Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
16
Haziran
2008
Anasayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Yiğit BULUT arrow İktidar da muhalefet de sistem de 'karar eşiğine' yaklaşıyor
İktidar da muhalefet de sistem de 'karar eşiğine' yaklaşıyor Yazdır E-posta
Yiğit BULUT   
Pazartesi, 14 Nisan 2008

Yiğit BULUTTürkiye nereye gidiyor? Kapatma davası sonuçlanınca neler olacak? Ekonomi nasıl etkilenecek?

Siyasetimizde neler yaşanacak? Bütün bu sorulara cevap arıyorsanız, size katılmak ve sadece içimden gelen bir hikayeyi “hatırladığım” kadarıyla paylaşmak istiyorum.

Hikayenin özü “karar” üzerine odaklanmış... İşte hikayemiz;

“...Köyün birinde yaşlı bir adam varmış. Çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış. Adamın öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki; kral at için adama bir hazine teklif etmesine rağmen atı bir türlü alamazmış. Yaşlı adam krala ‘Bu at, sadece bir at değil, benim için bir dost, insan dostunu satar mı?’ dermiş. Günler gelip geçerken, bir sabah kalkmışlar ki; at yok. Bütün köy, ihtiyarın başına toplanmış, ‘Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın, şimdi ise ne paran var ne de atın’ demişler. İhtiyar, ‘Karar vermek için acele etmeyin’, sadece ‘At kayıp’ deyin demiş ve eklemiş ‘Çünkü gerçek bu. Gerisi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar, atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Bu olay bir başlangıç, arkasının nasıl geleceğini bugünden kimse bilemez.’

Köylüler ihtiyar adama kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş. Meğer at çalınmamış, dağlara gitmiş ve dönerken 12 vahşi atı da peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp, ihtiyardan özür dilemişler ve ‘Sen haklı çıktın, atın kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir şans oldu’ demişler. ‘Karar vermek için gene acele ediyorsunuz’ demiş ihtiyar. ‘Sadece atın geri döndüğünü’ söyleyin. Bilinen gerçek bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Köylüler bu defa ihtiyarla açıktan dalga geçmemişler ama, içlerinden ‘Bu herif sahiden gerzek’ diye geçirmişler.

Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve bacağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara ve ‘Bu kez haksız çıktın, bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın’ demişler. İhtiyar, ‘Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz’ diye cevap vermiş ve eklemiş ‘O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu... Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını size asla bildirilmez...’

Birkaç hafta sonra, düşman büyük bir ordu ile saldırmış. Kral, eli silah tutan bütün gençleri askere almış ve görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışındaki bütün gençleri götürmüşler. Savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle olacağını herkes biliyormuş. Köylüler, bir kez daha ihtiyara gelmişler ve ‘Yine haklı olduğun kanıtlandı’ demişler ‘Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer.’ ‘Siz erken karar vermeye devam edin’ demiş, ihtiyar ve eklemiş; ‘Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısıyla gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken,başkası açılır...”

Sonuç: Taraflar karar verecek ve yolumuz şekillenecek. Ama sonuç her konuda ne olursa olsun gerçek değişmeyecek; bir kapı kapanır başkası açılır; devinim sonsuzdur...


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 

  :: "İhtimal bazı kafalar kesilecektir"   :: Kapatma davası değil, İran operasyonu   :: Uzlaşma   :: Batı Neden Dinci Oldu?   :: Eşik Aşma   :: Başbuğ'a "Büyükanıt Süreci" mi Uygulanıyor?   :: Orgeneral Başbuğ neden hedef tahtalarında?   :: Harikasınız Çocuklar   :: Cep telefonuna karşı uyarı   :: Karpuz fiyatları yerle bir   :: İkinci El Otomobil Piyasasında Durgunluk   :: Yarsav Başkanı:'Yargı Organlarına Saldırı Var'   :: 'Mesaisini Ankara için harcasın!'   :: Cemaatin karanlık planları   :: Siyaset oyunu   :: Şener AKP'de nasıl durabildi?   :: Sopayla icra edilen kanuna ne denir?   :: AKP Birliklerinin Toplu Saldırısı   :: İki Kişi   :: Amastris'in Gözyaşları   :: AKP'nin Alevi Açılımı Ve Çamuroğlu   :: Budur   :: Atatürk çok kırılmıştır   :: SON REPLİKLERİ BİZ SÖYLEYECEĞİZ!   :: DTP'Lİ BİRİ ÇIKIP DA DESE Kİ   :: ÖNCELİKLİ OLARAK ÇOCUKLARINIZI DAĞA GÖNDERMESENİZ   :: İnişler ve Çıkışlar   :: Olaylar ve Olasılıklar   :: Futbolun iyi yanı   :: Tren gelir hoş gelir

Kapatma davası değil, İran operasyonu

Başlığa sığmayan cümleyi tekrar yazarak başlayalım; “Türkiye’de siyasetin nasıl şekilleneceğini kapatma davası değil, Amerika’nın İran operasyonu belirleyecek...”

Diğer Yazıları
 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: