|
Barboros (Barosso’yu çok bizden gördüğüm için bu ismi taktım), TBMM’de “milletin vekillerine” hitap ediyor, anlatıyor, anlatıyor...
En komiği, iki cümleden biri “Türkiye’nin AB süreci”... Gerçekten çok komik! Hangi süreç! Her neyse benim gibi “garibe mi” kaldı, koca “Barboros’u” eleştirmek, Türk milletinin vekilleri de “alkışladığına” göre herhelde vardır bir bildikleri! Onlar biliyor ama ben de “en azından” görüyorum; Türkiye’nin üstünde gittiği bir yol yok! Tek yol; taviz! Onlar “alkışlayadursunlar, Barboros’un elini” sıkmak için sıraya girsinler hatta “ekselansları” diye başlayan “İngilizce cümleler” kursunlar, biz de “bildiğimizi” yazalım. İşte özet olarak Avrupa ile geldiğimiz nokta... * AB ile müzakerelerde “tarama süreci ve müzakere süreci” kamuoyunda birbirine karıştı ve “hâlâ müzakere edilmiş” Türkiye’nin AB standartlarına uyduğuna dair “onaylanmış” tek bir başlık dahi yok... * Son alınan resmi kararla “başlayamayan müzakereler” askıya alındı. Askıya alınan başlıklar “malların serbest dolaşımı, taşımacılık, gümrük birliği, tarım, balıkçılık, dış ilişkiler, mali hizmetler ve iş kurma hakkı.” * Başlıkların çok büyük önemi var. Bu başlıkları çıkardığınızda “tam üyelik süreci” Chirac’ın “ortaya attığı” imtiyazlı üyelik sürecine dönüşüyor. Veya Sarkozy’nin “bizi ittiği” yeni “açılıma”. * Alınan son kararlarda çok önemli bir detay daha var; “Hangi başlık açılırsa açılsın, Türkler Rum tarafını Kıbrıs olarak tescil etmezse, o başlık kapanmaz.” * AB aynı kararla “Türkiye’nin limanlarını açıp açmayacağına dair” gözlem süresi koydu ve 2007, 2008, 2009’da “rapor yazılacağını” belirtti. Bunun anlamı çok açık. Üç yıllık bir süre için an azından “ilerleme” yok. * Sarkozy ve Merkel, “Türkiye’nin AB üyelik sürecinin” imtiyazlı ortaklık şeklinde olabileceği konusunda anlaştı. Merkel, bu anlaşmayı “partisinin yazılı sözü” yaptı. Bu noktada soralım; hani “win-win” vardı, hani herkes kazanacaktı! Benim gördüğüm kazanan “bir taraf” ve süreçten dışlanan bir “diğer taraf” var! Sonuç 1: Resmi olmayan sözler ile “halklar” uyutulmaya çalışılsa bile “resmi belgeleri incelediğimde” karşıma Türk halkından saklanan gerçek çıkıyor; Türkiye için “tam üyelik ve katılım” süreci “bitti”... Bazıları “Hayır” dese bile gerçek bu... Sonuç 2: Diyelim bitmedi, zorla devam edecek. Size küçük bir detay vereyim; “müzakerenin ilerlemesi”, Türkiye’nin Rumları “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tescil edip, tanımasına bağlandı. Türkiye’nin 60 yıllık Avrupa serüveni “Rumlar’ın tanınmasına” endekslendi ve politik anlamda “tarihin en ağır yenilgilerinden” birini aldı. Rumlar insaf etmezse “ilerleme yok!” Son söz: “Avrupa projesi” diye bir şey yok. Bana inanıyorsanız, size şerefimle bütün resmi belgeleri incelemiş biri olarak söylüyorum; Avrupa, Türkiye ile, bu gerçeği bilen siyasetçi-yazar-enteller de Türk halkı ile dalga geçiyor... Barboros “tipi” adamları ile de; “Sömürgelerim olsaydı” denemesi yapıyor! Haksız değiller, Barboros’un “burada gördüğü” tutum ancak ve ancak kendisine “bir sömürgede” gösterilebilirdi! Not: Bu “şahıs” için “Barboros” adını kullandığım için, tarihe geçmiş “büyüklerimizden” ve ismi Barboros olan herkesten “rencide etmiş” olabileceğim için özür dilerim!
|