Başsavcılığın itirazında, "Sanığın (Gülen'in) liderliğini yaptığı ve varlığı sübuta eren örgütün TMK'de tanımlanan şekilde terörü yöntem olarak benimsediğine ve bir terör örgütü olduğuna dair delil bulunmadığı, silahlı eylemlerinin de tespit edilemediği'' anlatıldı. "Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak'' suçunun, esasen ''hazırlık hareketi'' olduğuna işaret edilen itirazda şu değerlendirme yapıldı: "Yasa koyucu hazırlık hareketlerini amaçlanan suçu önlemek için cezalandırmaktadır. Suç, soyut tehlike suçudur. Suç işlemek için teşekkülün oluşturulması yeterli olup amaçlanan suç ya da suçların işlenip işlenmemesi önemli değildir. Teşekkülün oluşturulması ile suç tamamlanmış olur. Teşekkül mensuplarının suç işlemek için anlaşmış olmaları yeterlidir. Yasa koyucunun amacı, basit bir birleşme olmayıp kamu için tehlike yaratacak birleşmeyi cezalandırmaktır.''
İtirazda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, bu yöndeki kararlarından da örnekler verildi. Başsavcılığın itirazında, "Fethullah Gülen'in kurucusu ve lideri olduğu örgütün eylemleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin, 'toplanma ve örgütlenme özgürlüğü' nü içeren 11. maddesi kapsamında'' da değerlendirildi.
'Düzeni yıkmak istiyor'
Kapatılan Refah Partisi'nin başvurusu hakkındaki AİHM'nin 13 Şubat 2003 tarihli nihai kararından da alıntı yapılan itirazda, AİHM'nin oybirliğiyle AİHS'nin 11. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna vardığı anımsatıldı.
"Şeriat düzeni getirmek amacının, Avrupa kamu düzenine aykırı olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 4. maddesine göre de aykırı olduğu'' vurgulanan itirazda şöyle denildi: "Gülen örgütlenmesinin nihai amacı göz önüne alındığında, dosyada toplanan delillerle sabit olan 'Işık Evleri' tabir edilen yerlerde toplantılar yapmaları, buralarda çeşitli örgütsel faaliyetlerde bulunmaları, ülke genelinde ve yurtdışında örgütlenmeleri ve faaliyetleri sözleşmenin 11. maddesi (toplanma ve örgütlenme özgürlüğü) kapsamında değerlendirilemez, insan hakları, demokrasiyle bağdaşmaz ve hukuktan himaye talep edemez.''
Başsavcılığın itirazında şu değerlendirmeler yapıldı: "Laik düzeni yıkmak amacıyla örgüt oluşturan ve yöneten sanığın eyleminin 765 sayılı TCK'nin 313/2-4. maddesi unsurları itibarıyla tartışılıp değerlendirildiğinde cürüm işlemek için teşekkül meydana getirilmesi suçunda aranan delillerin yeterli ve kesin olduğu görülmüştür. Sanık Fethullah Gülen'in ülke içinde oluşturup daha sonra ülke dışında organize edip yönettiği örgütün, Türkiye'de mevcut anayasal düzeni değiştirmek ve laiklik ilkesini de kaldırarak yerine şeriat esaslarına dayalı devlet kurmak amacında olduğu, aşamaları, tebliğ, cemaat ve cihat temelinde, yurtiçinde ve dışında dershane, okul, üniversite, yurt, hazırlık kursları ve kurduğu şirketler aracılığıyla eğitimli bir kadro ve ekonomik bir güç oluşturarak yönetimde teşkilatlanmayı, devlet idaresini ele geçirmeyi hedeflediği, sanık Fethullah Gülen'in yurtdışına çıktığı 21 Mart 1999 tarihinden sonra da aynı amaç doğrultusunda faaliyetlerini sürdürdüğü, teşekkülün varlığını koruduğu sonucuna varılmıştır.''
Sanığın eylemlerinin bir bütün olarak, 765 sayılı TCK'nin 313. ve 5237 sayılı TCK'nin 220. maddesinde yazılı suçu oluşturduğu ve ''cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek ve bu teşekkülü yönetmek'' suçunun tüm unsurları ile oluştuğu ifade edilen itirazda, maddelerde öngörülen ceza itibarıyla lehe hükmün 765 sayılı TCK'nin 313/2-4. maddesi olduğu kaydedildi.
'Şeriat esaslı devlet kurmak istiyorlar'
İtirazda, "Sanık ve oluşturduğu teşekkülün nihai amacı, yazılarında ve konuşmalarında da belirtildiği üzere cebir ve şiddet de kullanmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilga (anayasal düzeni değiştirmek, anayasanın ihlali) ile şeriat esaslarına dayalı bir devlet kurmaktır. Sanık Fethullah Gülen, suça konu örgütün kurucusu ve lideridir. Sanığın kurduğu örgütte, sürekliliğin varlığı ile üye sayısının yasada belirtilenin (üç kişi) çok üzerinde olduğunda kuşku yoktur'' denildi.
İtirazda, suç tarihinin temadinin son bulduğu iddianamenin hazırlandığı 31 Ağustos 2000 olduğu, bu tarih itibarıyla davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi gerektiği vurgulandı.
İtirazın sonuç bölümünde, 9. Ceza Dairesi'nin 5 Mart 2008 tarihli onama kararının kaldırılarak Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraata ilişkin 5 Mayıs 2006 günlü hükmünün bozulması istendi. Bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'na göre düzeltilmesinin mümkün olduğuna işaret edilen itirazda, zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesi istendi.
Başsavcılığın itirazını Yargıtay Ceza Genel Kurulu karara bağlayacak. Kurulun başsavcının görüşü doğrultusunda karar vermesi durumunda Gülen'in teşekkül kurup yönettiği ve şeriat esasına dayalı devlet kurma amacında olduğu kesinleşecek, ancak zamanaşımı nedeniyle Gülen hüküm giymeyecek.
09 Nisan 2008 20:20 18
Başarı Göstergesi: +0