|
Kapatma davası açıldığından beri bakıyorum birilerine bir haller oluyor.
Bugüne kadar her türlü hizmetlerini esirgemedikleri “siyasi otoriteyi”, şimdi tanımaz olma yoluna girdiler. Alkışlar yavaş yavaş eleştiriye, dostluklar “sırt dönmeye” dönüşmeye başladı. Hatta ilginç cümleler de kurulur oldu; “Bunlar da yapılmaz ki!” Haklısınız, bunlar da hatta başta sizlerin yaptıkları da yapılmaz ki! Sevgili dostlar, ilk gününden 2007 sonuna kadar, “var olan siyasi otoriteye”, her alanda destek olan, türban düzenlemesi ile “Ne oluyor” diyen ve “açılan kapatma davası” ile “Ama bunlar da yapılmazdı” diyen bazı basın mensuplarına, akademisyenlere, kamuoyu oluşturucularına bir çift lafım var: Bunlar Avrupa Birliği yalanına “Kendi amaçları için sarılıyorlar” dediğimizde “Hedef Avrupa” diyerek ellerini güçlendiren, olmayan Avrupa projesini destekleyip-pazarlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin temeline su katılmasına destek olan, karşılıksız bir şekilde Kıbrıs’ın elimizden gitmesini destekleyen, IMF’nin Türk halkını soymasına “çıpa” diyerek icazet veren ve en önemlisi siyasi otoritenin “gölge oyunlarına” alet olan sizler değil miydiniz? Bu cümlem bütün köşe yazarlarına değil! Kime olduğunu “kendileri” anlar. Şimdi ne oldu? Ne çabuk uyandınız! Ne çabuk saf değiştirdiniz! Sevgili dostlar, yukarıda tarif ettiğim “sınıfa girenlerin” , “şimdi gelinen noktayı” eleştirmeye hiç ama hiç hakları yok. Avrupa diye bir projemi vardı ki; Avrupa’nın Türkiye’ye dayattığı “etnik bölünme” dahil her türlü isteği “Hedef tam üyelik” diye desteklediler! Avrupa diye bir projemi vardı ki; Kıbrıs’ın “hiçbir karşılık almadan, elimizden gitmesine” alkış tuttular! Türk halkının yararına bir detay mı vardı ki; IMF’nin Türkiye’yi soymasına “çıpa” diyerek el çırptılar! Ekonomik program diye bir “plan mı” vardı ki; sıcak paranın “Kemal Derviş” ile “yaptığı” dizayna “Ne program ama” diye tempo tuttular! Daha onlarca yüzlerce “örnek” sayarım! Ey basınımızın bazı “köşe babaları”, eğer bir “hata” varsa; sizler en az “var olan siyasi otorite” kadar suçlusunuz! Hatta daha da suçlusunuz; zamanında “yapıcı şekilde” eleştirseydiniz, dostça “Bu olmaz” diye “tavır koysaydınız” bu hale gelmezdik. Geldiğimiz noktaya bakın; açılmış bir kapatılma davası ve “çözümsüzlük”. Şimdi hiç “çırpınıp, bağırıp, çağırıp” şov yapmayın! Destek olduğunuz “her olmayan ve pazarlanan proje altında” gizlenen amaçlar şimdi “ortaya döküldü” ve sizler de “var olan siyasi otorite kadar” hatta onları yanlış yönde “gaza getirdiğiniz” için daha fazla suçlusunuz! Sonuç: Bu noktada “ilk günden beri” bu gidişe karşı duran, Avrupa projesi, IMF ile anlaşma, sıcak para akışı gibi her türlü “kan emici” dinamiğe karşı savaşan bütün basın mensupları, kapıdaki görevliden, genel yayın yönetmenine kadar, lütfen bu tespitlerimden alınmasınlar ve bir vatandaş olarak “duruşlarına” takdir ve teşekkürlerimi kabul etsinler... Son söz: İnsanları “düşmanları” değil “dostu görünenler” felakete sürükler. Bu gerçek “iktidarlar” için de değişmez. Yönetimi elinde tutunlar “coşku” içinde yol alırlarken “senteze” varma yeteneklerini kaybedip, kolaylıkla “kendini tahrip” edecekleri bir sürece “sürüklenebilirler”. Bugün “iktidar” olan siyasi otoriteyi de “benim gibi ilk günden itibaren” eleştirenler değil “sinsice” el çırpıp, tempo tutup “yanlışa sürükleyenler” çözümsüzlüğün kenarına getirdiler. “Biz nasıl bu hale geldik” diyenlere duyurulur!
|