Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
24
Temmuz
2008
Anasayfa arrow Yazarlarımız arrow UYUYANLAR UYANIN!
UYUYANLAR UYANIN! Yazdır E-posta
Yurtsever Yurttaş   
Cuma, 21 Mart 2008

UYUYANLAR UYANIN!

Bu ABD işgal projesine, Sayın, Doğu Perinçek eskiden beri dikkat çekmeye çalışıyordu, işte sıra bize geldi, üstelik bilgisiz saflar her şeyin iyiye gittiğine inandırıldı ve geç kalıyoruz...

Benim yine aklımı kurcalayan bir sürü şey var. Malum olduğu üzere, Fethullah hoca ile Papanın başlattığı, Din temelli bir ittifak bu Medeniyetler ittifakı? Kara para şaibeleri vs. kitaplar Piyasada dolaşan Vatikan neresinde duruyor peki bu oluşumun? Fethullah hoca CIA ve Yeşil kuşak politikalarını kapsayan bir sürü şaibe ve komplo teorisinin, bağlantısı var bu işlerle ve o zamanlar atıldı bu planın temelleri. Fethullah hoca ile Papanın adı geçmiyordu İspanya Forumu sürecinde, her zamanki gibi perde arkası pozisyonundaydılar.    

Fethullah Gülenin Papa ile görüşmesinden bu güne gelişen süreç içinde bazı belirtilere bakarsak, bu Medeniyetler ittifakının omurgasını, Fethullah Gülenin, Dünya çapındaki teşkilatı ve ittifakları oluşturuyor ve bu oluşum ve ittifakların yeşil kuşak politikaları ile ilgisini incelemekte fayda vardır, ancak ondan sonra katılım fayda sağlayabilir. İşin tuhafı TÜRKİYE CUMHURİYETİ varlığını tehdit edebilecek Dünya çapındaki bu yapılanmaya, balıklama dalıp üst düzeyde temsil edip imzalar atıp öncülük ediyor. İnsanlık açısından çok iyi sonuçlar verebilecek bir girişim olması mümkünken, yine iki ayağımızı bir pabuca sokup, açık olmayan, çelik çomak tarzı bir koşturma ile aceleye getiriliyor gibi sanki. Bu işin bir ucu 76 ülkeden bir milyarı aşkın insanın temsil edildiği İslam Konferansı Örgütüne, bir ucu Güneydoğu planlamalarına, diğer ucu Avrupa Birliği ne ve ABD’YE dayanıyor. Bu perspektifte iki ufuk arasında oluşturulan bu Ortak Forumun Türkiye açısından önemi büyük ve kamuoyuna açık olması gerekirken, Türban vs. kavga keşmekeş arasına sıkıştırılması ilginç ve dikkat çekicidir. Bu konu yaman çelişkiler içeriyor ve dahası çok kapsamlı ve Dünya çapında bir tezgâhın kokusu geliyor.  

Önceden anlattığın bu meseleyi bir daha aktaracağım, Bakın tanınmış bir gazeteci ne diyor;

Türkiye’de bir darbe olduğu an Türkiye Kıbrıs’ı kaybe­der, milli gelir yarıya düşer, dünyada ayak­ta duramayacak hale gelir. Eskiden borsa, Avrupa İnsan Hakları, AB ambargosu falan yoktu burada. Artık bu riskler göze alınamayacak kadar büyük. Şimdi sıkıyorsa dar­be yapsınlar. Bugün PKK ile mücadelede Amerika’nın, Avrupa’nın politik desteğine sahipsek demokrasi eskisine göre daha iti­barlı hale geldiği içindir. Artık Türkiye’de darbeye karşı sokakta yürüyecek insanlar, üniversiteler var. Eskisi gibi eli kolu bağlı gözyaşı dökecek Anadolu köylüsü yok.     

Bu gazetecinin yorumu, uzun süredir arkalarına almaya çalıştıkları dayanakları ve Türkiye yi hangi noktaya doğru taşıdıklarını ortaya koymaktadır. Bu darbeye karşı görünüm, düşmanlarla yaptıkları ittifakı engelleyecek güçleri, yani Türkiye CUMHURİYETİNİN ORDUSUNU saf dışı etme çabalarını kamufle etmektedir. Sanki düşmandan bahseder gibi kendi ordumuzu dünya kamuoyuna darbeci Faşistler olarak ilan etmekte tereddüt etmemektedirler. Bu Türban ve Yargıtay parti kapatma davasından önce, küresel güçlerle işbirliği ile yürüttükleri özelleştirme, kamunun bağımlılıklarını arttırma, güçsüz bırakma ve kanun değişiklikleri vs. faaliyetler sonucu, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN sağlam temel kurumlarının, Siyasal ve Ekonomik manevra karşısında gücünü kaybettiğini düşünmekteydiler. Meşhur ispanya çıkışı da bu dayanakların artık oluştuğu ve geri dönüşün kalmadığı inancının getirdiği güvene dayalı idi ve büyük ihtimalle bu İspanya Türban çıkışı, 5 Kasım planına göre kesintisiz olarak anayasa referandumuna kadar gidecek bir hamlenin startı idi.      

Dahası bu hamle bahsettiğim, bir ucu 76 ülkenin temsil edildiği İslam Konferansı Örgütüne, Güneydoğu planlamalarına, diğer ucu Avrupa Birliği, OECD ye ve ABD’YE dayanan iki ufuk arasındaki perspektifte oluşturulan bir Stratejinin ivmelenme rampasını oluşturuyordu. Hedef Demokratik açılım palavraları ile yeşil kuşak işbirliği ile ılımlı İslam Cumhuriyetinin ön adımları idi. Yüksek yargının çıkışı, 17. maddenin ve korkusuz Yargıçların oluşturduğu bariyer ve parti kapatma gerekçelerinin ortaya çıkması, Türkiye Cumhuriyetinin nefesini kesemediklerini göstermiş buda çark etmelerine ve sinmelerine sebep olmuştur. Sayın Özbudun un yanlışı fark etmesi ile 17. maddeyi de bir yana bırakıp aniden gündem değiştirdiler. Şu sıralarda hükümet üyelerinin bazıları ABD de Anayasa taslağının son rötuşlarını yapıyor,  bazıları da, tavizsiz beklentilerini bildiğimiz Sayın, Bakoyanni ile TC yi daha da zora sokacak, Kıbrıs ile ilgili hamlelerin içinde aile saadeti yaşıyorlar.


 

ABD’den 'Medeniyetler İttifakı'na övgü. 17 Temmuz 2005

ABD yönetimi, dünyada Müslüman ve Hıristiyan toplumlar arasında yakınlaşmaya katkı amacıyla BM çerçevesinde başlatılan "Medeniyetler İttifakı" girişimine önderlik etmelerinden dolayı Türkiye ve İspanya'yı takdir ettiğini bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean Mc Cormack, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi, Müslüman toplumlarla diyalog ve işbirliği için çerçeveyi oluşturuyor. Bu faaliyetlere katılıma verilen kapsamlı her desteği memnuniyetle karşılarız" diye konuştu.

Bu açıklamanın içinde Dünya enerji bölgeleri ve yeşil kuşak politikası var sene 2005. 

AB nin bir süredir geri planda ve nispeten sessiz durması ABD’nin ön planda olduğunu ve bir stratejiyi yürüttüğünü göstermektedir. AB’ ülkelerinin ABD ile çıkarlarının uyuşmadığı ve ABD’nin politikalarının onları uzun süredir tedirgin ettiği de ortadadır.


Bakın,Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Jacques Chirac tarafından,
Medeniyetler İttifakı toplantısı esnasında yapılan konuşma nasıl.
Barselona, 27 Kasım 2005 

Sayın; Devlet ve Hükümet Başkanları,Birinci Avrupa-Akdeniz Zirvesi öncesinde, Medeniyetler İttifakı üzerine düşünme anında bulunuyoruz. Burada, gayet gönüllü bir şekilde bulunmaktayım zira, 11 Eylül 2001 saldırılarının ertesinde UNESCO’da ifade ettiğim gibi, bu, günümüzde ele alınması gereken bir aciliyettir.

Bazıları, kültürlerin ve dinlerin çatışacağı bir medeniyetler şoku yaşanacağını öne sürüyor. Bunların konuşmaları korkularla beslenmekte, insanları, inançlarını ve geleneklerini karşı karşıya getirmek isteyenlerin tuzağına düşmeyelim. Siyasi ve ahlaki bir irade gösterelim: mantığın ve hoşgörünün iradesini.


Fransa’nın argo tabirle eski kulağı kesik olduğu için Dünyadaki oluşumların farkında olduğu kesindir. AB’ ülkelerinin ABD ile çıkarlarının uyuşmadığı ve ABD’nin Roma imparatorluğu benzeri paradoksunun onları tedirgin ettiği de ortadadır.

İnsanları, inançlarını ve geleneklerini karşı karşıya getirmek isteyenler kimler acaba. 11 Eylülden sonraki konuşmalar ortadadır.    Türkiye Cumhuriyetinin nefesini kesmek için, bizim yandaş televizyonlarda yürüttükleri, sivil ve asker vatanseverleri, şiddet yanlısı çevreler olarak, Dünya kamuoyu önünde de küçük düşürme çabası bu aşamada işe yaramayınca, esaslı bir çarkla tornistan ettiler, ama görünüşe bakılırsa bu yöntemi sürdürmekteler. Bunlar esaslı lafebeleri şu dönemdeki gerilimleri kullanarak, tepkileri Cumhurbaşkanı seçimlerindeki gibi Yargıya, kurumlara, Muhalefete ve ulusalcı çevrelere yöneltmeye çalışacakları görünümü ortaya çıkmışdır. Stratejilerinde önemli değişiklik safhasına girdikleri anlaşılmaktadır, bazı ağabeylerin tavsiyeleri var gibi. Bu strateji değişikliği, büyük ihtimalle nefesini kesemedikleri Türkiye Cumhuriyetinin nefesini kesecek çalışmaları hızlandırmak şeklinde seyredecektir.    

Yandaş televizyonlarda yürüttükleri, sivil ve asker vatanseverleri, şiddet yanlısı çevreler olarak Dünya kamuoyu önünde küçük düşürme çabası devam ediyor. Gizli ajandamı oda neymiş falan filan derken, Dengir mir in başlattığı siz paranoyaksınız atışlarının bize haksızlık yapılıyor yaygarasının yayılması ile yeni gündem yaratılacaktır. Buda büyük ihtimalle Güney Doğu ya 12.500.000.000ytl yatırım, kurulacak özel Üniversitelere Kürt enstitüsü eklenmesi ve Kuzey ırak Kürt yönetimi ile yakınlaşma şeklinde gelişecek BOP a entegrasyon hızlanacak. Talabani’nin bahsettiği Kürt gerçeğinin kabulü Kürdistan’ın gizli onayı verilecek. Bunlar Demokratikleşme ve yeni açılımlar balonuna eklenip, bu karşı devrim hareketi, Fethullah Gülen ve diğer cemaat ve iç dış beklenti odakları ile eş güdüm gerçekleşecektir.    

Toplum, Siyaset ve Ekonomi ayrılmaz bir bütündür, Toplumla birlikte oluşan Ekonomi politik yapılanma ve üretim ilişkileri Toplumsal yapıyı etkiler ve biçimlendirir. Bu açıdan bakıp yapılacak analizle, gurur duyduğumuz Milletimizin getirildiği durumun çok kritik bir aşamada olduğu görülmektedir. Halkın eğitim düzeyinin düşük olması bu karşı devrimcilerin işine yaradığı kesindir. Uzun süredir bu mağdur numaralarını izliyoruz, fakat sadece bu tek başına etkili değil. Bunun yanında eğitimsiz ve ezgin yapıdaki kişilerde, böyle Kasımpaşalı halk çocuğu kılığındaki kompradorlara karşı platonik ve klinik bir hayranlık gelişiyor ve özdeşleşme oluşuyor. Bu olgu sadece siyasilere değil İbrahim Tatlıses’in başarısı altında da aynı olgu yatıyor, hayret bir şekilde hipnoz etkisi gibi bir kusurları görmeme hali oluşuyor. Bu incelenmeye değer bir psiko sosyal bir olgudur.    

Buna bağlı olarak Anadolu’da İslami halkoyu alt yapısını hazırlama çalışmalarının seyri yerel yönetim seçimleri ile hızlandırılacak ve buda zaten alt yapısı hazırlanan, mahalle baskısının had safhada olduğu, Doğudan batıya doğru gelişecektir. Buna eşgüdüm olarak AB reformlarına yönelip, belli kesimlerin desteği hedeflenecek, AB reformlarına ve DEMOKRASİYE sarılıp Durmak yok yola devam sloganı ile halkı özgürlüğe taşıyan devrim rüzgârı ivmelendirilmeye çalışılacak, AB reformlarının dayattığı Kıbrıs vs. konulara yoğunlaşılacaktır. Bu Dünya çapındaki, Medeniyetler ittifakı, OESD vs. ilişkilerle ve faaliyetlerle yürüyecek, bağımlılıklar arttırılacak. Güney doğu meselesi, küresel Ekonomik kriz, Ermeni ve Kıbrıs sorunu ve başımıza örülecek vs. çoraplar ve artan bağımlılıklarımızla oluşacak sıkışma beklenecektir. Anayasa paketi Referandum yolu ile meşru temel oluşturma çalışmaları en önemli dayanakları olacaktır kesinlikle engellenmelidir, hatta belediye seçimleri bile bu işe yarayabilir.      

Bu yöntemlerle Türkiye, vazgeçtiği takdirde, uluslar arası baskıya maruz kalacağı, dönülmez noktalara götürülmeye çalışılacak ve dönüşüme uygun ortam kollanacaktır. En kritik oluşum ise dikkatlerden uzak gelişiyor, ABD bunların tek başına başaramayacağını anladı, onun için Natoyu kullanarak Anadoluya Asker yerleştirerek Kuzey Iraktaki Kürt yönetimine verdiği desteği bunlarada vermeyi düşünüyor. Bu büyük plan ABD nin planlarının bir parçasıdır ve bozulacağını anlayınca atak başladı, dikkat edin Usame bin ladenin ses kasedi yine piyasaya çıktı, üstelik kaset olduğu halde Usamenin görüntüleri ile birlikte veriliyor ve etkisi arttırılıyor, bu ne zaman olsa ABD bir yerlere saldırmak için meşru dayanak kazanıyor. Anayasa mahkemesi davayı sonuçlandırmadan ABD nin bu Türkiye’yi işgal ve cephenin oluşturulma safhasını tamamlaması lazım, aksi halde taraftarlar kaybedecek ve 5 Kasım planları bozulacak. ABD’nin bütün bu süreçleri garantiye alması ve hızlı olması gerekiyor.

 İzmir Urla'ya taşınan Nato üssü bir dönülmez nokta
*4000 amerikan askeri yerleşecek dönülmez nokta

*6. Filo gelecek dönülmez nokta

*Mor doğan’da başlayan havaalanı inşaatı dönülmez nokta

*Uzun Ada'nın da kullanılacağı dönülmez nokta 

Burada bitmez dahası var…

     Bu işgal projesine Sayın doğu Perinçek eskiden beri dikkat çekmeye çalışıyordu ve bu işgal projesinde sıra bize geldi ve geç kalıyoruz, Rodos, Gürcistan, Kafkasya, Bosna, Irak, Afganistan, İsrail, Arap ülkeleri, Filipinler vs. vs. Rampalarda ABD cepheleri hazırlandı. ABD burada Kuzey Afrika, Ortadoğu, Hazar bölgesi önemli ve bu bölgenin BOP kapsamında parçalanması ve RUSYA ÇİN ve KORE cephesinin açılması, Füze ve Radar rampalarının burada kurulması lazım, Dünya enerji bölgeleri için dalaşma başlayacak yoksa Amerika batıyor. ABD yi ancak böyle bir savaş kurtarır, bence bu savaşın tetiği Pakistan ve İran olacaktır ve bu aşamada esas tehlikede olan biziz.     

Belli ki Kuzey Irak operasyonundan sonra, 5 Kasımda planlanan oyun bozuldu, bu oyunu kurtarmak için atağa geçtiler. Eğer geç kalınırsa ABD kıstırması ile Anayasa mahkemesinin davayı sonuçlandırmasına bile gerek kalmaz, bundan sonraki hedef, Yüksek yargının engel olduğu noktadan başlayarak ve Yargıyı ve belli kurumlara saldırarak, Anayasa paketi Referandum yolu ile meşru temel oluşturmaya çalışıp, Devletin temel kurumlarını kavramak olacağı açıktır. Eğer bu aşamaya kadar sokağa dökülecek halk da hazırlandı ise ABD buna destek verecek, hatta pkk bu işe müdahil edilecektir ve Saddam’a yapılanın bir benzeri burada uygulanabilir, iş bu aşamaya gelmeden bu karşı devrimciler engellenmezse başımızın çok ağrıyacağı kesindir.     

Kendimizi aldatmadan bakılırsa, şiddet yanlısı nitelenen ve yıkılmaya çalışılan, açıkça ortaya çıktığı gibi aleni olarak TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nin temel kurumları, Yüksek yargı ve Siyasal Anayasal yapısıdır, yani devletin ta kendisidir. Bu çevrelerin genel tavrına bakınız, sanki Türkiye’de Faşist bir idare var ve dünyanın Demokrasi havarisi güçleri ile birlikte bu zorbaları alt edip halkı insanlığı kurtaracakmış gibi bir tavır yok mudur sizce? Bu cesareti kefene varana kadar meydan okumaları hangi desteklere dayanıyor, buda Talabani’lerin Iraktaki cesaretlerine benzemiyor mu? Bunlara açıkça sormak lazım, konuşmalarında sürekli itham ettikleri ama boşlukta bıraktıkları bu çevreler kimlerdir ve hangi kurumlardır. Bu suçlamalar ve ithamlar, Kürdistan teorisinin Türkiye’yi Sömürgeci nitelemesi ve hakaretleri ile de uyuşmuyor mu, tehlike yakın ve büyüktür.  

     TÜRKİYE CUMHURİYETİ Fethullah Güleninde içinde bulunduğu ve ABD desteğinde büyük bir komplo ile karşı karşıyadır. Bu soruların cevabını açıkça almak lazımdır, bütün bu aldatmacaları bir yana bırakırsak bu olgu aleni olarak yürütülmektedir! Bizim muhalefetin bu saldırılar karşısında Yargıyı vs. savunmayı bırakması gerekiyor, Yargıyı savunmaya ne gerek vardır, bu küstahlarda kimmiş savunma aczi getirecektir, şimdi hainlere ceza vaktidir, düşman aleni saldırıya geçmiştir. Şimdiden bu yürütmenin hemen durdurulması bunların yeni imzalar atmasının engellemesi gerekmektedir. Ayrıca sivri dilli ölüm tehdidi ima edenlerin Tehditleri Suç değimlidir ki hala konuşmaktadır? Bunlar vatan hainidir ve Devlet millet adına yetkin olmaları sakıncalıdır. Üslubumdan dolayı özür dileyerek, teşhis ve kaygılarımı paylaşıma sunuyorum.

 

Saygılarımla


feed1 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.
Tolga Bilge
24 Mart 2008 00:01 27
Başarı Göstergesi: +2

You -tube sitesini Atatürke hakaret içeren filmler olduğu için değil Fetullahın hristiyan misyoneri olduğunu belgeyen filmlerden dolayı Türklere kapattılar...
Esas amaç Fetullah gerçeklerini Türklerin bilmemesini sağlamak. Buradada Atatürkü kullandılar ya helal olsun.

Rapor Et
Başarısız
Başarılı

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 

  :: ROJ TV YASAĞI DERHAL KALDIRILSIN, AKSİ TAKTİRDE...   :: ÖSS'ye giren adaylar, dikkat !   :: En büyük 10 şirketin 5'i Koç'un   :: Kart ücretinde kötü sürpriz   :: Japonya'da deprem   :: "Sahte çürük raporu" davasında görevsizlik kararı!!!   :: AVEA, 36 bin kişinin aboneliğini iptal etti   :: Kato ve Cudi'de sıcak çatışma   :: Bel ve boyun ağrısından kurtaracak yazılım   :: Klima, enfeksiyonları tetikliyor   :: PKK'da iç hesaplaşma   :: İş garantili meslekler   :: Apple'dan beklenmeyen kar   :: Obama'dan Filistin-İsrail barışı sözü   :: Almanya artık vatandaşlık sınavı yapacak   :: KEY'de ödemeler 28 temmuzda başlıyor   :: FT: ''Türkiye seçime gidebilir''   :: Tüpraş yine en büyük   :: Almanya yangın dosyasını kapattı   :: "Venezuela-Rusya arasında askeri işbirliği ilerliyor"   :: Karadziç, Miloseviç gibi savunmasını kendi yapacak   :: "Aranan siyasi yapıyı oluşturmaya karar verdim"   :: Denktaş'tan Ergenekon Mesajı   :: İstanbul'un yeni vapuru suya indi   :: Gül'den elenen rektör açıklaması!!!   :: Dink komisyonu raporunu açıkladı...   :: Türk Tuborg İsrailliler'e satıldı   :: Ergenekon'da son dalga   :: Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu görevinden alındı   :: Türk hacker güvenlik devini devirdi

       
 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: