|
Uzun süredir uyguladıkları planları gereği, pkk ve CIA tarafından Marksist örgütler kurulduğundan emin olun. Üniversitelerde bu eylemler başlatıldı ve sağ sol çatışması görüntüsü veriliyor. Bu yolla Ekonomik ve Psikolojik sıkıntılar içinde ve tepkili Türk gençlerinide kaydederek kendi devletine kırdırmaları ve üniversitelerde sağ, sol çatışmaları, yaratmaları olasıdır diye uzun süredir, uyarıyorum, hala sağırlar duymuyor, bir iki ses yükselmeye başladı, artık duyarlar inşallah.
pkk ve CIA tarafından Marksist örgütler kurulduğundan emin olun!
Yani bu örgütlerle elin taşıyla elin kuşunu vurabilirler, bilindiği gibi bu kışkırtma ve parçalama için çok kullandıkları bir yöntemdir, tabi diğer Etnik ve Mezhep ayrılıklarını da unutmamak lazımdır. Camilere, türbelere bomba atılabilir kahvehaneler taranabilir, malum teknikler uygulamaya konulabilir. Bildiğiniz gibi El kaide ve Taliban da afganlı ve afganlılara karşı kurulan bir örgüttür, Emperyalistler bizde daha fazla etnik imkana sahipler. Bu amacı güdenler, ile ilk önce bu bombalama ve kışkırtmalarla anarşi yaratır halkı sindirir kamplara böler, sonra Aydınlara önemli Devlet adamlarına Kurumlara yönelir ve giderek kalkışmayı hedefler, Türk Milleti bu üçkâğıtlara karşı çok uyanık olmak zorundadır. Kimilerine Komplo teorisi gibi gelebilir, paronaya diyenlerde çıkabilir tabi. Uzun süredir uyarıyorum, niye kimse ilgilenmiyor? Memleketin baş konusu tek tehlike Ergenekon çünkü, peki pkk ve bu konularda niye hala tıs yok... Üstelik Emperyalistlerin Türkiye faaliyetleri için, pkk hatta Barzani cephesi gibi gönüllü bir ordu varken, tehlike bu kadar büyükken niye birileri dikkatlerimizi dağıtıyor? Kim kimden yanadır, bu durumda bile birileri toz pembe bir dünya sunuyor bize, nasıl olur böyle bir şey, söylesen bir türlü söylemesen bir türlü, nasıl bir şeydir bu? Genç nesillere seslenmek istiyorum, tepkilerini legal örgütlenme içersinde mücadele ederek göstersinler. Dikkat edin Türkiye’de DHKP-C ve DEVYOL gibi SOL örgütlerden bahsediliyor, neymiş solmuş, bir bakın şu duruma pkknın da Marksist çıkışlı olduğu söylenir ve bu örgütler Ermenilerle de pkk ile de beraber hareket ediyor. Bu arada aynı örgütler ABD ve AB ülkelerinden destek alıyor, aynı İslam olup ABD ile iç içe olan El Kaide gibi, hangi eylemleri halkın lehine oldu ki bunların, bazı militanı olan gençlere kendini yaktırmaktan ve sabacıların kardeşini vurmaktan başka ne yapılmış. İllegal bir örgütün, ister sol ya da sağ olsun, kimler tarafından kurulduğunu veya hangi güçler tarafından kullanılıp yönlendirdiğini, kim nerden bilebilir ve emin olabilir ki, üstelik çıkarlar için bu kadar dolabın döndüğü dünyada. Vatana ya da insanlığa hizmet ettiğini zannederken, kendini alakasız birilerine hizmet ederken veya kardeş kardeşi kırarken bulabilir insan. Yasal örgütlü toplum modeli esastır, mücadele eğer önlerinde engel varsa, mücadele bu engeli kaldıracak kanunların çıkması veya engelse kaldırılması yönünde, palavradan arınmış İnsan merkezli ve yasal çerçevede sağlam ilkelere bağlı olmalıdır. Son pişmanlık bir şeye yaramayacağı için, her şeyi baştan ve sağlam hesaplamakta fayda vardır. Vatansever gençler bu oluşumlara karşı durmak için, ilk başta bu olayları yazıp rapor haline getirin ve Kadrolardan şüphe duymadan, Valiliğe, Emniyet genel müdürlüğüne Genelkurmaya rapor edin. Yani sırtınızı hukuki yapıya dolayısı ile Devletinize dayayın, açık seçik bir mücadele hileleri bozacak kim kimdir ortaya çıkacaktır. Hakkın hukukun insanlık değerleri ve kardeşliği boyutunda sağcılık solculuk lafları boştur, genel düstur sevgi ve barış zinciri kapsamında el ele verebilmektir, bilirsiniz bu çizgide kötüler saklanamaz. İzmir orla Nato üssü, Katılım müzakereleri çerçevesi taslakları vs. konusunda da zaman aleyhimize işlemektedir. Önceden yazdım bir daha yazacağım çünkü bunun unutulmamasını istiyorum, Emperyalistler eğer bir bölgede halkların özgürlüğünden bahsediyor, demokrasi getirmeye çalışıyorsa, o bölgede çıkarları var ve o bölgeye diş geçiremiyorlar demektir, bu durumda her türlü kalkışma onlardan destek görür. Eğer bir bölge onların egemenlik alanında ise ve biat etmişse o bölgede her türlü kalkışma terör kapsamındadır. Dünya kamuoyunun bu mesajları nasıl algıladığını iyi anlamak gerekmektedir. İzmir orla Nato üssü konusunda İzmirlileri duyarlı olmaya, bu konuda öncü ve takipçi olmaya davet ediyorum! Uzun süredir, AB reformlarına meraklı çevreler bu oluşumları yok sayıp, memlekette sadece Ergenekon meselesi varmış gibi bütün gücüyle ona yoğunlaşıyor. Çünkü yürüttükleri, sivil ve asker vatanseverleri, şiddet yanlısı olarak, Dünya kamuoyu önünde de küçük düşürme çabasını canlandıracak tek araç budur. Bir süredir pkkyı ağzına almayıp, 1 Mayısa kadar, Ergenekon olay çıkaracak diye anons eden ve her yere yayan birileri var, pkk niye yok onlar yapmazmı bu işi, çok mu severler 1 Mayısı. Büyük ihtimalle, 1 Mayısta başka birileri provokasyon olay çıkarabilir ve çeteler yaptı deyip, Emniyeti harekete geçirerek işine gelmeyen Ergenekon’a alakasız muhalif birilerini paketleyebilir; gibi bir şüphe oluşuyor bende. Yani 1 Mayısı birileri; Ergenekon silahını canlandırmak, muhaliflerini dağıtmak ve sivil ve asker vatanseverleri, şiddet yanlısı olarak göstererek sindirmek amacına yönelik kullanabilir. Hafıza ve gündem tazelemek için bir daha söylüyorum, bundan sonraki dönemde mağduru oynayarak, Parti kapatmayı zorlaştıran kanunlar ıkınması ve geçmişin pisliğini temizliyoruz numarası ile beslenen Demokrasi havarisi imajı yaratılacak. Kapatma davasında rapor yazıcı eliyle zaman kazanılacak, Belediye seçimleri ve Anayasa paketi Referandumu ve Domokrasi hamleleri yolu ile meşru temel oluşturma çalışmalarına ağırlık verilecek, bu da en önemli dayanakları olacaktır. Giderek AB reformlarına yönelip, belli kesimlerin desteği hedeflenecek, AB reformlarına ve DEMOKRASİYE sarılıp Durmak yok yola devam sloganı ile halkı özgürlüğe taşıyan devrim rüzgârı ivmelendirilmeye çalışılacak, AB reformlarının dayattığı, azınlık hakları, Kıbrıs vs. konulara yoğunlaşılacaktır. Bunlar Dünya çapındaki, ilişkilerle ve faaliyetlerle yürüyecek, bağımlılıklar artacaktır. Güney doğu meselesi, küresel Ekonomik kriz ve Gıda sorunu, Ermeni, Süryani ve Kıbrıs sorunu ve başımıza örülecek vs. çoraplar ve artan bağımlılıklarımızla oluşacak sıkışma kendileri için güvence oluşturacaktır,
bu bir çıkmaz sokaktır fakat muhalefetin ağırlığı rahatsız edicidir. Önümüzdeki dönemin en önemli meseleleri Fener Rum Ekümenik, ruhban meselesi, azınlıklar ve Ermeni talepleri, Süryani ve Kürdistan meselesi sınır anlaşmazlıkları ve Kıbrıs sorunudur. Bu konularda, AB ve ABD faaliyette ve tetikte bekliyor, bizi bunlar ve bunların uzantıları ile didikleyeceklerinden emin olunuz. Burada önemli olan hangi kesimin ve iddiaların AB ve ABD tarafından meşru kılınacağıdır. Bu konularda Siyasilerimiz tarafından verilecek daha ileri tavizler bizi çok zora hatta dönülmez yollara sokar. Şu sıralarda güney doğu kuzey ırak ve dış politikalarımıza dikkat ediniz ve ne yöne gidildiğini siz söyleyiniz. Bu konuları daha sonra açacağım. Türkiye Cumhuriyeti'nin nefesini kesmek için, bizim yandaş televizyonlarda yürüttükleri, sivil ve asker vatanseverleri, şiddet yanlısı olarak, Dünya kamuoyu önünde de küçük düşürme çabası işe yaramayınca, esaslı bir çarkla tornistan ettiler, ama görünüşe bakılırsa bu yöntemi el altından sürdürmekteler. Bunlar şu dönemdeki gerilimleri kullanarak, tepkileri Yargıya, kurumlara, Muhalefete ve ulusalcı çevrelere yöneltmeyi sürdüreceklerdir. Stratejilerinde önemli güncelleme safhasına girdikleri anlaşılmaktadır, bazı ağabeylerin tavsiyeleri de var gibi. Bu strateji değişikliği, büyük ihtimalle nefesini kesemedikleri Türkiye Cumhuriyeti'nin nefesini kesecek çalışmaları hızlandırmak şeklinde seyredecektir. Yandaş televizyonlarda yürüttükleri, bu çaba yani sivil ve asker vatanseverleri, şiddet yanlısı çevreler olarak Dünya kamuoyu önünde küçük düşürme çabası devam ediyor. Ortamı sakinleştirdiler, yarattıkları çatışmaları unutturmaya çalışıyorlar, şimdi gizli ajandamı oda neymiş falan filan derken, siz paranoyaksınız atışları ve bize haksızlık yapılıyor yaygarasının yayılması ile yeni gündem yaratılacaktır. Dış borç kaynağı ile ekonomik atılım sarmalı yaratıp güçlenecek, destek istedikleri Kobilere teşvikler gündeme gelecektir. Buna paralel, büyük ihtimalle Güney Doğu ya 12.500.000.000 Ytl yatırım, kurulacak özel Üniversitelere, Kürt enstitüsü eklenmesi ve Kuzey ırak Kürt yönetimi ile yakınlaşma şeklinde gelişecek ve BOP a bütünleşme hızlandırılacaktır. Talabani’nin bahsettiği Kürt gerçeğinin kabulü Kürdistan’ın gizli onayı verilerek bu kesimlerin desteği alınacaktır. Bunlar Demokratikleşme ve yeni açılımlar balonuna eklenip, bu karşı devrim hareketi, Fethullah Gülen ve diğer cemaat ve iç dış beklenti odakları ile eş güdüm sürdürülmeye çalışılacaktır. Emperyalistlerde herhalde kendi planları doğrultusunda amaçlarına ulaşmak için ağır ağır yürüttükleri stratejileri hızlandırmak ve son darbeyi vurmak için gereken zamanı tetikte beklemektedirler sanırım... Saygılarımla

|
03 Mayıs 2008 16:25 38
Başarı Göstergesi: +1