlamak değil midir?

Danıştay'da ve başka idare mahkemelerine dava dilekçesiyle başvuruşun hukuka uygunluğunu kabul edip davayı gündemlerine alan mahkemeleri, karar bile verilmeden, siyasi davranmış olmakla suçlamak, yalnız ayıp kaçmakla kalmayıp başlı başına bir suç oluşturmuş olmaz mı? Bunlar, aynı zamanda bir hukuk devleti olması gereken "demokratik devlet" in yöntemleri değil midir?

Daha ilginci, şu günlerde sözü çok edilen "Venedik Komisyonu" nun resmi adı da "Democracy through Law" , yani "hukuk yoluyla demokrasi" yahut "hukuktan geçerek demokrasi" demek. Soğuk Savaş'ın sona ermesi üzerine 1990'da kurulan ve toplandığı kentin adıyla anılan bu komisyon, Batı usulü demokrasiye geçmek isteyen Doğu Avrupa ülkelerine "anayasacılık yardımı" yapmak üzere kurulmuş bir "danışma" organıdır. Komisyon'a Türkiye'den gönderilen ve sonradan AKP'nin anayasa taslağı üzerinde çalışmış bir hukukçunun da iktidar çevrelerine herhalde söylemiş olacağı gibi, bu komisyona danışan o ülkelere ilk verilen akıl, mutlaka bir anayasa mahkemesinin kurulması olmuştur.

Anayasaya uygunluğun yargısal denetimini "siyaset" saymak, böyle bir akıl alma gereğini duymadan yarım yüzyıl önce kendiliğinden hukuk devleti aşamasına geçmiş bir Türkiye'yi yönetenlere hiç yakışıyor mu?


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 

Dengeli.net - Kalemini Kullan Sessiz Kalma...

 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk

SİZ'CE

AKP kapatılsın mı?
 
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-mail ile haberdar ol:

Sistem FeedBurner