|
Olmaz olur mu, şöyle bir sayılsa düzinelerle çıkar aralarından. AKP'nin listesiyle Meclis'e giren bir yığın ilk ve ortaöğretim, özellikle de üniversite öğretmeni vardır. Baş örtme konusunun eğitimcileri nasıl bir çıkmaza soktuğunu en iyi onlar bilir.
Dolayısıyla, soruna çözüm getirmek de üniversitelere bırakılmalıydı. Hangi genç kızın içtenlikle örtündüğünü, kimin siyasal hınzırlık peşinde koştuğunu, hangi öğrenciyle nasıl baş edileceğini yılların deneyimi sayesinde onlar sezer, onlar hisseder ve en iyi yolu da onlar gösterebilir.
Nitekim geçmişte, yani sorunun henüz siyasal nitelik kazanmadığı, hiç ilgileri olmayan derslere arkalarında erkek "fedai" leriyle giren kızların ortaya çıktığı günlerde, kime nasıl davranılacağını ancak onlar bilirdi. Ailelerin güven duyarak kendilerine teslim ettiği gençleri, öğretmenliğin etiğiyle, yani evrensel geçerliği olan ahlak değerleriyle, iyi yetiştirmenin sorumluluğunu duyarak.
Hayır, çözüm onlara değil, politika cambazlarına bırakıldı ve içinden çıkılmaz biçimde toplumu yıllarca meşgul edecek dev bir soruna dönüştü.
N için ve nasıl? Soruyu yanıtlamak için son günlerin politika sahnesine bakmak yeter.
Genel seçim öncesinden başlayarak "türban sorunu" nu en yüksek ve en kapsamlı çerçevede çözmek amacıyla yeni anayasa sipariş ederek. Ne yazık ki, siparişi alanlar "Sorun öyle çözülmez, şöyle çözülür" deme dirayetini göstermeden "kurucu iktidar" cılık şevkiyle siparişi yerine getirmeye soyundular.
Ama, çözüm, Başbakan'ın Madrid seferi sonrasında en patlayıcı ve tahrip edici bir barut sıkıştırma taktiğiyle iki-üç haftaya sokuşturuldu çıktı. Kimler nerede düşünüp hangi kulağa nasıl fısıldadıysa, çözüm için öyle bir "tema" seçildi ki, hem yeni anayasa yapıp kabul ettirme zahmetine katlanmadan sorunu çözecek, hem de seksen küsur yıllık Türkiye Cumhuriyeti'ni berhava etmeye yetecekti: Yalnız türban için anayasa değişikliğine gitmek.
Sadece eğitimcileri, hukukçuları, siyasileri değil, inanç alanı gibi son derece kritik bir alanda bütün bir halkı birbirine düşürecek bir tema.
Sonuç, dünden beri her meslek kesimindeki bölünmelerle ortadadır.
Bunu önleyecek öğretmen kökenliler yok muydu AKP'de?
S orun çözüldü mü? Hayır. Oynanan, sadece bir hukuk komedisidir.
Yasalar önünde eşitliği getiren 10. madde, zaten bir "genel esas" olarak herkesi her konuda bağlayan bir ilke durumundayken, bunca emek ve zaman harcayarak o maddeye eklenen hüküm hiç yenilik getirmeyen bir fazlalık oldu.
42. madde de, bütün özgürlük sınırlamaları gibi bu yasağın da ancak yasayla getirilebileceğini söylemekle "malumu ilam" dan başka bir şey olmadı.
|