|
 pkknın yerel seçimlere hazırlandığını yazdık, dedik ki “Çete hem kontrol ettiği hem de şu anda AK Parti’nin elinde olan belediye yönetimlerini mutlaka yeniden ele geçirmek istiyor!.. Eğer bölgenin yerel yönetimi blok olarak malum siyasi yapı karafından ele geçirilirse, uluslararası platformda ortaya çıkılacak ve o ‘hesap’ tezgaha konulacaktır...”
Hesap, bölgeyi Türkiye’den koparmak!.. Eldeki en büyük koz da ikiz yasalar... Bu “Hesabın” artık ayyuka çıktığı da bellidir, yapılan hesabın devlettarafından tespit edildiği de... Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın şu “Uyarılarını” tekrar hatırlayalım... “Oyun şudur: Ancak son aylarda bazı yerlerde Kürt konferansları düzenliyorlar. Onların sonuç bildirilerine dikkatli olarak baktığınız zaman perdeyi açacak aktörlerin, kimler olduğunu da çok iyi anlarsınız. pkkyı, başka bir kimliğe dönüştürmek mümkün müdür? Soru budur. Hangi kimliğe dönüştürelim bu mücadeleyi? İNSAN HAKLARI VE AZINLIKLARA indirelim, siyasi platforma taşıyalım...” İlginçtir, Komutan’ın sözünü ettiği Kürt konferanslarında öyle tipler assolistlik yapıyor ki, bu durum bir çok teslimiyetçiliği işbirliğini ortaya koyuyor... Ancak, söz konusu işbirlikçiler ihaneti gizleme gereği bile duyumuyorlar ve aleni faaliyet gösteriyorlar... Cüretleri zaman zaman pkknın sivil sahaya sürdüğü kendi elemanlarının bile önüne geçiyor... Bu kimlikleri, yabancının “Yeni Sevr” temelinde hareket eden fonları, onların uzantısı halindeki, adı üniversite olan “Truva atları” çerçevesinde oralardan gelen kimliklerle de faaliyet halindeler... Ve tabi malum matbuattalar!.. 301 ve 305 kalkınca çok rahatlayacaklar, malum 305 de önemli!.. Bu madde, yabancıdan ihanet için avanta para almayı suç sayıyor... Meseleyi uzatmadan ana konuda kalalım... pkknın bir yerel seçim zaferi ile atacağı adımlara!..
Yani bölgede perçinlenmiş egemenlikle atılacak “Kopma” adımlarına!.. Aslında bu niyet de gizlenmemektedir... Bir süre önce abdullah öcalan telaffuz etti, ardından DTP’liler... İşte telaffuz edilen sözcük... “Kürtler ayrılmayı tartışabilir.” Görüleceği gibi gayet açık seçik... Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın altını çizdiği konferanslardan biri geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirildi. Türkiye Barış Meclisi, Ankara’da “Yeni Anayasa Sürecinde Demokratikleşme ve Kürt Sorunu” adıyla bir konferans düzenledi. Ahmet Türk’ün hükümete seslenerek, “Eğer özgürlükçü mantığa sahipseniz gelin demokratik, özgür bir anayasa için konsensüs oluşturalım” mesajları doğrultusunda... Orada da Aysel Tuğluk da şöyle dedi... Başbakan Erdoğan’ın Kürt sorununa yaklaşımını eleştirerek! “Biz böyle kardeşlik istemiyoruz. Kürtler federasyonu da, ayrılmayı da tartışabilir. Cumhuriyet’ten bu yana Kürt kimliği üzerindeki inkâr yeni anayasa ile ortadan kaldırılacak mı, yoksa ulus devlet anlayışı içerisinde bu inkâr politikaları devam mı edecek? Bu soruya verilecek yanıt Kürt sorununun, bu hareketin yönünü belirleyecektir...Başbakan ‘Canımdır, kardeşimdir’ diyor. ‘Tek millet tek dil anlayışı’ ile Başbakan’ın ‘Kardeşlik’ anlayışı arasında fark yoktur. Biz böyle bir kardeşlik istemiyoruz... Kürtler federasyonu da, ayrılmayı da tartışabilir, bu da en doğal haklarıdır...” Hatip Dicle’nin seslendirdiği “Bayrak ve resmi dil tüm Türkiye için geçerli olmakla birlikte her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleriyle demokratik öz yönetiminin oluşturulmasını öngörür...” sözlerini yorumlayınız... Ankara’daki konferansın “Yeni Anayasa Sürecinde Demokratikleşme ve Kürt Sorunu” başlığını hatırlatarak Ahmet Türk, hükümete “Eğer özgürlükçü mantığa sahipseniz gelin demokratik, özgür bir anayasa için konsensüs oluşturalım” mesajını da... Bir de konferansın yıldızlarından bir malum profesörün “Sadece bir topluluğun varlığını iddia etmek, kimlikle ilgili bir tespitte bulunmak bile kin ve düşmanlığa tahrik olarak yorumlanmaktadır...” türündeki engin görüşlerini de aktaralım!.. Yani gerekçeler hazır!.. Bir de yerel seçimlerle bölgedeki egemenliklerini perçinlerlerse yapacaklarıda!.. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin “Tek vatan, tek bayrak, tek millet” prensibine dudak büküyorlar!.. “Ne demekmiş o” diyorlar...
|