|
Mahir KAYNAK
|
|
Salı, 01 Ocak 2008 |
|
Yeni yılın herkese, beklentilerinin tümünü karşılamasa bile, iyilikler getirmesini diliyorum. Gerçekte yılbaşı, benim için, diğer günlerden farklı değil ama genelde bu gün bir başlangıç sayıldığı için adete uyuyorum.
Siyasi analiz yapanlar yılbaşında nöbeti astrologlara devrederler. Nelerin olacağını yıldızların konumuna göre onlar belirlerler. Hiç ilgilenmediğim bir konu olmasına rağmen, tahminlerini yıllara göre değil dönemlere göre yapmalarının daha uygun olacağını düşünüyorum. Mesela SSCB’nin çöküşünü yeni dönemin başlangıcı olarak alıp yeni bir denge kuruluncaya kadar nelerin olacağını söyleseler daha faydalı olur. Ayrıca tahminlerini olaylarla sınırlı tutmayıp nasıl bir düzen kurulacağını söylemelerini tercih ederim.
Yeni yıla girerken bir soru hala cevapsız duruyor. Kim kiminle ve niçin mücadele ediyor? Görünüşe göre dünya devleri küçük ülkelerle hatta devlet bile olmayan terör örgütleriyle savaşıyor ve bunların siyasi bir hedefinden söz edilmiyor, sadece intikam almak ya da kızdıkları için çatıştıkları söyleniyor. Dünyada artık iki devletin bile birbirleriyle savaşmasının mümkün olmadığı, savaşın bloklar arasında olacağı ya da diğerlerinin buna müdahale edeceği düşünülürken bugün gördüğümüz aktörler, minicik olmalarına rağmen, dünyanın geleceğini etkiliyor. Tek bir olay için bir sürü senaryo üretiliyor ama bunların belki de hiçbiri gerçeği anlatmıyor. Mesela tüm dünyanın gözleri önünde ve her adımı kaydedilirken öldürülen Butto’nun nasıl öldüğü bilinmiyor. Ama merak etmenize gerek yok. Yakında en uygun olan senaryo gerçek sayılacak, diğerleri komplo teorisi ilan edilecektir. Şüphesiz bir sürü ipe sapa gelmez komplo iddiaları ortaya atılacak ve gerçeğin de bunların arasında çöpe atılması sağlanacaktır. Doğruyu saçmalıklarla karıştırın ki en büyük yalan doğru sayılabilsin.
2008 yılı küçük çatışmalarla gizlenmiş büyük mücadelenin sonucunun belli olacağı bir yıl olacak gibi görünüyor. Terörizm , radikal İslam yenilecek ve nispeten sakin bir ortam gelecektir. Biz mücadelenin gerçek taraflarını bilmediğimiz için zaferi ve yenilgiyi küçük aktörlere bakarak algılayacağız.
Bir savaş iki türlü anlatılır. Bazıları cephedeki kahramanlıkları, trajik ölümleri, isabetli ya da yanlış kararları anlatır. Oysa asıl önemli olan ana karargahlarda nelerin olduğudur. Mesela Pakistan’ı radikal İslam, demokrasi gibi biçimsel yanlarıyla da anlatabilirsiniz ya da hangi güçle ittifak yapacağını, bunun dünyadaki temel çatışma içindeki yerini arayabilirsiniz. Ama asıl önemlisi ABD ve Rusya’nın anlaşarak mı yoksa çatışarak mı nüfuz bölgelerini oluşturacaklarını ararsınız. Tarih için anlamlı olacak soru Avrupa’nın yeniden bir güç odağı mı olacağı yoksa tükenişinin süreceği midir. ABD’nin tek bir politika mı izlediği yoksa iki ayrı kampın Avrupa ya da Rusya’yı denge unsuru yapmak istedikleri midir. Eğer böyle iki kamp varsa bunları nasıl tanımlayabiliriz? Yeni yılın ülkemize ve insanlarımıza iyilikler getirmesi dileğiyle.
|