|
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL
|
|
Cumartesi, 23 Şubat 2008 |
|
Eski Yugoslavya'da şimdi olanlar, hele Kosova'nın Sırbistan'dan kopması, Sırpların kalkıştıkları aşırı ulusalcılığın bir sonucudur. Tito'nun verdiği dersi iyi öğrenselerdi, bugün olanlar başlarına gelmezdi.
Balkan Harpleri'nin ve Cihan Harbi'nin sonrasında Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorluklarından kalma Güney Slav topraklarında bağımsız devlet kurmak isteyen değişik etnik yapılı bir yığın toplum ortaya çıkmıştı. Yugoslavya Krallığı, onların yönetilmesi için kuruluveren Sırp-Hırvat ve Sloven Krallığı'nın devamıydı. Ama halklar arasında en büyük oranı oluşturan Sırplar, bütün Yugoslavya'ya tek başına egemen olma hülyasından hiç vazgeçmediler. İkinci Dünya Harbi'nde istilacı Almanlarla işbirliği eden Hırvat Ustaşilerinin ve işgale direnen Sırp Çetniklerinin amacı da hep o karışık etnik yapılı topraklarda kendi egemenliklerini olabildiğince genişletmek oldu.
Tito, Yugoslav Komünist Partisi'nce Almanlara karşı başlatılan ayaklanmanın lideri olarak ortaya çıktı. Fakat öbür direnişçilerden farklı bir geleceğin savunucusuydu. O toprakların bütün toplumları için etnik fark gözetmeyen eşitlikçi bir yapı önermekteydi. Başarılı da oldu. Federatif yapılı Yugoslavya, değişik dilli ve kültürlü cumhuriyetleri ve özerk bölgeleriyle, sistemin çimentosunu oluşturan bir parti yapısıyla, onun eseridir.
Sovyetler'in baskısına direnen ve yeryüzündeki yansızlık hareketlerinin öncülerinden biri olan bağımsız Yugoslavya da.
Tito'nun ölümünden sonra liderliğe geçenler iç ve dış politikada aynı başarıyı gösteremediler. Sırpların "Büyük Sırbistan" özlemi de yine depreşti.
Avrupa Birliği'ne egemen iki büyük devletin, Fransa ve özellikle Almanya'nın "ultra-modern emperyalizm" ekmeğine yağ süren, ABD'nin Doğu Avrupa'da Ruslara karşı ağırlık oluşturma politikasına destek veren de bu oldu.
Balkanlar'da on yılı aşkın süredir üzüntüyle izlenen çirkin tablo bu ters gelişmenin sonucudur: Korkunç bir soykırım dalgası, yaşamlarından, yakınlarından, namuslarından, yurtlarından, evlerinden barklarından olan insanlar, kabaran yayılmacılıklar, şu ya da bu devlet ve devletler topluluğunun hükmü altına giren sözde ulusal yönetimler. Daha da önemlisi, dünyanın başka köşelerinde beliren bölücülük, ayrımcılık, ırkçılık ve komşularımız arasında bazı toplumların boylarından büyük yayılmacılık hevesleri.
Tito'nun Yugoslavya'sı insanların barış içinde yan yana yaşayabilmesi yolunda girişilmiş ilginç bir deneyimdi. Belki daha iyi yönetilebilirdi. Başarıya ulaşmasına fırsat vermeyenlerin şimdi yabancı elçilik binalarını taşlamakla yetinmek zorunda kalmaları ibret verici bir tecelli olmuyor mu?
|