Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
10
Haziran
2008
Anasayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Yiğit BULUT arrow Sırtımızda kimler var?
Sırtımızda kimler var? Yazdır E-posta
Yiğit BULUT   
Salı, 08 Nisan 2008

Yiğit BULUTYeni bir başlık atalım; Parti tabelalarını bırak Türk halkının “giden” geleceğine bak!

Sevgili dostlar, parti kapatmaların tartışıldığı bir ortamda, kurulacak hülle partilerine, halen TBMM’de olanlara, birleşenlere, kafalarında iktidar adayı olanlara ve en önemlisi “Ben ülkem için siyaset yapıyorum” diyen herkese sormak istiyorum; kalırsanız veya iktidar olursanız aşağıda tarif ettiğim “yapıyı” değiştirebilecek misiniz?

Aklınıza eminim şu soru geldi; Hangi adamları? Nasıl sırtımızda kalabiliyorlar? Sistem nasıl çalışıyor?

Sevgili dostlarım, aslında bu arkadaşları birçok yazımda tarif ettim ama “partilerin tabelalarının” tartışıldığı bir ortamda “Tabelayı bırak gerçeklere bak” mesajı vermek için bazı noktaları sorgulamaya açmak ve özellikle bu ülkenin gerçeklerini herkese hatırlatmak istiyorum...

1- Bugün Türkiye’deki finansal yapı; tamamen sıcak para üstüne kurulmuş “dışarıdan akan paranın yüksek bir şekilde nemalandığı” ve “kendi yararına” sistemin patlamasına yani “cari açık, siyasi risk” gibi unsurların algılanmasına izin vermediği bir dinamik üzerine oturmuş durumda. Son dönemde öne çıkan riskler algılanmıyorsa, bu “sistemden aşırı getiri sağlayanların” yapının bozulmasından duydukları kaygının “gerçekleri” ötelemesinden kaynaklanıyor.

2- Sıcak para tabanlı sistemlerde “dalga boyu” düşer ama “içerideki birikim” yani “yerli tasarruf sahiplerinin varlıkları veya çalışanların katma değer ve ödedikleri vergileri” yurtiçinden-yurtdışından gelen “sıcak para” tarafından emilir.

3- Sistem “aşırı uçlara” kaymadan tanımlanmış aralıklar içinde salınırken, “düşük dalga boyunu” istikrar sanan sade vatandaşın “normalde elde etmesi” gerekenler “sıcak para” tarafından kendi hesabına transfer edilir.

Sevgili dostlar, bu tespitler sonrası gelelim daha önce de paylaştığımız ve bence çok önemli olduğu için defalarca paylaşmamız gereken iddiamıza; sıcak paranın değişik bir versiyonu olan emeklilik fonları Türkiye gibi ülkelerden “Nasıl rant elde ediyorlar?” Daha değişik soralım; Avrupalı emeklilere Türkiye’deki çalışanlar nasıl canla başla çalışarak bakıyorlar?

Almanya’dan, Fransa’dan, Yunanistan’dan gelen bir emeklilik fonu, 2003 Mart ayında Türkiye’de “1 milyon dolar” satmış (avro olarak da aynı hesap yapılabilir) ve karşılığında Hazine bonosu almış. Kur 1.15’lere gelince pozisyonunu kapatmış veya hâlâ pozisyonunu koruyor. Kur farkı ile dolar bazında getirisi o günden bugüne en az tekrar ediyorum en az yüzde 100 seviyesinde. Daha açık ifadesi ile yıllık dolar bazında kur düşüşleri ile “yüzde 20-25 dolar bazında getiri” sağlamış. Bu kazancı ile de “kendi katılımcısı” olan Yorgo’nun, Paul’un, Helga’nın maaşını ödemiş. Bugün hâlâ yıllık Türkiye’deki pozisyonlarından “dolardaki kur farkı hariç” yüzde 14-25 arasında getiri sağlıyor...

Bu noktada hemen soralım; bu paranın dolar bazında elde ettiği yüzde 100’e yakın getiri nereden geliyor? Cevap çok kolay; Türkiye’de çalışan, üreten kesimin sırtından.

Sonuç: Bu ülkeye giren sıcak para “içeride çalışıp, didinen halkımın” sırtından, cebinden “milyar dolarlar” kazandı. Bu mu ekonomik sistem? Bu mu bu halka biçilen değer?

Son söz: “Partiyi mi kapatalım, yenisini mi açalım, onu mu yapalım” diye ortalarda dolaşan ve kendi aklında-gönlünde “iktidar adayı olan bütün siyasi partilere” sesleniyorum; var olan düzeni devam ettirmeye mi yoksa dünya ile “ilişkimizi” koparmadan “Türkiye’yi koruyacak” önlemleri almaya mı geliyorsunuz? Açıklayın “siyasi-ekonomik tezlerinizi.” Farkınız ne? Türkiye’yi “Küba yapmadan” veya “daha da serbest bir ezilme-sağılma” dinamiği içine itmeden “dünya ile eş zamanlı ama kendini koruyan” bir yapıyı nasıl kuracaksınız? Yukarıda tarif ettiğiniz adamları Türk halkının sırtından nasıl indireceksiniz?

Not: Dünkü yazımda TOBB’un açıklamasının bizlere “ahlaksız” diyen kısmının bir bölümü “dizgi hatası” sonucu çıkmamış. Açıklamanın o bölümünü tekrar aktarıyorum; “TOBB’u siyaset yapacağı varsayımı ile suçlayan ama aslında kendileri TOBB üzerinden siyaset yapan çevrelere sağduyu çağrımızı yineliyor, art niyetli ve ahlak dışı yorumlardan kaçınılması isteğimizi yine vurguluyoruz...”


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 

  :: Denge   :: Şaşırmam   :: Sensin turkuaz!   :: Siyasal Yelpaze...   :: Bir Salı Günü   :: CUMHURİYET SAVCISI   :: YABANCILARIN DERS KİTAPLARINDA TÜRKLER İÇİN YAZILANLAR(2)   :: CUMHURİYET NEYE DENİR?   :: Ücretlilerden de stopaj kesilecek   :: DTP'nin ek savunma yapma süresi doluyor   :: Yüzmek ve yürümek beyin için en iyi vitamin   :: Vergi borcu olana yasak geri geldi   :: Egzozdan enerji mi üretilecek?   :: 'Ulus yetkisi kullanamazsın'   :: Dışişleri Bakanı Babacan'ın Abd temasları   :: Yaşar Paşa   :: Belirleyen olmak   :: Tehlikeli Gidişat...   :: Gümrük Birliği'ni Gerçekten Biliyor muyuz?   :: Domuz Damı   :: AKP: Devlete Muhalefet Partisi...   :: "Mavi-beyazlar" bu kadar oynar!   :: YABANCILARIN DERS KİTAPLARINDA TÜRK'LER İÇİN YAZILANLAR (1)   :: BÜYÜKANIT'TAN ILIMLI İSLAM AÇIKLAMASI   :: BÜYÜKANIT: 'IRAK'IN GELECEĞİ UMUT VERİCİ DEĞİL'   :: TÜRKİYE KİMSEYE BİAT ETMEYECEKTİR!   :: Şer Odağı: "Kahrolsun Laiklik"   :: Arşidük   :: Badem   :: Medvedev: 'Enerji Sorununu Bilim Çözecek'

"Mavi-beyazlar" bu kadar oynar!

Türkiye-Portekiz maçını seyrettiniz mi? Peki dikkatinizi çeken, bilmenize rağmen içinize bir türlü sinmeyen bir şey oldu mu?

Diğer Yazıları
 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: