• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

26
Nisan
2008
Anasayfa arrow Haber Kategorileri arrow Güncel arrow Baykal:'Devletin parasıyla yandaş medya alınmaz'
Baykal:'Devletin parasıyla yandaş medya alınmaz' Yazdır E-posta
A.A   
Perşembe, 24 Nisan 2008

CHP Genel Başkanı Deniz BaykalCHP Genel Başkanı Deniz Baykal, demokrasinin sağladığı olanakları, cumhuriyet ve devletin milli ve laik kimliğini ortadan kaldırmak için kullanmanın, tam bir aymazlık olduğunu belirtti.

Baykal “Dokunulmazlık zırhının arkasına saklanan başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri demokrasilerde yoktur. 'Çoğunluğumuz vardır' deyip anayasayı değiştirmeye kalkmak, unutulmamalıdır ki bu iktidarların kendi meşruiyet temellerinin sorgulanmasına yol açar” dedi.

Baykal, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM'nin açılışının 88. yıldönümü dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda bir konuşma yaptı.

TBMM'nin, dünyanın en eski 10 parlamentodan biri olduğuna işaret eden Baykal, genelde meclislerin, yeni bir devletin kurulmasından sonra oluşturulurken, Türkiye'de tam tersinin yaşandığını anımsattı. Baykal, TBMM'nin, devleti, ulusal kurtuluş savaşı yapacak orduyu kurduğunu, savaşı yönettiğini, Atatürk'ün önderliğinde zaferi kazandığını, barışı yaptığını, saltanat ve hilafeti sona erdirdiğini, milli iradenin egemenliğini sağladığını, cumhuriyetin temellerini attığını anlattı.

Bu nedenlerle TBMM'nin kuruluşunun çok özel bir önemi olduğunu dile getiren Baykal, Meclisin, daima bağımsızlığın, egemenliğin, milli iradenin üstünlüğünün, hukuka saygının bir simgesi olduğunu vurguladı.

Baykal, halkı Müslüman olan bir ülkede, bir yandan dine saygı gösterilirken, diğer yandan dinin, devlet yönetiminde, hukuk ve eğitimde egemenliğine son vermenin, çağdaş bir anlayışla laikliği gerçekleştirmenin, Meclisin en büyük ve dünyaya örnek olacak eserlerinden biri olduğunu kaydetti.

Baykal, “O sayede egemenlik gökten yere inmiş, hanedandan millete geçmiştir. Teokratik otorite döneminin yerini, laik idare anlayışı almıştır” dedi.


23 Nisan'ın temsil ettiği egemenlik anlayışının, bir sosyal sınıfa, ırk veya kan esasına, kafatasına dayalı bir egemenlik olmadığına dikkati çeken Baykal, egemenlik anlayışlarını, “Hangi dinden, mezhepten, etnik kökenden, düşünceden olurlarsa olsun bütün insanların eşit ve hepsinin Türk ulusunun bir parçası” olarak tanımladı.

Baykal, Türkiye Cumhuriyeti'nin, bu büyük devrimin eseri ve demokrasinin yolunu açanın da bu cumhuriyet anlayışı olduğunu belirterek, cumhuriyet ile demokrasinin, ayrılmaz bir bütün olduğuna işaret etti.

“Cumhuriyetten uzaklaşarak demokrasiyi güçlendiremezsiniz. Cumhuriyeti azaltarak demokrasiyi arttıramazsınız” diyen Baykal, cumhuriyet ve onun en önemli temellerinden biri olan laikliğin, demokrasinin vazgeçilmez koşulu olduğuna dikkati çekti.

Baykal, “Demokrasi ve özgürlük uğruna laiklikten vazgeçeceğiz derseniz demokrasiyi de tahrip etmiş olursunuz. Türk toplumunda İslamiyet, laiklik ve demokrasi bir altın üçgen oluşturmuştur. Bunların tümüne aynı zamanda sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu.


Batının yüzyıllar boyunca savaşarak, kan akıtarak ulaştığı laiklik anlayışına, Türkiye'nin barış içinde, milli iradeye saygıyı zedelemeden, TBMM'nin ileri görüşlü yaklaşımları ve kararlarıyla ulaştığını dile getiren Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim laiklik anlayışımız devletin bütün inançlara, dinlere ve mezheplere saygı göstermesini ve eşit davranmasını gerektirir. Ama aynı zamanda hiçbir inancın, mezhebin ve dinin devletin yönetimini, hukukunu ve eğitimini etkilemesine izin vermeme ilkesine dayanır. Bizim milliyetçilik anlayışımız ulusumuzun ortak değerlerine dayanır. Herkesin etnik kökenine saygı gösteririz, ama etnik ayrımcılığın cumhuriyetimizi, demokrasimizi tahrip etmesine izin vermeyiz.

Bizim milliyetçiliğimizin temelinde ırkçılık yoktur. Siyasi bir bilinç ve siyasi bir dayanışma vardır. Her kökenden insanlarımızın aynı milletin çatısı altında kardeşçe yaşamalarını isteriz. Biz insanların etnik kökenine saygı gösteririz.”


CHP Genel Başkanı Baykal, 23 Nisan'ın aynı zamanda egemenliğin ve bağımsızlığın da temeli olduğuna işaret ederek, bu devleti kuranların, en güç koşullarda bile yabancıların hakimiyetine girmeyi kabul etmediklerini, başka devletlerin mandasına girme önerilerini reddettiklerini anlattı.

TBMM'nin, dünyada örneği görülmemiş büyük devrimleri, reformları gerçekleştirirken, hiçbir ülkenin baskısıyla, telkin ve tavsiyesiyle hareket etmediğini vurgulayan Baykal, ülkeyi çağdaş bir devlet haline getiren reformların hepsinin, milletin temsilcisi TBMM'nin özgür iradesinin ürünü olduğunu söyledi.

İmparatorluğun son yıllarında da yabancıların baskılarına boyun eğmeye razı olanların bulunduğunu, Atatürk ve Meclisin, onlara karşı inançla direnmeyi bildiğini belirten Baykal, “Ne yazık ki bugün de milli egemenliğimize, bağımsızlığımıza saygı göstermeyen bazı yabancı çevrelerin, kendi arzularını, iradelerini Türkiye'ye dayatmaya çalıştıklarını örnekleriyle görüyoruz” dedi.


Baykal, Türkiye'yi yönetenlerden, devletin kuruluş aşamasında, TBMM'de görev alan milletin temsilcileri gibi, bu baskılara direnmelerini, ülkenin egemenliğine ve bağımsızlığına kıskançlıkla sahip çıkmalarını istedi.

Ancak, bu baskıları bugün de sürdürmek isteyenlerin olduğunun anlaşıldığını belirten Baykal, şöyle dedi:

“Devletimizin temel yapısına, Lozan'daki kazanımlarımıza aykırı bazı taleplerini Türkiye'ye kabul ettirmek isteyenler vardır. Türkiye'nin bağımsızlığının en güçlü teminatlarından biri olan yüksek yargı organlarımıza baskı yapmaya yeltenenler vardır. Bundan daha da vahimi, bu dış baskıları tahrik ve teşvik eden bazı çevreler de vardır. Bunları şiddetle kınıyoruz. Ve inanıyoruz ki, hiçbir iç ve dış güç, hiçbir siyaset adamı, hiç bir milletlerarası kuruluş Türk hakimlerinin özgür vicdanlarını etkileyemeyecektir.

Biz gerçek bağımsızlığımıza, adli kapitülasyonları kaldırarak kavuştuk. Şimdi adı konulmamış bir kapitülasyon sistemini Türkiye'ye kabul ettirmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.”


“EGEMENLİĞİMİZ, LAİKTİR”


Genel Kurul salonunda kürsünün arkasında yazılı “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir” sözünü gösteren Baykal, bu anlayışa nasıl ulaştıklarını, kimsenin unutmaması gerektiğini belirtti.

TBMM'in açılışından bu yana 88 yıl geçtiğini, 88 yıl önce bütün vatanın işgal altında olduğunu anımsatan Baykal, İstanbul'da egemenliğin sahibi konumunda olan halife sultanın, yandaşlarıyla, işgal kuvvetlerinin emir ve kumandası altına girmekte hiçbir sakınca görmediğini söyledi.

Baykal, 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu'nun dini ve siyasi egemenliğinin, halifesiyle, padişahıyla, şeyhülislamı ile bir İngiliz kumandanına teslim edildiğini ifade etti. Baykal, diğer yandan işgal ordularına ve onların hizmetkarı yerli işbirlikçilerine karşı büyük bir milli bağımsızlık mücadelesi açan ve zafere ulaştıran iradenin, zafer sonrasında egemenliğin millete ait olduğunu ilan ettiğini anımsattı.

Egemenlik masa başındaki tartışmalarla, ilmi ya da dini fetvalarla devredilmediğini ya da devralınmadığını dile getiren Baykal, egemenliğin Atatürk önderliğinde asker, sivil vatandaşların eşsiz gayretleri ve fedakarlıklarıyla Sakarya'da, İnönü'de, Dumlupınar'da, savaş meydanlarında kan ve can pahasına kazanılmış bir hak olduğunu vurguladı. Baykal, egemenliğin, dini siyasete alet eden otoritelerle ve onların fetvalarıyla, dini otoriteleri kullanan işgal güçleri ile mücadele ederek kazanıldığını anlattı.

Baykal, “O nedenle bizim egemenliğimiz, işbirlikçi teslimiyetçi değildir, millidir. Bizim egemenliğimiz dine dayalı değildir, laiktir. Anayasalarımızda yer alan laiklik ilkesinin değiştirilmesi teklif dahi edilemez” diye konuştu.


“DENETİMSİZ İKTİDAR, DEMOKRATİK DEĞİLDİR”


Siyasi iktidarların meşruiyetinin temelinin anayasa ve hukuk olduğuna işaret eden Baykal, demokrasilerde hiçbir iktidarın kendi meşruiyetiyle ilgili tartışmaları, yeni bir anayasa, yeni bir hukuk yaparak ortadan kaldırmasının mümkün olmadığını söyledi.

“Denetimsiz güç, güç değildir. Denetimsiz iktidar, demokratik değildir, meşru değildir” diyen Baykal, anayasa ve hukuk zafiyetlerinin, oy oranları ile kapatılamayacağını ifade etti.

Seçimin, Mecliste ve hükümette kimin iktidar, kimin muhalefet olacağını belirlediğini dile getiren Baykal, hiçbir seçim sonucunun, iktidarların hukuka ve anayasaya bağlı kalma, yargı bağımsızlığına saygı gösterme zorunluluğundan kurtulma sonucunu doğurmaya yetmeyeceğini bildirdi.

Laiklik anlayışının, devletin bütün inançlara, dinlere, mezheplere saygı göstermesini ve eşit davranmasını gerektirdiğini vurgulayan Baykal, “Ama laiklik anlayışı aynı zamanda hiçbir inancın, mezhebin, dinin, devletin hukukunu, eğitimini ve yönetimini oluşturmasına izin verilmemesini de gerektirir. Siyasetin referansı demokrasi olmaktan çıkar, inanç ve din olursa, bunun sonucu kargaşa, çatışma ve karanlık bir otoriter rejimdir” diye konuştu.


Egemenliğin milli olmasının, aynı zamanda hem etnik olmaması hem de dini olmaması anlamına geldiğini vurgulayan Baykal, sözlerini şöyle tamamladı:

“Devletimizin daha sonraki gelişmeleri de bu temelde yükselmiştir. Cumhuriyet bu temelde gerçekleştirilmiştir. Demokrasiye, cumhuriyetle de pekiştirilen bu temeller üzerinde ulaşılabilmiştir. Demokrasimizin sağladığı olanakları, cumhuriyetin ve devletin milli ve laik kimliğini ortadan kaldırmak için kullanmak tam bir aymazlıktır.

İktidarların seçimden çıkmış olması demokrasiyi güvence altına almaya yetmez. Dokunulmazlık zırhının arkasına saklanan başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri demokrasilerde yoktur. Kendi suçları için af çıkaran bakanlar, milletvekilleri demokrasilerde yoktur. İktidar olanakları ile kendi yakınlarına ihale ayarlamak, demokrasilerde yoktur. İktidar olanakları ile devlet bankalarını kullanarak yakınlarınıza yandaş medya satın almak demokrasilerde yoktur. 'Anayasanın temel ilkelerini dini temellerde yeniden yorumlayacağız' diyenlere devletin en önemli görevlerini vermek, demokrasilerde yoktur. Devletin en önemli yönetim birimlerini cemaat, tarikat örgütlenmelerine teslim etmek demokrasilerde yoktur. Derslerde cihat çağrıları yapan, kasetlerle lise öğrencilerinin beynini yıkayan bir kadrolaşma anlayışına, Milli Eğitim Bakanlığını teslim eden bir zihniyete demokrasilerde yer yoktur. Bütün bunların sonucunda, bu uygulamaların sorgulanmasını engellemek için 'çoğunluğumuz vardır' deyip anayasayı değiştirmeye kalkmak, unutulmamalıdır ki bu iktidarların kendi meşruiyet temellerinin sorgulanmasına yol açar.”


Baykal'ın konuşmasının son bölümüne, iktidar partisi sıralarından tepki geldi.

İktidar sıralarından “yuh” seslerinin duyulması üzerine ayağa kalkıp, bu sıralara doğru yönelen CHP Edirne Milletvekili Bilgin Paçarız'a başta CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, diğer CHP milletvekilleri müdahale etti.

Kılıçdaroğlu, daha sonra ayağa kalkarak, Baykal'ın konuşması sırasında iktidar partisi sıralarından laf atıldığını söyledi. TBMM Başkanı Köksal Toptan da gerekli uyarıyı yaptığını kaydetti.


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 

  :: ÖSS'de yeni sistem gelecek yıl   :: Kutsal Golü Beklerken   :: AKP Türkiye'nin İkinci Sorunudur!   :: AKP'nin Aldatma Operasyonu   :: Spor olsun diye laik!   :: Helal skandal...   :: Görüntülü telefon geliyor   :: CHP'den Kuzey Irak'la dostluk(!) mesajı:«KÜRDİSTAN'a Yeşil Işık»   :: 'Mahkemeler adalet dağıtan kurumlardır'   :: Yoksulluk sınırı 2 bin 336 YTL   :: DİZELİN AVANTAJI KALMADI   :: Milyonlarca Avro uçtu   :: AKP Sentez mi? Antitez mi?   :: Tasarımsızlık   :: CHP Kurultayı...   :: İki Karne   :: Bahçeli'den yaklaşan tehlike işareti   :: Utanmayanlar varsa buradan devam edelim!   :: İyi bir yönetimi hak ediyor muyuz?   :: Delege filan...   :: Mgk: Tedbirler Kararlılıkla Sürdürülecek   :: Araba tutmasına karşı zencefil   :: Mısır depoya girdi, tarımda zammın sorumlusu oto oldu   :: Microsoft'tan 'Live Mesh'   :: Çinlilerden CNN'e 1,3 milyar dolarlık dava   :: Böyle insanlar hala var   :: CHP'den Erdoğan hakkında suç duyurusu   :: Sınırı Geçemediler   :: Fille Alay Etmek Pahalıya Patladı: 3 Ölü!   :: Çin, İnternet Kullanımında Birinci

'Mahkemeler adalet dağıtan kurumlardır'

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim kılıç, "Anayasa Mahkemesi'ne intikal etmiş davalarla ilgili olarak, gerek ulusal gerekse uluslararası çevrelerce Mahkemeyi yönlendirme,...

Mgk: Tedbirler Kararlılıkla Sürdürülecek

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, Irak'ın kuzeyinde üslenmiş terör örgütüne karşı Türk Silahlı Kuvvetlerince yapılan...

Baykal:'Devletin parasıyla yandaş medya alınmaz'

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, demokrasinin sağladığı olanakları, cumhuriyet ve devletin milli ve laik kimliğini ortadan kaldırmak için kullanmanın, tam bir aymazlık olduğunu belirtti.

Trafiği rahatlatmak için yeni düzenlemeler geliyor

Sürekli artan petrol fiyatları, Türkiye'nin akaryakıt faturasını her geçen gün şişiriyor. Yıllık 40 milyar dolara ulaşan tüketimin düşürülmesi ve...

Roj TV için suç duyurusu

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, PKK yanlısı yayın yapan Roj TV hakkında suç duyurusunda bulundu.

Önce çökerttiler şimdi uyarıyorlar

IMF ve Dünya Bankası, AKP'ye uygulattığı politikalarla tarımı bitirdi.

Leyla Zana'ya 2 yıl hapis

Bebek katili Öcalan'a "Kürt önderi" diyen Leyla Zana'ya 2 yıl hapis cezası...

Memurlar bu habere dikkat!

Ankara 12. İdare Mahkemesi, 5525 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun'a rağmen, mali ve özlük haklarının iade edilmemesinden...

Bu Kategorideki Diğer Başlıklar

Dengeli.net - Kalemini Kullan Sessiz Kalma...

 

E-mail ile haberdar ol:

Sistem FeedBurner

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk

SİZ'CE

AKP davasında Savcılarımız Cumhuriyetin ve Demokrasinin kendilerine verdiği yetkiyi kullanmıyor mu?
 
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

ÖNCEKİLER
SONRAKİLER